Grenouille ve Biz!
Puan vermedi·264 syf.·
2026 11. kitabı
Koku Üzerine Patrick Süskind'in Koku romanını alalı yaklaşık dört yıl olmuş. Geçen gün kitaplıkta gözüme çarptı. Dikkatimi çeken ilk şey ise kitap değil, üzerindeki fiyat etiketi oldu. 21 TL yazıyordu. Merak edip güncel fiyatına baktım, 266 TL olmuş. Bir an kitap yerine zaman üzerine düşündüm. Dört yıl önce almışım, okumamışım. Belki de bazı kitapların da bir zamanı vardır. Bu kitap yıllardır rafta duruyordu ama sanki okunmak için bugünleri bekliyormuş. Kitap boyunca beni en çok etkileyen şey Grenouille'ün dışlanmışlığı oldu. Daha doğduğu andan itibaren istenmeyen biri. Öyle ki insan bazen okurken onun için üzülüyor, bazen de ondan ürküyor. Sevgi görmeden büyüyor, insanlarla bağ kuramıyor ve giderek insanlardan çok kokularla ilgilenmeye başlıyor. Burada beni düşündüren şey şu oldu: Grenouille insanları hiç insan gibi görmüyor. Onlar onun için bir hikâye, bir karakter ya da bir yaşam değil. Daha çok taşıdıkları kokuların sahipleri. Bu yüzden cinayetlerinde vicdan azabı duymuyor. Hatta romanın en etkileyici kadın karakterleri bile aklımda kişilikleriyle değil, kokularıyla kaldı. Belki de yazar özellikle bunu yapmak istedi. Çünkü bir saplantının insanı ne kadar körleştirebileceğini gösteriyor. Kitapta dikkatimi çeken başka bir nokta da insanların çelişkileri oldu. Grenouille'ün ustası dürüstlükten ve erdemden bahsediyor ama iş çıkarına geldiğinde Grenouille'ü kullanmaktan çekinmiyor. Üstelik bunu kendince haklı da görüyor. Açıkçası bu bana oldukça gerçek geldi. İnsan bazen savunduğu değerlerden çok çıkarlarına göre hareket ediyor ve sonra da buna mantıklı açıklamalar buluyor. Dağda geçen yıllar ise kitabın en ilginç bölümleriydi. İlk başta neden bu kadar uzun anlatıldığını anlayamamıştım. Sonradan bunun aslında yalnızlık değil, bir kimlik meselesi olduğunu düşündüm.
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,4bin okunma
Turuncu Bir Yağmurun Altında Kendini Aramak.
Puan vermedi·392 syf.··
2026 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 21:10
Kaan Murat Yanık’ın "Uzakların Şarkısı" romanını bitirdiğimde, damağımda hem hüzünlü hem de umut dolu, çok katmanlı bir tat kaldı. "Uzak dediğin nedir ki? İnsan kendine uzak olduktan sonra..." hissini iliklerinize kadar işleyen bu hikâye, beni Doğu Ekspresi’nin karlı raylarından alıp 18. yüzyılın o gizemli ve büyülü İstanbul’una kadar çok özel bir yolculuğa çıkardı. Romanın en sevdiğim yanı; Bünyamin’in modern zamanlardaki o tanıdık yalnızlığını, 266 yaşındaki bilge papağan Zencefil ve Gülbadem’in masalsı tarihiyle hiç sırıtmadan birleştirmesi oldu. Büyülü gerçekçilik türünün hakkını veren o turuncu yağmurlar ve mistik atmosfer, kitabın felsefi derinliğiyle birleşince ortaya adeta kelimelerle çizilmiş bir tablo çıkmış. Yazarın tasvirleri o kadar güçlü ki, okurken bazen trene vuran kar tanelerini tenimde hissettim, bazen de karakterlerin içsel hesaplaşmalarında kendi mesafelerimi buldum. Üstelik bugün yazarın imza gününe katılarak bu özel dünyayı kendisiyle de paylaşma şansı buldum; yazarın samimiyeti kitaptaki o naif ruhla birleşince bendeki yeri daha da kıymetlendi. Eğer hayatın hızlı temposuna ara verip ruhunuza dokunacak, altını çizecek onlarca cümle bulacağınız edebi bir sığınağa çekilmek istiyorsanız bu şarkıya mutlaka kulak vermelisiniz; sizi çok uzaklardan alıp kalbinizin içine bırakan bir yolculuk bu. Ben bu yolculuktan çok keyif aldım.
1000k
Uzakların ŞarkısıKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20234,796 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
5/10
·568 syf.··
2026 33. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 20:20
İnsanın Beşinci Zindanı üzerine Ali Şeriati ’nin İnsanın Dört Zindanı eseri, insanın doğa, toplum, tarih ve benlik kıskacında nasıl şekillendiğini güçlü argümanlarla ortaya koyan, okuru düşünmeye zorlayan bir metindi. Bu yönüyle yalnızca bir tespit değil, aynı zamanda insanın sınırlarını fark etmesine yönelik bir uyarıydı. Lütfi Bergen ise “ İnsanın Beşinci Zindanı ”nda bu çerçeveyi doğrudan hedef alıyor. Eser, açık bir şekilde İnsanın Dört Zindanı’nı açıklayarak başlıyor; ancak asıl amacı bu dört zindanın neden yetersiz, hatta bazı noktalarda “havada” kaldığını göstermek. Bu anlamda kitap, bir devam metninden çok, güçlü bir itiraz metni. Burada dikkat çeken en önemli nokta şu: Ali Şeriati’nin dört zindanını oluştururken kullandığı sağlam düşünsel temellere rağmen, Lütfi Bergen bu yapıyı oldukça sert bir dille eleştiriyor. Ancak bu eleştirinin dili yer yer beni zorladı. Çünkü Bergen’in yaklaşımı, bana göre fazla dogmatik bir çizgiye kayıyor. Özellikle dini referansların yoğunluğu, eleştirinin daha objektif bir zeminde ilerlemesini zorlaştırıyor. Bu durum, okurun metinle kurduğu mesafeyi de belirleyen önemli bir unsur haline geliyor. Yine de hakkını teslim etmek gerekir ki eser yalnızca bir karşı çıkıştan ibaret değil. Zindanlar meselesinin ötesine geçerek birçok konuya derinlemesine değinmesi, kitabı düşünsel açıdan besleyici kılıyor. Okuru tek bir tartışmaya hapsetmeyip farklı alanlara açılması, metnin güçlü taraflarından biri. Kitabın merkezindeki en önemli iddia ise “beşinci zindan” kavramı. Bergen, Ali Şeriati’nin dört zindanına katılmadığı noktadan hareketle, asıl belirleyici zindanın modern dünya olduğunu öne sürüyor. Ona göre insan, modern kapitalist düzenin, teknolojinin ve çağın dayattığı yaşam biçiminin içinde görünmez bir kuşatma altında. Yani artık insanı sınırlayan şey yalnızca doğa ya
İnsanın Beşinci ZindanıLütfi Bergen · Yazıgen Yayınları · 202418 okunma
9/10
·272 syf.··
2026 9. kitabı
Kesinlikle çok tatlı bir kitaptı! Kitaba ilk başladığımda yoğun bir dönemde olduğumdan bir türlü elime alamayacağım sandım ve ilk 30 sayfada falan takılı kaldım ama sonrasını iki günde okuyup bitirdim. Daha çok vaktim olsaydı eminim tek günde okunup bitirilir ki kitabın sevmediğim yönü de zaten çok kısa olmasıydı :( 266 sayfa falan sanırım ve hemen olaylar olup bitiyor. Yani aslında üzerine çok uzun konuşulacak bir şey yok. Çıtır çerezlik zamanınızı güzel geçirtecek bir kitaptı ama okurken bana çok keyif verdi. Kitabın sonlarına doğru minik bir kriz geçirsem de tatlıya bağlandık en azından:) Sevgiler, Kardelen
Sevgiler, CarterWhitney G. · Yabancı Yayınları · 20211,125 okunma
9/10
·392 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 11:22
Kitap iki hikayeden oluşuyor. Birinci bölümde roman yazmak isteyen Bünyamin'in, ikinci bölümde ise Hindistan'da dünyaya gelen vezirin oğlu, ilim insanı Gülbadem'in hikayesi anlatılıyor. Bünyamin sevdiğini kaybederek girdiği bunalımdan kurtulmak ve aynı zamanda hayalini kurduğu kitabı yazmak için karlı bir kış sabahında Doğu Ekspresi treni ile Kars'a gidiyor. Kars'ın ücra bir köşesinde herkesten uzak bir ev tutuyor. Zamanla komşusu olan Besti Nine ile tanışıp, evine gidip gelmeye başlıyor. Besti Nine'nin garip davranışları ve odadan gelen bilinmeyen sesler Bünyamin'in merak duygusunu uyandırıyor. Sonunda Besti Nine'nin canı pahasına sakladığı yüzlerce yıllık bir sırrı öğreniyor... 18.yy İstanbul'unun Galata'sında ise Bünyamin ve Besti Nine'nin yerini Gülbadem ve Zencefil (namı diyar Şekerbaz) alıyor. Zencefil 266 yaşında bir papağandır. Babası tarafından Sunullah Efendi'nin yanına gönderilen Gülbadem ise burada hem ilim öğreniyor,hem de sırılsıklam aşık oluyor. Bir taraftan sevdiğine kavuşmaya çalışıp, diğer taraftan ise felakete sürüklenen İstanbul'u kutarmaya çalışıyor.Sonunda bütün sırlar çözülür ve hikaye de burada son bulur. Yazardan okuduğum ikinci kitap ve bu kitabını da çok sevdim.Büyülü gerçeklik tekniğiyle yazılmış olup ,oldukça akıcı ve merak uyandırıcı,hem gülümseten,hem hüzünlendiren, edebi açıdan da oldukca güçlü bir eser. Osmanlı'yı, 18. yy İstanbul'unu, Galata'yı, aşkı,iyi-kötü, güzel-çirkin kavramlarıyla birlikte,gelecekten geçmişe, bugünden Osmanlı'ya uzanan zamanın ve mekanın ötesine geçmek isteyenlere tavsiyemdir.
1000Kitap
Uzakların ŞarkısıKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20234,796 okunma
7/10
·93 syf.··
2026 32. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 20:52
Ali Şeriati ’nin İnsanın Dört Zindanı eseri, kısa ama etkisi uzun süren metinlerden biri. Zaten eser, yazarın konferanslarının derlenmiş hâli olduğu için dili oldukça sade, doğrudan ve vurucu. Bu yönüyle kitap, okuyucuyu yormadan düşünmeye sevk ediyor. Bana göre eserin en güçlü taraflarından biri de tam olarak bu: Gereksiz uzatmalara girmeden, meseleyi özünden yakalayıp okurun zihninde geniş bir tartışma alanı açması. Eserin kısa olması bir eksiklik değil, aksine bir avantaj. Çünkü Ali Şeriati, bu kitapta detaylı analizlerden ziyade bir farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Sosyolojik, psikolojik ve felsefi açıdan oldukça yoğun bir içeriğe sahip olmasına rağmen akıcılığını hiç kaybetmemesi de eseri değerli kılan bir diğer unsur. Zaten Şeriati, bir İslam sosyoloğu olarak insanı ve toplumu anlama konusunda derin bir perspektife sahip. Bu bağlamda onun Dine Karşı Din gibi eserleri de düşünce dünyasını anlamak açısından oldukça önemli. Kitapta temel olarak insanın dört farklı “zindan” içinde yaşadığı fikri işleniyor. Bu zindanlar aslında insanın özgürlüğünü sınırlayan dört temel alanı temsil ediyor. İlk olarak tabiat zindanı ele alınıyor. İnsan, doğanın bir parçası olarak onun kurallarına bağlıdır. Açlık, susuzluk, fiziksel sınırlar ve doğanın dayattığı koşullar insanı belirli bir çerçevede tutar. Ancak Ali Şeriati’ye göre insan, bilim ve teknoloji sayesinde bu zindanı aşma potansiyeline sahiptir. Doğaya tamamen hükmetmek mümkün olmasa da onu anlamak ve kontrol altına almak, insanı bu zindanın sınırlarından bir ölçüde kurtarır. İkinci zindan tarih zindanıdır. İnsan sadece bugünün değil, geçmişin de bir ürünüdür. Dilinden kültürüne, düşünce yapısından davranışlarına kadar birçok unsur tarihsel birikimin sonucudur. Bu durum insanı farkında olmadan belirli kalıpların içine hapseder.
İnsanın Dört ZindanıAli Şeriati · Fecr Yayınları · 20175,9bin okunma