4/10
·264 syf.··
2026 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 21:37
Pankreas kanserine yakalanan, ölmekten çok korkan bir adamın tedavisi için alternatif tıp yöntemi olan henüz ölmeden uzun yıllar dondurulma işlemini(kriyonik) seçmesi ve başına gelen şaşırtıcı olayları anlatılıyor. Ölüm-yaşam ikigenini bilim tadında okucuya aktarmış. Şimdi gelelim sadede; Oysa ben aşık olmuştum. Üstelik aramızdaki korkunç yaş farkına rağmen. Eskiden bırakın bunu söylemeyi, düşünürken bile utanıyordum ama artık umrumda değil. (sf. 43) Evet, kitabın bu alıntısından anlaşılacağı üzere yazarımız çok güzel bir romanın nasıl berbat edilebildiğini göstermek istemiş. Ve bunu tramvaları üzerinden aktarmış. Hepimizin tramvaları var tabiki ama anormal duygularımıza zemin hazırlamasına izin vermemeye çalışıyoruz. Konuya dahil edilmeyebilirdi. Yazarın kalemini çok beğeniyorum ama bu kitabı beklentimi karşılamadı. Distopik romanlara göre Bilimkurgu romanları daha çok ilgimi çekiyor ve maalesef ki Türk yazarları azımsanacak kadar az, hele de kalifiyeli olanları. Yazarın eline sağlık, çok güzel bir konuyu yine romana yedirmiş, emek ister çünkü verdiği bilgileri çiğ veyahut askıda bırakmıyordu. Ama sadece bu kadar çünkü 57 yaşındaki bir karakteri neden 24 yaşlarında birine bir şeyler hissetmesini aktarabilirsin ki, normalleştirmek bu düpedüz. Bu yüzden bazen baş karakterin hislerinin tasvir edildiği yerlerde çok sıkıldım. Mater serisi konu bakımından çok daha iyiydi. Bu önemli detayı geçersem eğer içeriği gerçekten özgün ve güzeldi. Bir de karakterleri için hep Latince isimler kullanıyor bayağı değil ama Türk isimler tercih edilebilirdi zannımca. Türk Bilimkurgu roman türünde farklı bir şeyler okumak isteyenlere özgün bir içerik sunuyor, bu açıdan okunabilir. Okuyacak olanlara da şimdiden iyi okumalar...
BiomortemSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20252,774 okunma
Puan vermedi·540 syf.··
2018 120. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2018 00:00
Kitap için sayfa sayısına rağmen 24 saatte biterek bir ilk'e imza attı diyebilirim. Çünkü konuya girmek için gereksiz yere uzatılan sayfalar karşılamadı beni. İlk sayfalardan içine hapsedince bitirmeden çıkmak olmuyor malumunuz. Tabi ki çok sevdiğim ve bir kaşık suda boğmak istediğim henüz iyi miii, kötü mü olduğuna karar veremediğim gizli kahramanlarım vardı. Bunların yanı sıra hayrete düşürenler de vardı ki ana karakterde bunu sık sık yaşadım. "sen insansın" diye tutup sarsmak istedim. "evet yakışıklı olabilirsin, çekici olabilirsin, zeki olabilirsin, pratik zekaya sahip olabilirsin, dirayetli olabilirsin, sadık olabilirsin, iradeli olabilirsin, romantik olabilirsin, düşünceli olabilirsin, detaycı olabilirsin, merhametli olabilirsin, acı çekmiş olabilirsin, dürüst olabilirsin, güvenilir olabilirsin ... Ama hepsi birden olamazsın kendine gel" demek istedim. Ama bu büyüyü bozmak istemediğim için sustum. Bir karakterde bu saydıklarımın hepsi var ve bu yüzden başına gelenleri, verdiği tepkileri, olaylara yaklaşımını, bulduğu çözümleri merak ve hayretle okuyorsunuz. Sanırım kitabın sıkmaması da bundan kaynaklanıyor. Şahsen ben sıkılacak vakit bulamadım. Karakterlerin ağzından, geçmişlerine yönelik anlattıkları hayat kesitleri de çok etkileyiciydi. Hepsinde ayrı bir kırılma noktası mevcut. Eh böyle olunca yan karakterlerin hayatları da okuyanı sıkmaktan uzaklaşıyor. Tepkileri hafif bulduğum kısımlar yok değil, ama karakterlerimiz daha sonra birbirlerine anlatırken ya da hatırlarken yaşıyorlar asıl yoğunluğu. Bu yüzden devamını çok merak ediyorum. Tek kötü yanı var, fazla kahve içirtiyor. Okuyunuz efendim, hayatın içinde ki her duygudan dozunda bulacaksınız. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Acı Bir Tebessüm-BaşlangıçBarış Demirbaş · Anatolia Kültür Yayınları · 201857 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·152 syf.·
2026 416. kitabı
Bütün hayatını tıpkı bir tür kaplumbağa gibi, mükemmel bir duygusal savunma aracı olan kalın bir kabuğun içinde geçirdi; bu zırhı aşmanın yolu yok. Daniel Wallace Büyük Balık insanların anlattıkları hikayelerin ve masalların aslında onların kim olduklarını, nasıl hatırlanmak istediklerini yansıttığını anlatır. Şimdi ona bakıyorum da, kaybolmuş görünüyor, nerede olduğunu, kim olduğunu bilmiyormuş gibi. S:24 Edward Bloom, hayatını "dünyanın en sıradışı adamı" olmaya adamış ve olağanüstü olaylar yaşamış biridir. Oğlu Will ise bu bitmek bilmeyen abartılı hikayelerden sıkılmıştır ve çocukluğundan beri babasının gerçekte kim olduğunu merak eder. Edward Bloom, devasa balıkları tek bir yüzükle yakaladığını, cadılarla karşılaştığını ve zamanı durdurduğunu iddia eden karizmatik bir adamdır .Kuşak Çatışması: Ciddi ve gerçekçi bir yapıya sahip olan oğlu William, babasının düğününde bile bu abartılı hikayeleri anlatmasından rahatsız olur ve babasını hiç tanıyamadığını düşünerek onunla uzaklaşır.Hakikati Arayış: Edward yasamının son günlerın de döşeğindeyken, William babasının anlattığı masalsı olayların ardındaki gerçekleri ve kim olduğunu anlamaya çalışır. Baba-Oğul Çatışması: Will, gerçeği ve yalanı ayırt edemediği babasına karşı mesafelidir. Ancak Edward'ın hastalığı ilerledikçe Will, babasının anlattığı bu mitik hikayelerin ardındaki duygusal gerçekleri ve hayat felsefesini kavramaya başlar.. Roman, sıradan olayların ve gerçeklerin içine devlerin, cadıların ve fantastik maceraların harmanlandığı büyülü gerçekçilik türünde yazılmıştır Büyük Balık .Peki babam senin için ne yaptı?" diye soruyorum ve yaşlı adam gülümsüyor. "Beni güldürdü," diyor. S:94
Edebiyat & Roman
Büyük BalıkDaniel Wallace · Yapı Kredi Yayınları · 2011619 okunma
Çoçuk ve savaş
Puan vermedi·170 syf.··
2026 12. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 14:16
Kitap; bir otobiyografi. 1992-1995 yılları arasında yaşanan Bosna-Hersek Savaşı'nı, o zaman daha 7 yaşında olan yazarın gözünden görüyorsunuz. O dönem çocuk olan yazar, savaşın başlamasıyla çocukluğunun nasıl elinden alındığını yazıyor. Evleri bombalandığı ve oyuncakları diğer tüm eşyalarla beraber parçalandığı için oyun oynayacak oyuncağı kalmıyor. Zaten diğer tüm çocuklar gibi dışarı çıkıp oynayamıyor çünkü karşı dağdan keskin nişancılar insan avında 7-24. Okula giderken bile vurulmamak için zikzak yaparak koşuyor ya da araçların ve binaların arkasına gizlenerek gitmek zorunda kalıyor diğer tüm Boşnaklar gibi. Amerika'dan, Avrupa'dan yardım diye 30 yıllık kokuşmuş, hayvaların bile yemediği konseverler ve böceklenmiş paketli erzaklar yemek zorunda kalıyorlar. Çünkü yaşıdıkları başkent Saraybosna tarihin en uzun kuşatması altında. İnsani olmayan şartlarda geçen 4 yılı anlatıyor yazar. Kitabı okurken aklınıza Gazze geliyor. O tarihte Bosna-Hersek'te müslümanlar ne yaşadıysa şuan aynısını hatta daha fazlasını Gazze yaşıyor. 30 küsür yıl önce Bosna Hersek'te savaş yüzünden çocuklukları ellerinden alınan Boşnak çocukları nasıl mağdur edildiyse şimdi de Gazze'de çocukların çocuk olmasına müsade edilmiyor.
Kurşunların da Rengi VarEmine Seçeroviç Kaşlı · Alfa Yayıncılık · 20131,078 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 56. kitabı
İnsancıklar, yoksulluk ve çaresizliğin kıskacındaki yaşlı bir devlet memuru olan Makar Devuşkin ile öksüz ve hasta genç bir kadın olan Varvara Dobroselova arasındaki dokunaklı ilişkiyi anlatıyor. Dostoyevski’nin henüz 24 yaşındayken kaleme aldığı ve kendisine büyük bir şöhret kazandıran bu ilk romanı, iki kahramanın birbirlerine yazdığı mektuplardan oluşuyor. Eser, toplumsal hiyerarşinin en alt basamağında hayatta kalmaya çalışan "küçük insanların" gururlarını koruma çabalarını, iç dünyalarındaki fırtınaları ve büyük fedakarlıkları muazzam bir şefkat ve psikolojik derinlikle gözler önüne seriyor.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,8bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2018 68. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2018 00:00
@isbankasikulturyayinlari n dan müthiş bir #stefanzweig kitabı olan #birkadınınyaşamından24saat 'i okudum. Beni çok etkileyen bir korku-gerilim kitabının ardından #zweig ilaç gibi geldi. Anlaşılır tarzıyla, insanı içine çeken anlatımıyla sakinleştirdi beni. Bir oturuşta, sindire sindire okuyabileceğiniz, kolay, bir o kadar da diğer eserleri gibi derin bir kitap... Bu kitabında 1920'li yılların sonlarında Avrupa'nın varlıklı insanlarının, insanlık ve ahlak anlayışlarındaki saplantılı hayatlarını, tutkularını, gem vuramadıkları arzularındaki riyakarlığı konu almış. Eşinin ölümünden sonra her şeyden vazgeçen, onun hayattayken yaptıklarını yaparak yaşayan bir kadın. Kumarhanede hırslarının ve saplantısına olan tutkusunun esiri genç bir adam. İkisinin bilerek ya da bilmeyerek yaşadıkları 24 saat. Kadının tasvirlerinde ki tutkuya ayrıca bayıldım. Bir adamın her hareketi nasıl böylesi yoğun tarif edilebilir. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,8bin okunma