aklıma 15 Temmuz geldi..
İç politika açısından da sahte bayrak operasyonlarının etkisi dikkat çekicidir. 27 Şubat 1933 gecesi meydana gelen Reichstag Yangını, iyi bilinen bir örnektir. Berlindeki Reichstag adlı bir binanın yakılması, Nazilerce komünistlere mal edilmiştir. Nitekim bu yangın, Adolf Hitler’in Almanyada olağanüstü yetkiler kazanmasını sağlamıştı. Olayın içyüzü hâlâ tartışılsa da Reichstag Yangını sahte bayrak operasyonlarının iç politikadaki manipülasyon boyutunu ortaya koymaktadır.
Sayfa 84·Kitabı okuyor
1 Eylül 1936'da Mersin'de doğdum. 10 yaşımda politikaya atılıp Demokrat Parti'nin flamasını salladım. 14 Mayıs 1950'de Demokrat Parti'yle iktidara geldim, ancak iktidar sefam çok kısa sürdü. 1953'te falan iktidarla yollarım ayrıldı. O gün bugündür muhalefetteyim, akıntının ters yönünde kürek çekiyorum, dam yuvağını yokuş yukarı götürmeye çalışıyorum. 27 Mayıs'ın olduğu yıl, yükseköğrenimim sona erdi. Bir süre öğretmenlik yaptım. Albay Talat Aydemir'in 21 Şubat 1962 ayaklanmasında, Polatlı Yedeksubay Topçu Okulu'nda öğrenciydim. Komutanlık kapısında, geceleyin, nöbetteydim. Sabahleyin, elde silah Ankara'ya gönderilmeyi bekledik. Tarafımızı elbette bilmiyorduk. Albay Talat Aydemir'in, 20 Mayıs 1963 ayaklanmasında, Bornova 57. Er Eğitim Topçu Tugayı'nda teğmen rütbesiyle takım komutanıydım. O gün de kışladan dışarı çıkmadık, çıkarmadılar. 1965 ve 1966 yılları hayatımın dönüm noktasıydı. Paris'te ek öğrenim görüyordum. 12 Mart'ta, TRT Televizyonu'nda çalışıyordum, 11 Ağustos'ta gözaltına alındım. 12 Eylül'de, Cunta'nın çıkardığı "Emekli ol, yoksa ben emekli edeceğim" yasasıyla TRT'den uzaklaştırıldım. 1982'den sonra çeviri yaptım, Can ve Telos yayınevlerinde editör ve yayın yönetmeni olarak çalıştım. Yayımladığım yabancı yazarlardan ikisi Nobel Ödülü aldı. 2 Ocak 2000 ile 1 Nisan 2012 tarihleri arasında Hürriyet gazetesinde "Köşe Yazarlığı" yaptım. Bu süre içinde, "Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Röportaj Başarı Ödülü" (2001) ile "Bülent Dikmener Özel Jüri Ödülü"ne (2004) değer görüldüm.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Her Mahallede Bir Milyoner Soyguncularını Affeden Türk Değildir
Paye dağıtan ile paye kapmak peşinde olanların çıkarları adına yan yana gelmeleri kötülüğü üretir. O kadar samimiyetsiz bir kılığa girerler ki bugüne kadar ki kötülüğün adeta resmini çizerler. Kimler kiminle yine yan yana geldi dedirtirler. Soyguncu aldatarak cömert olduğunu gösterir. Bir bakkal ile yola çıkıp ülkede bakkal bırakmayıp tümünü yutanlar bugün ki yaşam pahalılığını üreten küresel soyguncu tefecilerin yerli işbirlikçileri Atatürk ile aldatmak için yine siyasi destekçileri ile kol kola girdiler. 27 Mayıs askeri darbesini yapanlar 12 Eylül 1980 askeri darbesine, 28 Şubat darbesine ve 15 Temmuz da tek yetki darbesine destek verdiklerini unutarak anıt gömüte giderek mi kendilerini kurtaracaklar? Özelleştirme talanı ile Cumhuriyet devrimlerine ait eser bırakmayan soyguncular yine aldatarak mı rağbet görecekler? Kim yeniden hangi yüzle sahaya ne amaçla sürdü bu soyguncu işbirlikçileri? 11 Eylül 2001 günü çan holdingler bir gecede servetleri kadar servet vurgunu yaptılar. Bu yanlarına kalsın diye kılıktan kılığa girdiler. Cemaat terör örgütünün Türkçe olimpiyatlarına sponsor bile oldukları halde hala korunuyorlar. Türkiye Cumhuriyeti devletinin yüzüncü yılını kutlamaya niyeti varmayanlar soyguncu çan holdingin çakma yüzüncü yılını kutluyorlar.
Hayata Dair
Irak'ın 27 Şubat'ta çekilmeye başlamasıyla Körfez Savaşı sona erdi. Başkan Bush Kuveyt'in "özgürleştirildiğini" açıkladı. Kara çarpışması sadece 100 saat sürmüştü. Körfez Savaşı'na katılan koalisyon kuvvetleri ve Irak askeri heyetleri arasında 3 Mart 1991 günü, Kuveyt-Suudi sınırının kuzeyindeki Safven kasabası yakınında, çölde bir çadır içinde ateşkes görüşmeleri yapıldı. Irak, Kuveyt'i ilhak kararını kaldırmak ve tazminat ödemek başta olmak üzere bütün şartları kabul etmek zorunda kald Bu şekilde Körfez Savaşı fiilen sona ermiş oldu. 1991 yılı Nisan ayının ilk haftasında Irak'ın, BM Güvenlik Konseyi tarafından ortaya konan ateşkes şartları kabul ettiğine dair yazılı müracaatı ile de Körfez Savaşı resmen sona erdi. Ekim ayında Irak sanayi BM denetimine sokuldu.
Sayfa 134
PKK-AKP hattındaki Anayasa pazarlığı, önce başkanlık rejimi üzerinde şekillendi. Öcalan, 21 Şubat 2013 görüşme notlarında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığını destekleyebileceklerini, AKP ile bu temelde bir başkanlık ittifakına girebileceklerini söylemişti. Dönemin İmralı Heyeti'nde yer alan Sırrı Süreyya Önder ile Öcalan arasındaki diyalog şöyle: Önder: Başkanım, her şeyi konuştuk. Bir de başkanlık meselesi var, Kamuoyu bu konuda çok hassas, Totaliter bir yapıya dönüşmesinden endişe ediliyor. Öcalan: Başkanlık sistemi düşünülebilir. Biz Tayyip Bey'in başkanlığını destekleriz. Biz AKP ile bu temelde bir başkanlık ittifakına girebiliriz. Yalnız başkanlık ABD'deki gibi olmalı, devlet meclisi gibi bir senato. İkincisi, bir de Halklar Meclisi. Bunun adı Demokratik Meclis de olabilir. Bu da ABD'deki Temsilciler Meclisi gibi olabilir, Rusya'daki Alt Duma gibi olabilir. İngiltere'deki Avam Kamarası'nın Türkiye versiyonu gibi. Esas olarak HDK'yı parlamentova uyarlamak gibi düşünebiliriz. (Öcalan, 2015, s.27 21 Şubat 2013 görüşme tutanağı). Öcalan'ın “Biz Tayyip Bey'in başkanlığını destekleriz. Biz AKP ile bu temelde bir başkanlık ittifakına girebiliriz” sözleri (T24, 2013, Şubat 28) Kasım 2015'te PKK'nın yayın organı Mezopotamya Yayınları'ndan yayınlanacak olan kitaptan çıkarılacaktı. PKK, Öcalan'ın talimatıyla başkanlık ittifakını gizlemişti.
Sayfa 178·Kitabı okudu
25 Kasım 1926'da İstanbul'da ikamet eden Yunan Madam Mari'nin Türklüğü tahkir etmesi nedeniyle hakkında takibat yapılması hususunda istekte bulunulmuş ve bu talep Meclis tarafından kabul edilmiştir. 21 Mart 1927'de Türklüğe hakaret eden Losika adlı kadın hakkında takibat için yapılması için gerekli onayı Meclis vermiştir. 29 Mart 1927'de Türklüğü tahkir eden Ayaza Nuri hakkında yetkili makamca kovuşturma yapılmasına müsaade verilmiştir. Sonraki yıllarda da benzer şekilde bu hususta kararlar alınmıştır. Örneğin; 14 Eylül 1929'da İzmir'de yaşayan Arap Mehmet hakkında Türklüğe hakaret etmesi nedeniyle takibat yapılması Meclisçe uygun görülmüştür. 28 Eylül 1929'da Türklüğü tahkir etmesi nedeniyle İstanbul'da ikamet eden Mardiros için takibat yapılması Meclis tarafından münasip görülmüştür. Yine aynı yıl ve aynı ayın yirmi sekizinde İstanbul'da yaşayan Musevi Yasef Malki'nin Türklüğü tahkir etmesi sebebiyle hakkında kovuşturma yapılmasına Meclis izin vermiştir. Otuzlu yıllarda Türklüğü tahkir ile ilgili takibat yapılması için Meclise talepler sayıca artarak gelmeye devam etmiştir. Örneğin; 1 Ocak 1930'da Yani oğlu Niko'nun Türklüğe hakaret etmesi sebebiyle hakkında takibat yapılması Meclis tarafından uygun görülmüştür. Aynı tarihte Ligor'un oğlu olan Nikoli'nin de Türklüğü tahkir etmesi sebebiyle Meclis tarafından hakkında kovuşturma yapılmasına müsaade edilmiştir. 24 Nisan 1930'da Bulgar vatandaşı olan ve Balıkesir'de yaşayan Aleksandr'ın Türklüğe hakaret etmesi nedeniyle hakkında takibat yapılmasını Meclis münasip görmüştür. Aynı tarihte İstanbul'da ikamet eden Haralambo'nun oğlu olan Sava'nın Türklüğü tahkir etmesi sebebiyle hakkında kovuşturma yapılmasına Meclis onay vermiştir. 8 Temmuz 1930'da Ankara'da Yıldız Bar'ında çalışan Yugoslavya vatandaşı olan Josef in kızı
Mavi Gök Yayınları·Kitabı okudu
Tarih