Aşk ALLAH 'ın hiç kimseyle paylaşmadığı bir sırdır.O anlaşılmaz sadece yaşanır. Çözmeye kalkışan, onu elinden kaçırır. Aşkın sınırı ve kıyısı yoktur.
(Divan V s.224,b.2604)
2604- Ali (r.a)'den rivâyete göre, şöyle demiştir: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim dünyada bir günah işler de cezasını dünyada çekerse (ahirette ikinci defa azab edilmez.) çünkü Allah, kuluna azâbı çift yapmaktan uzaktır ve adildir. Kim de bu dünyada bir günah işler de Allah ta onun o günahını, insanların gözlerinden örterse, Allah bağışladığı bir şeyden dolayı cezalandırmaya dönüş yapmaktan uzak ve af sahibidir." (Tirmizî, Imân: 11)
Mevlânâ’nın, şeytanın hilesine dair bu söylediklerinden şu ortaya çıkmaktadır. Şeytan, daima insanın arzu ve isteklerini, kişisel menfaatlerini kullanarak onu kötülüğe yöneltmektedir. Bu nedenle sâlik, istek ve arzularının kendini, bir kötülüğe meylettirecek boyuta erişmesine karşı uyanık olmalı; şeytanın bu hilesine karşı daha baştan tedbirini almalıdır.
Mevlânâ’ya göre şeytan, hilelerini, sadece insanı kötülüğe teşvikte kulIanmaz. Mevlânâ, şeytanın iyilik yapmak isteyenlere yönelik olarak da bir hilesinden bahseder. Bu hile, şeytanın insanın daha faziletli bir şeyi yapmasının önüne geçmek için, onu alt düzeydeki bir başka iyilik ile yetinmek zorunda bırakmasıdır.
Şeytan, faydası az olan şeye teşvik ile insanın, o şeyde tatminini sağlayarak, daha faziletli olandan onu mahrum etmeye çalışır.(1) Mevlânâ bunu vurgulamak üzere; namazı kaçırınca duyacağı teessür ve niyâzın, kılacağı namazdan daha faziletli olacağını öngörerek, onu bu niyâzdan mahrum etmek için Şeytan’ın Muâviye’yi sabah namazına kaldırması kıssasını anlatmaktadır.(2)
1.Bkz.Mesnevi,c.2,b.2792
2.Bkz.Mesnevi,c.2, b.2604 vd.