10/10
·251 syf.··
Beğendi
·
2026 72. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 20:08
ANA-PEARL S.BUCK,256 sayfa Elimdeki kitabın şu an baskısı yok ve bana da çok sevdiğim bir arkadaşım sahaflardan bularak hediye etti,şiddetle okumamı istedi. Kitap 1970 yılı,beşinci basım,yaprakları sararmış ve hafif yıpranmış ama yaşanmışlıklarla dolu.Kitabın ilk sayfasının sağ tarafında çevirmen Mebrure Sami’ye yazarından gelen teşekkür ve içtenlikle yazılmış bir mektup,sol tarafında da çevirmene özel gönderdiği fotoğrafı var. Pearl S. Buck (1892 - 1973), Çin'de büyüyen ve bu deneyimlerini eserlerine yansıtan Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan ilk Amerikalı kadındır. Romanlarıyla Çin kültürünü Batı'ya tanıtan yazar, aynı zamanda kadın hakları ve Asyalı çocukların evlat edinilmesi konularında bir insan hakları aktivistiydi. Misyoner ailesinin görevi nedeniyle bebek yaşta Çin'e gitmiş, hayatının ilk kırk yılını orada geçirerek Doğu kültürünü ve kırsal yaşamı yakından gözlemlemiştir. Kitabın arka kapağında”Bu eseri okurken Çin’i unutacaksınız. Gözünüzde canlanacak olan bir Çinli ana değil, bir Anadolu anası olacaktır… İsmini bile söylemeyen bu adsız ana zaten doğrudan doğruya analığın canlı bir heykelinden başka nedir ki” diye yazıyor. Evet bu yazı olmasa bile okuduklarımız bize hiç yabancı değil.Kadın her yerde kadın,ana ,ama Anadolu kadını olmak,Uzakdoğu,Ortadoğu kadını olmak başka… Pearl S. Buck ‘ın Ana adlı romanı, feodal Çin’de yaşayan yoksul bir köylü kadınının evliliğinden, kaynanalık dönemine kadar uzanan yaşam mücadelesini ve derin annelik duygusunu konu alır. Yazarın isimsiz bıraktığı bu karakter üzerinden, toprağa bağlılık, yoksulluk, kültürel gelenekler ve kadının toplumdaki ezilmişliği evrensel bir dille anlatılır. Yazarın anaya isim vermemesi de bu yüzdendir.O,tüm dünyadaki kadınları,anaları temsil etmektedir.Çünkü dünyada nerede
AnaPearl S. Buck · Remzi Kitabevi · 2006939 okunma
7/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 83. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 17:25
Kitap Adı: Sırça Fanus Yazar Adı: Sylvia Plath Sayfa Sayısı: 256 Kitap Türü: Otobiyografik Roman Değerli Okur: Yazar bu kitapta kendi hüzünlü yaşamından izler taşıyan bir hikâye anlatıyor. Öyle bir hüzün ki, okuyucu olarak siz de zaman zaman öfkeye, çaresizliğe ve üzüntüye kapılıyorsunuz. “Bunu da mı yaşadın?” ya da “Bunu da mı yaşattılar?” diye düşünmeden edemiyorsunuz. Boşuna “En büyük acıyı en yakınlarımız yaşatır.” dememişler. Kitapta da sevginin nasıl kırılıp zaman zaman nefrete dönüşebildiğini görüyoruz. İnsanın kendi sessizliğinden rahatsız olması mümkün mü? Bu kitabı okuyunca bunun da mümkün olduğunu anlıyoruz. Sylvia Plath yaşadıklarını öyle güçlü bir dille anlatmış ki ne abartılı geliyor ne de eksik kalıyor. Yazara göre insan, hüzünlü renklerle karşılaştığında kendi hayatını hatırlıyor ve bir süre sonra kendi gölgesine sığınıyor. Yaşamı ise çoğu zaman bir sahtelik olarak görüyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, Esther’in umutla arasına koyduğu mesafe oldu. Oysa bana göre insanın tutunabileceği küçücük de olsa bir umut her zaman vardır. Fakat Esther, yaşadığı karanlığın içinde bunu göremiyor ya da görmek istemiyor gibi geliyor. Bu yüzden bazı bölümlerde ona üzülürken, bazı bölümlerde ise “Artık dur ve kendin için bir şey yap.” demekten kendimi alamadım. Sırça Fanus, sadece bir roman değil; insanın kendi içine yaptığı karanlık ve sarsıcı bir yolculuk. Bu nedenle okunması zor olsa da unutulması kolay olmayan kitaplardan biri. Belki siz de okurken Esther’in yerine kendinizi koyup onun göremediği bir umudu aramışsınızdır. Ben aradım. Belki de kitabın bende bıraktığı en derin iz buydu. A. Özgür
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 04:47
OKUDUM - BİTTİ! Kitap Hakkında · Kitap Adı: Çöl Çiçeği · Orijinal Adı: Desert Flower · Yazar: Waris Dirie · Kitap Puanım: 10 / 10 · Çevirmen: H. Gülru Yüksel · Yayınevi: Bilge Kültür Sanat · Sayfa Sayısı: 256 · Kitap İncelemem: Bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum açıkçası. Yani bazen bir kitabı kapatıyorsunuz, "güzeldi" diyorsunuz ve devam ediyorsunuz hayata. Bu kitapta öyle olmadı. Kapattım, yerime çakılıp kaldım. Başucu kitaplığımın en özel köşesine koydum, orası artık onun. Çöl Çiçeği sadece bir anı kitabı değil. Bir uyanış çığlığı bu. 1998'de yayınlandığında 20 dile çevrilmiş, yalnızca Almanya'da 1 milyondan fazla satmış. Bunları söylerken "global etki" falan demek istemiyorum aslında, şunu demek istiyorum: bu kitap insanların içine işlemiş. Benim de işledi. Ne Anlatıyor? Waris Dirie, Somali çölünde göçebe bir ailenin 12 çocuğundan biri. Kadın olmak orada, daha başından bir acıyla başlıyor. Henüz 5 yaşındayken kadın sünneti (FGM) denen şeye maruz kalıyor. İşkence diyorum buna, başka kelime bulamıyorum. Hijyen yok, sterilizasyon yok, sadece ilkel bir alet ve ardından gelen bir ömür boyu yük. Sonra 13 yaşına geliyor ve babası onu 60 yaşında bir adama 5 deve karşılığında satmak istiyor. Waris o gece kaçıyor. Çöle, karanlığa, hiçliğe doğru. O kaçış onu Londra'ya, oradan modelliğe, oradan BM Özel Elçiliği'ne taşıyor. Bunu yazarken bile tuhaf hissediyorum, çünkü bu bir roman kurgusu değil. Gerçek.
1000Kitap
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201411,6bin okunma
9/10
·256 syf.··
2026 80. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 01:11
#kübranınkitabı Merhaba kitap dostlarım Size bugün kapağıyla beni kendine çeken ve okudukça daha da sevdiğim bir kitapla geldim. Kitabı ilk gördüğümde bir kişisel gelişim kitabı sanmıştım ve açıkçası o tarz okumaktan biraz uzaklaşmıştım. Ama kapağında öyle bir şey vardı ki nedenini bilmeden beni kendine çekti. İyi ki de çekmiş… Çünkü okurken gerçekten bayıldım. Yazarın kapağa yazdığı “İçindeki sesi dinlemeye cesareti olanlara…” cümlesi kitabın ruhunu çok güzel anlatıyor. Kitap genel olarak Engin, Serap ve Jale’nin hayatı etrafında şekilleniyor. Birbirinden tamamen farklı hayatlar yaşayan bu üç insanın yolları bir şekilde kesişiyor. Yazar bazı hikâyeleri öyle güzel yerleştirmiş ki okurken bağlantıları tam kuramıyorsunuz ama Jale’nin aslında kim olduğunu öğrenince bütün parçalar yerine oturuyor ve “Aa!” oluyorsunuz Üstelik Jale’nin gerçek adının da farklı olduğunu öğrenmek beni ayrıca şaşırttı. Serap ve Jale’nin tanışması da Hayal sayesinde oluyor. İlk başta Hayal konusunda Jale’ye çok kızdım, hatta “Bir anne bunu nasıl yapar?” dediğim anlar oldu. Ama Jale’nin geçmişini öğrendikçe ona da ayrı üzüldüm. Bazı insanlar kötü oldukları için değil, çok yara aldıkları için yanlış yapıyor sanırım. Bir de psikolog Hakan Canay var… Açıkçası kendisini hiç sevemedim Ama yine de karakterlerin yollarının kesişmesinde büyük etkisi vardı. Hatta Engin ve Serap’ın, onlara iyi gelmediğini bilmelerine rağmen oraya gitmeye devam etmeleri biraz birbirlerini görmek istemelerindendi sanki. Yazarın dili çok sade ve akıcıydı. Kitap resmen film izler gibi aktı gitti. 256 sayfa olmasına rağmen iki günde bitti. Çalışmasaydım muhtemelen bir günde bile bitirebilirdim
AnemonlarZeynep Kesler · Ceres Yayınları · 20265 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 75. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 16:06
Kitabın adı:Washington Meydanı Yazarın adı:Henry James Sayfa sayısı :256 Evlenmek istediği adamı babasına anlatan kızın babası hiç razı değil. Çünkü adamın servet avcısı ve parası için kızıyla evlenmek istediğini düşünüyordur. Kızımız babayı ikna edemez gizlice nişanlanır. Nişanlılık dönemi çata pata küte gidiyor ama nasıl. Şimdi sizce babamız mı yoksa kızımız mı haklı çıkmıştır? Kısaca evlenmişler midir?...
Washington MeydanıHenry James · Can Yayınları · 2020249 okunma
Puan vermedi·208 syf.·
2026 298. kitabı
Türkiye solu 1970’lerde –başta öğrenciler olmak üzere– geniş toplumsal kesimlere ulaşırken, aynı ölçüde kadınları da içine aldı. Yüzlerce kadının sol siyaset içinde yer almasının tarihi de olan 1970’ler, aynı zamanda toplumsal cinsiyet yapısının sorgulanmasının nüvelerini de içinde taşıdı.. Düşüncelerinden, eylemlerinden ötürü tutuklanan yüzlerce kadın için “özel” kadın koğuşları oluşturuldu. Ankara’da gözaltına alınan kadınlar önce Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu’na konuk edilip, ardından da başta Sağmalcılar Cezaevi olmak üzere, birçok cezaevinde uzun süre tutuklu kaldılar. Adli tutuklu kadınlar onlara “anarşik kızlar” dediler. Çoğu okuma yazma bilmeyen adli tutuklu kadınlar için cezaevlerinde “okul” açan “anarşik kızlar” da onlardan çok şey öğrendiler. Tutukluluk sürecini yaşayan “anarşik kızlar”, hep birlikte resim çektirmek için bir gün cezaevinin avlusuna çıktılar. Hava güneşliydi, objektife gülümsediler. Hayatın çağrısını duyuyorlardı, henüz çok gençtiler… Bu kitap, 1970’lerin siyasal hareketinin içinde yer alan kadınlara bir fotoğraf çerçevesinden bakıyor. Ancak, sol siyasal tarihle örülen bu çerçeve, zamana yayılarak genişlerken, sol tarihe damgasını vurmuş olaylarla da yeri geldiğinde buluşuyor.. Kızıldere'de Çayan, Özüdoğru, Arıkan, Ayna, Alptekin, Atasoy, Saruhan, Kurt ve Yılmaz güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu öl­ düler, Sa ff et Alp kurşuna dizildi. Kürkçü saklandığı yerde ertesi gün yakalandı. İki ayrı THKP-C davasında Ertuğrul Kürkçü, Ziya Yılmaz ve Oktay Etiman idam cezasına; Yusu f Küpeli, Münir Ramazan Aktol­ ga, Orhan Savaşçı, Necmi Demir, Kamil Dede, İlkay Demir Alpte­ kin, Rüçhan Manas, Kadriye Deniz Özen müebbet hapse mahkum oldular. 256 sanıklı davada diğer yargılananlar 1 974'te çıkarılan a fla serbest kaldılar. İdam cezaları 30,
Tarih
Bizi Güneşe ÇıkardılarAysel Sağır · Ayrıntı Yayınları · 201512 okunma