Orhan Kemal'in Bursa Cezaevi'nden tahliye olurken Nazım Hikmet için yazdığı şiir: NÂZIM HİKMET’E Sen “Promete’nin çığlıklarını Kaba kıyım tütün gibi piposuna dolduran adam” Sen benim mavi gözlü arkadaşım Kabil değil unutmam seni. 26 Eylül 1943 Seni yapayalnız bırakıp hapishanede Bir üçüncü mevki kompartımanda pupa yelken Koşacağım memlekete. Ve tren Bir güvercin gibi çırpınarak istasyona girecek, Gözü yaşlı bir genç kadına Beş senenin ardından Kocasını getirecek. O dem ki boş verip istasyon halkına Yanaklarından öperken sevgilimi Sen neşeli mavi gözlerinle bakacaksın İçimden bana O dem ki yürekten her şey atılacak Ekmek – kin – hasret Fakat Nâzım Hikmet Sen şu kadar kilometre uzakta kalmana rağmen Aydınlık yüreğimin duvarına dayayıp sarı saçlı başını Batan bir yaz güneşi hüznüyle ağlatacaksın arkadaşını. Günler geçecek Ekmek derdi çökecek omuzlarıma. Fabrika. Makinalar.
Alıntı
Teknoloji Dünyası Nasıl Kötücül Hale Geldi?
🔥Bir zamanlar halka güç veren karşı kültür idealistleriydiler. Bugün ise açgözlü tekelciler haline geldiler. Devlet tarafından herhangi bir şekilde dizginlenmektense demokrasimizi yok etmeyi tercih edecek durumdalar. Ve durdurulmaları gerekiyor. I. Şu Deccal Saçmalığı Amerikan teknokrasisinin yükselişini yirmi ikinci yüzyılda inceleyecek tarihçiler, bu dönüşümün zirvesini Peter Thiel’in Eylül ve Ekim 2025’te San Francisco’daki Commonwealth Club’da verdiği dört konferansta bulabilir. Thiel’in serveti 29 milyar dolar. Kendisi veri madenciliği devi Palantir’in yönetim kurulu başkanı ve PayPal’ın kurucularından biri. Bu tarihçiler, Amerikan teknokrasisinin garajlarda tuhaf icatlarla uğraşan, Whole Earth Catalog okuyan neşeli tiplerden Philip K. Dick kehanetlerini hayata geçiren karanlık oligarklara dönüşümünü izlerken, o dört konferansa özel bir yer verebilir. Konferansların konusu Deccal’di. Thiel şöyle açıklıyordu: “On yedinci, on sekizinci yüzyılda Deccal, bir Dr. Strangelove olurdu; bu türden kötü, çılgın bilim yapan bir bilim insanı.” Thiel konuşurken dışarıda onlarca protestocu yürüyordu. Bazıları şeytan kostümü giymişti. Ellerindeki pankartlarda “Son Yakın / Palantir Yoldur / Thiel Yolu Gösteriyor” gibi ifadeler yazıyordu. Thiel devam etti: “Yirmi birinci yüzyılda Deccal, bütün bilimi durdurmak isteyen bir Luddit’tir. Greta ya da Eliezer gibi biridir.” Greta, İsveçli iklim değişikliği aktivisti Greta Thunberg’di. Eliezer ise Berkeley merkezli yapay zekâ eleştirmeni Eliezer Yudkowsky’ydi. __Sınıf savaşı bundan daha zıvanadan çıkmış hale pek gelemez. Amerikan plütokrasisi hakkında ne derseniz deyin, ekonomik çıkarını nadiren dinî bir zorunluluk olarak çerçeveler. Ama Silikon Vadisi daha masum günlerinde bile büyüklenmeye yatkındı. Yalnızca yeni bir
Makale|Yazı
Reklam
bugün 19 mayıs.. fırtınalı bir gecede, kendi başına aldığı bir kararla, imkansızlıklar içinde, gizlice ve canını hiçe sayarak çürük bir vapurla samsuna çıkan ve tek başına memleketi kurtaran şu meşhuur "süper kahraman" efsanesinin sene-i devriyesi.. hepimizin ilkokul yıllarından beri dinlediği şu tanıdık hikaye.. hitlerin propaganda bakanı goebbels, "yeterince büyük bir yalanı sürekli tekrar ederseniz, insanlar sonunda buna inanmaya başlar" demişti. haklıydı.. artık goebbels mi onlardan ilham aldı, yoksa onlar mı goebbelsten bilinmez; ancak kamalizm dininin ruhbanları o kadar fazla yalanı o kadar çok tekrar ettirdiler ki, bu süper kahraman senaryoları yüz senedir kapalı gişe oynuyor. Bu da o senaryolardan sadece biri.. neyse, "büyük bütçeli, pahalı bir prodüksiyon, emeğe saygı" dedik, bugüne kadar yuttuk, eyvallah (!) yalnız, bu süper kahramanımız da biraz kaprisliymiş zannımca.. zira anadoluya gitmek için nazının niyazının bini bir para. istek listesi ise epey kabarık: 2 adet binek otomobil, kafi miktarda benzin ve lastik, 15 bin kuruşluk maaş, fevkalade masraflar için ek ödenek, ve tüm bunlara ek olarak, 3 aylık maaşının peşin ödenmesi.. üstelik süper kahramanımız isteklerine anında cevap verilmediği için de bir hayli sitemkar. bir de şart koşuyor: eğer bu talepleri yerine getirilirse, kahramanımız lütfedip 3 gün içinde yola çıkacakmış.. peki, kaynak ne? genelkurmay başkanlığı.. bu "kaprisli" süper kahramanımızın harbiye nazırlığı ile günlerce süren yazışmalarının orijinal boyutlu vesikaları, genelkurmayın eylül 1952den beri yayımladığı "harp tarihi vesikaları dergisi"nin henüz 1. sayısında açıkça yer almaktadır. bu belgelere milli savunma bakanlığının resmi sitesinden ulaşabilir ve pdf olarak indirebilirsiniz. söz konusu dergiler günümüzde de ocak ve temmuz
Mustafa Kemal Atatürk

Amine

@Kalem_ve_Kelam
·
19 Mayıs gerçeği. Gelen yorumlara cevap vermeye gerek duymuyorum, çünkü neyi savunduğumun gayet farkındayım. Fikir özgürlüğü diye yırtınıyor bazıları işlerine geldiği vakit. Prim kasmak demiş bir hanımefendi! Bir davam ve bir yüzüm var hakikate dönük, elhamdülillah. Sözüm ona "prim kasmak", birilerine şirin görünmek için hem şu hem buyum demiyorum. Tarih bilgisi bir kaç sayfadan ibaret olanların düşünceleri de hükümsüzdür. "Deli"dedikleri adamın tırnağı kadar bu din namına çaba vermeyelerin sözleri ise hakikate kör olmaktan başka bir şey değildir! Hamd olsun Allah Azze ve Celle'ye ki hakikate açık kılmış gözlerimizi. Ya hem kör hem de birileri bizi dışlamasın, sevsin diye yüz değiştirenlerden olsaydık...
1000Kitap
Bir kuru sözden ötürü yâr ile savaşmak olmaz…
Susmamalıydım biliyorum!" Kırılsa da utancımı gizleyen aynalar Gecenin rahminden süzülse de hayallerim Yârin mezar taşına dokunmadan ellerim "Susmamalıydım biliyorum!" Ay ışığına meftun bir gönül pazarında Avucuma bıraktı esrik bakışlarını Yağmursuz bir bulut gibiyim yâr nazarında Çiğneyip geçti kalbimin yakarışlarını Tohumun çatlayışını önemseyen Rabbim! Her kulunu şefkatiyle benimseyen Rabbim! Lâyemût bir mehtap gibi O'nu alnıma yaz Mevlevi kuytularda can çekişiyor niyaz Şehrâyin çehresi mahzenime dolan ışık Sesimde hülyası, nefesimde esrarı var Odamın tavanında büyüyen gururu var Her akşam umudu bin parçaya bölüyorum "Susmamalıydım biliyorum!" Şehlâ bir kuyuda dinledim ayak sesini Yıldızlarla sürüldüm, meleklerle sarıldım Sevdamı dâre çektim bir kalemin ucunda Ölüme yürüdüm hatıraların burcunda Me'yus bir gülün yaprağına çizdim yüzünü Saçlarının rengiyle boyadım gökyüzünü Yüreğim; karşılıksız duyguların hamalı Mesafeler; Veda Tepesi kadar havalı Azgın nehirleri hafızamdan siliyorum "Susmamalıydım biliyorum!" Kızıl bir zelzeleyi mühürledi bahtıma Yaralı kuşların kanadında oyalandım
Aşk
Atsız'ın daha önce hiç bilmediğim bir fotoğrafı Pingudu müzayede sitesinde 5.000 TLden satışa çıkmış. Fotoğrafın arkasında bir tarih net okunuyor: 25-26 Eylül 1928, Pazar... Demek ki Atsız burada 23 yaşında... Atsız ortada ve göğsünde bir kurt motifi var, kartpostalın ardına Nâmık Kemal’in meşhur şiirine nazire kaleme almış: Derû-u arza atsalar da bizi Biz Kasr-ı arzı patlatır çıkarız Üçümüz bir yere gelirsek eğer Zülali Merihi Arzı yıkarız Nihal...
Bir kuru sözden ötürü yar ile savaşmak olmaz!
Susmamalıydım biliyorum!" Kırılsa da utancımı gizleyen aynalar Gecenin rahminden süzülse de hayallerim Yârin mezar taşına dokunmadan ellerim "Susmamalıydım biliyorum!" Ay ışığına meftun bir gönül pazarında Avucuma bıraktı esrik bakışlarını Yağmursuz bir bulut gibiyim yâr nazarında Çiğneyip geçti kalbimin yakarışlarını Tohumun çatlayışını önemseyen Rabbim! Her kulunu şefkatiyle benimseyen Rabbim! Lâyemût bir mehtap gibi O'nu alnıma yaz Mevlevi kuytularda can çekişiyor niyaz Şehrâyin çehresi mahzenime dolan ışık Sesimde hülyası, nefesimde esrarı var Odamın tavanında büyüyen gururu var Her akşam umudu bin parçaya bölüyorum "Susmamalıydım biliyorum!" Şehlâ bir kuyuda dinledim ayak sesini Yıldızlarla sürüldüm, meleklerle sarıldım Sevdamı dâre çektim bir kalemin ucunda Ölüme yürüdüm hatıraların burcunda Me'yus bir gülün yaprağına çizdim yüzünü Saçlarının rengiyle boyadım gökyüzünü Yüreğim; karşılıksız duyguların hamalı Mesafeler; Veda Tepesi kadar havalı Azgın nehirleri hafızamdan siliyorum "Susmamalıydım biliyorum!" Kızıl bir zelzeleyi mühürledi bahtıma Yaralı kuşların kanadında oyalandım
Şiir
Reklam
Reklam