Aşık olunca hayatın anlamına yaklaştığımızı zannederek mantığın sınırlarından dışarı çıkarız. Mantıksız kafa, mesnetsiz umutlarla dolup taşar. En büyük sevinçler, 24 ayar yanılgılardan doğar.
Azize Thecla hem Katoliklerin hem de Ortodoksların önem verdiği bir azize olarak iki mezhebin de kabul ettiği birer gün arayla kutlanan anma günlerine sahiptir. Buna göre her yıl 23 Eylül'de Katolikler ve 24 Eylül'de Ortodokslar, Azize Thecla Günü olarak azizeyi dualarla yücelterek anmaktadır.
Bizden koparılmış olsalar sahip olduklarımızı nasıl göreceğimizi tam da kendi gözlerimizle görmeye çalışmalıyız: Mal mülk, sağlık, dostlar, sevgili, karı ve çocuk ya da işte her ne ise. Değerlerini çoğu zaman onları kaybettikten sonra hissederiz. Eğer bunu gerçekleştirebilirsek, sahip olmak ilk etapta bizi doğrudan doğruya daha da mutlu eder; ikinci olarak da kaybın kesinlikle önüne geçeriz, malımızı tehlikeye atmayız, dostlarımızı öfkelendirmeyiz, karılarımızın sadakatini sınamayız, çocuklarımızın sağlığını gözetiriz vs. Sahip olmadığımız şeylere bakarken, “Benim olsaydı nasıl olurdu?” diye düşünme eğilimindeyizdir ve işte böylece yokluğu hissederiz. Oysa bunun yerine sahip olduğumuz şeyler için sık sık şunu düşünmemiz gerekirdi: “Bunu kaybetsem ne olurdu?”
Ayetteki bahsedilen ifadelere, göğüs gibi uyan başka bir bölge bizce bulunmadığı için “süsler” ifadesiyle özellikle göğüslerin kastedildiği sonucuna varıyoruz.