Cemal Gürsel (1895-1966). 1. Dünya Savaşı’na katıldı. 1918 de Filistin’de İngilizlere esir düştü. Bir yıl sonra özgürlüğüne kavuştu. Önce İstanbul’a döndü, kısa bir süre sonra Anadolu direniş hareketine katıldı. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Harp Akademisi’nde eğitimini tamamladı. 1946’da generalliğe yükseldi. 1958’de Genelkurmay Başkanlığı’na atandı. 3 Mayıs 1960’ta öneri ve uyarılarda bulunan bir mektubu yüzünden DP hükümeti tarafından emekliye sevk edildi. 27 Mayıs 1960 darbesinin başına getirildi ve darbeden sonra Milli Birlik Komitesi başkanlığını üstlendi. 1961 seçiminden sonra tabii senatör oldu. 26 Ekim 1961’de dördüncü cumhurbaşkanı seçildi. 1966’da görevini sürdürürken, yedi ay komada kaldıktan sonra öldü.
27..
Ne çok ekim geçtiğini ömrünüzden düşünürsünüz.
Sayfa 12
Alıntı
Reklam
Kaçırılması
“Fethî Yeken'i Lübnan çapında şöhrete kavuşturan en önemli olay, 27 Ekim 1979'da Trablus' taki ofisinin önünde silahlı bir grup tarafından kaçırılmasıydı. Yaklaşık iki haftalık bir esareti müteakiben salıverilen Yeken'i kaçıranlar, Suriye istihbaratına mensup ajanlardı. İlginç olan, bu hadiseden hemen sonra, Fethî Yeken'in bizzat Şam'a giderek Suriye Devlet Başkanı Hâfız Esed'le baş başa görüşmesiydi. Kendisine bilâhare "Seni kaçıranlarla ne görüştün?" diye sorulduğunda, Yeken şu cevabı verecekti: "Suriye istihbaratı, o sıralarda ülkede gerçekleşen çeşitli saldırılarda Cemaat-i İslâmî'nin de parmağı olduğuna inanıyordu. Beni kaçırma sebepleri buydu. Bizim elbette Suriye'de yaşananlarla hiçbir alakamız yoktu. Bu ortaya çıktı, serbest kaldım." Sonraki süreçte Yeken ve Esed arasındaki görüşmeler sıklaşacak ve derinleşecekti. Öyle ki, Esed'in Yeken'den "İhvân'la Baas rejimi arasında arabuluculuk" istediği bile ortaya çıkacaktı.”
Sayfa 96 - Fethi Yeken’in Mirası
“22 Kasım 1963'te bir suikasta kurban giden ABD Başkanı John F. Kennedy, 31 Ekim 1984’te Delh de korumaları tarafından öldürülen Hindistan Başbakanı Indira Gandi, annesinin pesinden giderek başbakan olan ve 21 Mayıs 1991'de tıpkı onun gibi öldürülen Rajiv Gandi, askeri darbeyle devrildikten sonra 4 Nisan 1979'da idam edilen Pakistan Başbakanı Zülfikâr Ali Butto, babasının izini takip ederek başbakanlık koltuğuna oturan, sonrasında ise 27 Aralık 2007'de bombalı saldırıda yaşamını yitiren Benazir Butto ve yine ömrü suikastla sona eren Refik Hariri... Ülkelerin yakın tarihlerini aile siyasetleri ve siyasetçi aileler üzerinden okumak, ayrı bir ufuk kazandırıyor. İnsan hikâyeleri, ülkelerin karmaşık ve iç içe geçmiş serüvenlerini de daha anlaşılır kılıyor.”
Sayfa 85 - Aile Siyaseti
Irak'ın 27 Şubat'ta çekilmeye başlamasıyla Körfez Savaşı sona erdi. Başkan Bush Kuveyt'in "özgürleştirildiğini" açıkladı. Kara çarpışması sadece 100 saat sürmüştü. Körfez Savaşı'na katılan koalisyon kuvvetleri ve Irak askeri heyetleri arasında 3 Mart 1991 günü, Kuveyt-Suudi sınırının kuzeyindeki Safven kasabası yakınında, çölde bir çadır içinde ateşkes görüşmeleri yapıldı. Irak, Kuveyt'i ilhak kararını kaldırmak ve tazminat ödemek başta olmak üzere bütün şartları kabul etmek zorunda kald Bu şekilde Körfez Savaşı fiilen sona ermiş oldu. 1991 yılı Nisan ayının ilk haftasında Irak'ın, BM Güvenlik Konseyi tarafından ortaya konan ateşkes şartları kabul ettiğine dair yazılı müracaatı ile de Körfez Savaşı resmen sona erdi. Ekim ayında Irak sanayi BM denetimine sokuldu.
Sayfa 134
1. Dünya Savaşı'nı Sona Erdiren Barış Antlaşmaları
Rusya'nın Bolşevik İhtilali üzerine savaştan çekilme kararı alması, Brest-Litovsk Barış Antlaşması'yla oldu. Rusya bu antlaşmayla tüm Doğu Anadolu'dan çekilerek Türklere ait olan Kars, Ardahan ve Batum'u geri verdi. 1. Dünya Savaşı sonunda Bulgaristan Neuilly (Nöyyi) Antlaşması'nı (27 Kasım 1919), Avusturya Saint-Germain Antlaşması'nı (10 Eylül 1919), Macaristan Trianon Antlaşması'nı (4 Haziran 1920), Almanya Versailles Antlaşması'nı (28 Haziran 1919), Osmanlı Devleti ise Mondros Mütarekesi'ni (30 Ekim 1918) imzaladı. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasında Wilson İlkeleri'nin Osmanlı Devleti'ni doğrudan ilgilendiren 12. maddesi etkili oldu. Bu madde ile Amerika Osmanlı Devleti'nin parçalanmasını peşinen kabul ediyordu. Amerika'nın 12. maddenin yorumuyla ilgili olarak üzerinde durduğu bir başka husus da, Osmanlı İmparatorluğu ne şekilde parçalanırsa parçalansın, kim "mandater" olursa olsun, bu topraklarda ekonomik ve ticari bakımdan "Açık Kapı" veya "Fırsat Eşitliği" ilkesinin uygulanmasıydı. Bahriye Nazırı Albay Rauf Bey, Reşat Hikmet ve Sadullah Beyler'den müteşekkil Osmanlı heyeti tarafından Mondros limanındaki Agamemnon muharebe gemisinde imzalanan bu antlaşma, Osmanlı'nın tam bir teslimiyet belgesi olarak nitelendirilebilecek, İtilaf Devletleri'nin Osmanlı topraklarını istila etme sürecini hızlandıran bir antlaşmaydı. Mütarekenin bazı maddeleri şöyleydi: 1) Çanakkale ve İstanbul Boğazları açılacak, Karadeniz'e geçiş serbest olacak, Çanakkale ve Karadeniz istihkamlarının İtilaf Devletleri tarafından işgali sağlanacaktı. 2) Osmanlı sularındaki bütün torpil tarlaları, kovan yerleri ve diğer engellerin yerleri gösterilerek gerektiğinde bunları taramak ve kaldırmak için yardım edilecekti. 3) Anlaşma devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durum halinde, herhangi
Sayfa 85
Reklam
Reklam