Kitap üzerine ayrıntılı incelemem
10/10
·440 syf.·
2026 33. kitabı
Fatih Yaşlı'nın Halkçı Ecevit adlı çalışması, Türkiye siyasal tarihinin 1960-1980 dönemini tarihsel materyalist bir perspektifle ele alan önemli eserlerden biridir. Kitap yalnızca CHP'nin bu dönemde izlediği siyaseti kronolojik olarak aktarmakla kalmamakta, aynı zamanda siyasal gelişmeleri sınıf ilişkileri ve toplumsal güç dengeleri üzerinden analiz etmektedir. Konuyu daha geriden ele alacak olursak, 1925 yılında Şeyh Said İsyanı'nın ardından çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu, hükümete olağanüstü yetkiler tanımış ve yalnızca isyan hareketlerine karşı değil, aynı zamanda sosyalist, komünist ve sendikal faaliyetlere karşı da kapsamlı bir baskı rejiminin kurulmasına zemin hazırlamıştır. Takip eden yıllarda Türkiye'de sol hareketler, sendikalar ve çeşitli emek örgütleri sürekli olarak baskı altında tutulmuş; tutuklamalar, parti kapatmalar ve örgütlenme yasakları uzun yıllar boyunca siyasal yaşamın belirleyici unsurlarından biri olmuştur. Bu dönemde 1 Mayıs kutlamaları ortadan kaldırılmış, Cumhuriyet'in resmî ideolojisi ise sınıf çatışmasını reddeden ve toplumu "sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir kitle" olarak tanımlayan solidarist bir anlayış üzerine inşa edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından şekillenen Soğuk Savaş koşullarında Türkiye'nin Batı blokuna eklemlenmesiyle birlikte antikomünizm devlet politikalarının merkezî unsurlarından biri haline gelmiştir. Bu durum, zaten sınırlı olan sol siyasal alanın daha da daralmasına yol açmıştır. Bununla birlikte, 1950-1960 arasındaki Demokrat Parti iktidarının ardından gerçekleşen 27 Mayıs müdahalesi ve sonrasında hazırlanan 1961 Anayasası, Türkiye tarihinde görece daha özgürlükçü bir siyasal ortam yaratmıştır. Sendikal hakların genişlemesi, grev ve toplu sözleşme imkanlarının tanınması, üniversite gençliğinin ve çeşitli
Düşünce
"Halkçı Ecevit"Fatih Yaşlı · Yordam Kitap Yayınları · 202039 okunma
10/10
·320 syf.··
2019 37. kitabı
·
248 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2019 00:00
Cumhuriyet döneminin iktisat politikalarını, resmi tarihçiliğin o kaba kalkınmacı övgülerinden kurtarıp, sermaye birikim süreçlerinin ve sınıf çatışmalarının tarihsel seyri olarak okuyan cesur bir eser. İthal ikameci devletçilik modelinin yapısal olarak nasıl tıkandığını ve 24 Ocak 1980 kararlarıyla (ve hemen ardından onun uygulayıcısı olan 12 Eylül darbesiyle) Türkiye'nin küresel finans-kapitale nasıl kanlı bir şekilde entegre edildiğini teşhir ediyor. Ekonomik krizlerin siyasal rejim değişikliklerini nasıl doğrudan zorunlu kıldığını, emeğin tarihi kazanımlarının burjuvazi tarafından devlet zoruyla nasıl acımasızca gasp edildiğini rakamlarla belgeliyor. Kapitalizmin bu topraklardaki gelişim dinamiklerini ve devletin ekonomideki o bitmek bilmez sınıf tarafgirliğini kavramak için aşılmaz bir iktisat tarihi çalışmasıdır.
1000Kitap
Devletçilikten 24 Ocak KararlarınaFikret Başkaya · Öteki Yayınevi · 20153 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
KARŞILAŞTIRMALI FRANSIZ ESERLERİ VE TÜRK ESERLERİ ÜZERİNE YAZILAR Özlem Küçük, “Hıçkırık Ve Vadideki Zambak Eserlerinde İmkânsız Aşk Ve Kadının Toplumsal Rolü”, Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, S. 1, 109-120. Sedat Maden, “Aşk-ı Memnû Ve Madam Bovary Romanlarında Kadınların Yönlendirdiği Olay Örgüsü”, Türklük Bilimi Araştırmaları, S.24, Temmuz 2008, Ss. 79-97. Elmas Şahin, “Balzac İle Esendal'ın Kiracıları Goriot Baba Ve Ayaşlı İle Kiracıları Adlı Romanlara Karşılaştırılmalı Bir Yaklaşım”, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, S. 42, Ss. 123-131. Yavuz Selim Uğurlu, “Benzerlikler Bakımından Karşılaştırmalı Bir Yaklaşım: Honoré De Balzac İki Gelinin Hatırâları Ve Raif Necdet Kestelli-İsyân-I Meşrû”, Uluslararası Sosyal Bilimler Ve Eğitim Dergisi, Nisan 2021, S. 4, Ss. 1-16. Hacer Gülşen , “Kırmızı Ve Siyah Romanı İle Mai Ve Siyah Romanlarında Renkler Üzerine Bir İnceleme”, Rumelide Dil Ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi, Temmuz 2023, S. 12, Ss. 224-230. Fesun Koşmak, “Hayatın Kaynağı-Hayatın Sonu Olarak “Ölüm Ağzı” Ve “Germinal”de Maden”, Folklor/Edebiyat, Ocak 2016, S. 85, Ss. 183-192. Mustafa Solmaz, “Germinal Ve Sevgili Arsız Ölüm Romanlarında Yoksulluğun Aile Düzenine Etkisi”, International Journal Of Social And Humanities Scinces Research (JSHSR) 9(88), 2138-2142, 2022. Musa Demir, “Açık Bir Etkileşim Örneği: Bulantı Ve “Bunaltı” Adlı Eserlerde Ortak Bir Üslup Özelliği Olarak Felsefî Söylem Biçimi”, Türklük Bilimi Araştırmaları, Haziran 2016, S. 39, Ss. 77-92, Rıfat Günday, “Zola’nın Gerçek Ve Güntekin’in Yeşil Gece Adlı Romanlarında Dinin Çıkarlara Alet Edilmesi”, Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Aralık 2016, S. 1, Ss. 35-50 Hacer Gülşen, “Demircilerin Grevi” Şiiri Ve
Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Osmanlı'da Ahlak EğitimiUmut Kaya · Ensar Neşriyat · 20130 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 4. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 22:59
SUZAN DEFTER HAYATIM BENİM OLMAZSA ORTALIK MALI OLUR. Bir hayat nedir? Bir hayat nasıl yaşanır? Bir hayatın içine kaç hayat sığar yahut bir hayatı kaç kişilik yaşayabilir bir insan? Deneysel bir çalışma olan Suzan Defter, iki karakterin günlükleri üzerinden şimdiden geçmişe ve geleceğe bir mercek sunuyor. Kitabın günlük şeklinde yazılması olayların inandırıcılık seviyesini okur gözünden arttırırken iki karakterin aynı günü farklı detaylarla anlatması gerçeğin yeniden kurulmasına sebebiyet veriyor. Kitabın biçimsel manada edebiyat dünyasında bir ilke imza attığını görüyoruz. Sol tarafta erkek karakter Ekmel’in günlüğü, sağ tarafta ise kadın karakter Derya’nın günlüğü yazılı. Bu durum okuyucuları kitapta basım hatası olduğu yanılgısına düşürüyor. Halbuki yazar okuyucudan her daim açık bir bilinç ve aynı zamanda aynı hikayenin iki kişi tarafından farklı anlatımına şahitlik etmesini istiyor. Günlükler her ne kadar bilincin en açık ve en gerçek alanı gibi görünse de aslında insanın kendine en fazla oto sansür uyguladığı metin türüdür. Bilinç yaşadıklarını kağıda yazarken yaşanan anları tekrar kurar ve kurmaca olmayan bu metin kişinin mağduriyetlerini ve zaaflarını gördüğü bir alan yaratır. Günlük, Suzan Defter’de aslında bir iyileştirme, hayattan kaçma ve tarihin yeniden yaratımı etkisi olarak görülür. Ekmel karakteri günlüğüne hayata tutunmak için son bir şans olarak başlar. Günlüğünün sayfaları bittikten sonra ölmek ister. ‘’Bu defterler dolduğunda unutacak olursam seni; görün, uykuma gir, gülümse bana, hatırlayayım verdiğim sözü ölüm.’’ (s.8) Derya ise günlüğünü içinden çıkamayacak kadar derin duygularda boğulduğu için yazar. ‘’Bir kadın birdenbire günlük tutmaya başlamışsa, ya aşık olmuştur ya terk edilmiştir.’’ (s.9) Kitaptaki zamanlamalara bakarsak 12 Eylül, Kıbrıs
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
bir yemek nasıl yapılmaz? bir kitap nasıl yazılmaz?
1/10
·176 syf.··
2026 10. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 19:50
Mustafa Kemal'in en sevdiği yemeklerden birini kendisi hakkında okumalar yapan muhtemelen çoğu kişi bilir.. bu yemek, etsiz kuru fasulye; kendisinin ifadesiyle, yağlı fasulyedir.. peki bu yemek nasıl yapılır? şöyle; kuru fasulye, sıvı yağ, kuru soğan, salça, su, tuz gerekli miktarda temin edilir.. tencerenin içerisine önce eldeki sıvı yağ dökülür.. üzerine önceden doğranmış soğan eklenir.. soğanlar yağ içerisinde pembeleşinceye kadar kavrulur.. yağda kavrulan soğanın üzerine salça eklenir.. kısa süreliğine salça ve soğan bir arada karıştırılarak kavrulur.. devamında kavrulmuş salça ve soğanın üzerine kuru fasulye eklenir.. tencerenin içerisinde yer alan fasulyenin üzerine de miktarınca su ilave edilir.. bir süre sonra suda yumuşayan tencere içerisindeki kuru fasulyenin üzerine de gerekli oranda tuz ilave edilir.. ortalama yarım saat ocak üzerinde pişirilir.. evet, etsiz kuru fasulye ya da yağlı fasulye servise hazır.. ek: pişirilecek olan kuru fasulye pişirilmeden bir gün önce suya yatırılır, suda bekletilir.. yukarıdaki kuru fasulye yemeği tarifinin sıralaması yemeği yapan kişi tarafından değiştirilirse, ek olarak; fasulyeler bir gün önceden suda bekletilmezse, kuru fasulye ya yenilecek halden çıkar ya da tatsız tuzsuz, ne idüğü belli olmayan yavan bir yemeğe döner.. elbette bu tarifte malzemeler arası miktarın birbiri ile uyumu da önemlidir.. malzemeler arasındaki uyum oranı bozulunca da kuru fasulye yemeği, kuru fasulye yemeği olmaktan çıkar.. örneğin; bir gece suda bekletilmemiş kuru fasulyeleri, suyu malzemeye kıyasla bol yaparsanız, üzerine de tencereye önce fasulyeleri, sonra suyu, sonra soğanı, sonra yağı, en sonda da salçayı koyarak yaparsanız süreç sonunda tencere içerisinde göreceğiniz görünüşü bakımından büyük bir hayal kırıklığına uğratır sizi, damak
Mustafa Kemal Atatürk
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,449 okunma
Yazarın "Numa Dosyaları" biraz ağır ilerliyor!
6/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2025 119. kitabı
2013 yılında Altın Kitaplar tarafından basılan ve Clive Cussler’ın ortak yazar Graham Brown ile birlikte gerçekleştirdiği üç kitaptan (dilimize sadece ikisi çevrildi!) biri olan eser, Sezer Soner tarafından tercüme edilmiş. Kitap, Dirk Pitt serisinden sonra (daha doğrusu ona paralel!) yarattığı serilerden ikincisi (1999 yılından itibaren) oluyor. Clive Cussler 1965 yılında roman yazmaya başladı. Dirk Pitt'in maceralarını konu alan ilk romanı 1973 yılında yayınlandı. Kitapları yüz ülkede kırk dile çevrilmiştir. Yüz yirmi milyondan fazla okuyucusu vardır. Bu seriye verdiği başlık, “NUMA Dosyaları” aslında, “Dirk Pitt” serisinin devamı niteliği taşıdığını çok net bir biçimde belirtiyor. Serinin başrol kahramanı ve ekip Lideri Kurt Austin ve arkadaşları bir önceki seride yaşananlara benzer maceralar yaşamakla kalmazlar, Pitt romanlarından tanıdığımız Amiral Sandecker, Al Giordino, Rudi Gunn, Hiram Yaeger ve St. Julien Perlmutter gibi bazı karakterler de ara sıra rastlarız. Hatta Pitt bile, kitaplarda kısa pasajlarda yer alır. Yazar aynı zamanda batık gemileri bulup çıkarmakla ünlüdür. Oşinografi ve Deniz maceralarını konu alan romanlar yazan akıcı dilli romanı iyi kurgulayan bir yazardır. Romanlarının en eski ve ünlü karakteri deniz mühendisi, devlet ajanı ve maceracı Dirk Pitt belirli bir noktaya kadar kendisinin bir yansımadır. Özellikle deniz üstü ve denizaltında geçen maceralarında adeta oşinografinin Indiana Jones’udur; diyebiliriz. (Not: 24 Şubat 2020 tarihinde vefat etmiştir.) Yazar romanlarında, geçmiş ile günümüz arasında çok ilginç bağlantılar kurar, hatta bazı kitaplarında buna geleceğe yönelik planları da dâhil eder. Merak uyandıran ve okuru hep bir takım soru işaretleri ile zinde tutmayı başaran bir eser. Birçok farklı mekânda ve hatta bazen farklı zamanda
Bestseller/Çok Satan
FırtınaClive Cussler · Altın Kitaplar · 201334 okunma