Puan vermedi·480 syf.·
2026 420. kitabı
Can Dündar tarafından kaleme alınan Abim Deniz, Deniz Gezmiş'in kardeşi Hamdi Gezmiş'in tanıklığına dayanır. Siyasi bir portrenin ötesinde, çocukluk anılarını, aile mektuplarını ve Gezmiş'in kamuoyunca bilinmeyen insani yönlerini duygusal bir dille merkeze alır. Deniz Gezmiş'in çocukluğu, aile albümlerindeki fotoğrafları ve kardeşiyle olan anıları üzerinden onu sıradan bir insan ve abi olarak ele alır. .Aile Mücadelesi: Baba Cemil Gezmiş'in oğlunu idamdan kurtarmak için gösterdiği büyük çabayı ve ailenin bu süreçteki metanetli duruşunu gözler önüne serer.Belgeler ve Mektuplar: Bugüne kadar özenle saklanmış mektuplar, orijinal notlar ve belgeler aracılığıyla dönemin siyasi atmosferini belgeler. 27 Subat 1947 tarihinde ankara’da dogan deniz gezmiş, liseyi istanbul’da okumuştur. 1966’da istanbul universitesi hukuk fakultesi'ne girmiş kisa surede genclik eylemleriyle on plana cikmiş, tip'te calişmiş, 1968'de devrimci hukuklular orgutu'nu kurmuştur. samsun'dan ankara'ya "mustafa kemal yuruyuşu"nu duzenleyen deniz gezmiş, bir sure sonra thko'yu kurmuştur. sivas'in gemerek ilcesinde catişmada yakalanmiş, 6 mayis 1972'de yusuf aslan ve huseyin inan ile birlikte idam edilmiştir. deniz gezmiş, turk devrim tarihinin en buyuk isimlerinden, simgelerinden biridir. Eksi sözlukten ögrendiğmiz Deniz Gezmiş okuduk Abim Deniz okurlara, Türkiye yakın tarihinin en önemli figürlerinden birini çok daha yakından tanıma ve empati kurma imkanı sunar. Her satırı hüzünle harmanlanmış bır hayattın geriye kalan anıları yüreklerinde silinmez ızlerın derinliğini kesfettık Bu dünyadan bır "Deniz Gezmiş" geçti
Anı mektup günlük edebiyat anlatı
Abim DenizCan Dündar · Can Yayınları · 20165,5bin okunma
8/10
·25 syf.··
2019 43. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2019 00:00
1992-1998 yılları arasında Fatih Altınöz'ün kurduğu, 27 sayı yayımlayıp zirvedeyken bi anda ortadan kaybolan, içinde Bakırköy'de yatan hastaların yazdığı şiir ve hikayeleri barındıran derginin ilk sayısı... Dergiyi ilk keşfettiğimde çok mutlu olmuştum. Lakin basılmış halini okuyamamak üzücü... PDF formatında okumuştum. Kesinlikle 90'ların efsane alternatif yayıncılık örneğidir. Alternatif bir dünyada hissedersiniz kendinizi. Her sayısı, her sayfası tekrar tekrar okunabilir. Ben şu ana kadar 3 sayısını okumuşum ama kalan 24 sayıyı da yavaş yavaş okuyacağım. Dergi çok çok eski olduğundan bilgiler de çok eski... Ama bilgi ağırlıklı değil her dergide olduğu gibi... Eğer psikolji ve felsefe seviyorsanız hem eğlenmek hem öğrenmek için harika bir dergi! Bütünüyle kuşkudayız!
Psikoloji
Şizofrengi Dergisi - Sayı 1 (Şubat 1992)Şizofrengi Dergisi · Medea Yayıncılık · 199272 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bayram günü likör
Puan vermedi
27 Şubat 1969 Kurban Bayramı'nın ilk günü, Nişantaşı'ndaki Basmacı ailesinin evinde bayram ziyaretleri devam ederken, ailenin laik kesiminden Süreyya Dayı "Niye likör yok?" diye tutturur. Baba Mümtaz Bey, oğlu Kemal'e ve ağabeyine Alaaddin'in dükkânından nane ve çilek likörü almalarını söyler. Anlatıcı Kemal, bu geleneğin geçmişini şöyle açıklar: - Annem, babasının içkiyi fazla kaçırdığı için bayramlarda kristal bardaklar ve gümüş tepside nane ve çilek likörü sunma âdetini yasaklamıştı. - Ama iki yıl önce gene böyle bir bayram sabahı, Süreyya Dayı likör diye tutturunca, annem "Dinî günde alkol mü olurmuş!" diyerek itiraz etmiş, bu da aile içinde din, medeniyet, Avrupa, Cumhuriyet, laiklik üzerine uzun bir tartışmaya yol açmıştı (aşırı Atatürkçü dayı ile annesi arasında). Bu sahne, 1960'lar-70'ler İstanbul'unun üst-orta sınıf laik ailelerinde bayramlarda bile hafif alkollü içkilerin (özellikle nane likörü gibi tatlı likörlerin) ikram edilmesinin yaygın bir gelenek olduğunu, ama aynı zamanda dinî hassasiyetlerle modern/laik yaşam tarzı arasındaki gerilimi de yansıtır. Romanın genel temalarından biri olan sınıf farkları, laiklik ve gelenek çatışması burada küçük ama anlamlı bir örnekle gösterilir. Bu anı, daha sonra Füsun ile Kemal'in sohbetinde de hatırlanır; Füsun "Çünkü likörü o istemişti" diyerek o günü anar ve çocukken (12 yaşında) Kemal'le (24 yaşında) arabayla likör almaya gittikleri gezintiyi hatırlar. Kısaca: Bayram günü likör içilmesi/ikram edilmesi, romanda doğrudan bir "içme sahnesi"nden ziyade, aile içi laik-dindar gerilimi ve dönem adetlerini gösteren nostaljik, ironik bir detaydır.
Duygu ve Düşünce
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
8/10
·44 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Nurcan Özturan kaleminden Baccara Gülü kitabının yorumu ile geldim Şubat ayının sıradaki kitabı 2025 yılı basımlı 44 sayfalık bir kitap "Hayat, sonsuzlukta zaman geçsin diye kurulmuş bir oyun... Ve oyun bitince hepimiz eve döneceğiz." Hepimizin içinde hapsolduğu o görünmez duvarları, sistemi ve normal kabul edilen her şeyi masaya yatıran gerçek yaşam hikayesi; Baccara Gülü Hikâye, kendini 10 yıl boyunca çocuklarına adayan, onlar için kendi varlığından vazgeçen bir annenin samimi itiraflarıyla başlıyor. Ama sonra 27 yaşında bir kırılma yaşıyor; her şeyi ve herkesi geride bırakıp kendi olma isteği... Çok radikal değil mi? Yazarın en sevdiğim felsefesi şu; "Var olduğum için acı çekmekle yükümlü değilim. Aksine buraya eğlence olsun diye geldim." Hayatı sonsuzlukta geçen bir oyun olarak görmesi, bakış açınızı bir anda değiştirebilir. Henüz 5 yaşındayken an kavramını fark etmesi, ertesi gün yaşayacağı olayları rüyasında bire bir görmesi... "Zaman yok, sadece an ve bilincimiz var" diyor yazar. Burası çok acayip! Yazar, 19 yaşından itibaren Arkonlar dediği varlıkların onu uykusunda ziyaret ettiğini, bedenini kıpırdatamadığı felç anlarını ve zihnini okuyan varlıklarla karşılaşmalarını anlatıyor. Bildiğiniz gerçekliği sorgulatıyor. Toplumun sorgulamadan yaşamasını, inandığı kitabı bile anlamadan okumasını çok sert eleştiriyor. Sistemi, insanları sadece çalışıp çoğalmaya programlayan bir yapı olarak görüyor. Nurcan hocamızın dili çok dobra ve cesur. Bir yanda tutkunun kırmızısı, diğer yanda yokluğun siyahı... Tıpkı ismindeki o koyu renkli Baccara Gülü gibi hem sert hem de çok derin. Kendi etik anlayışını, kimseye zarar vermediğin sürece doğru senindir diyerek o kadar güzel özetliyor ki... Eğer siz de "Hayat sadece çalışmak ve çoğalmak mı?" diye soruyorsanız
Baccara GülüNurcan Özturan · Herdem Kitap · 20251 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2022 13. kitabı
İnsanlar bana gelip diyor ki: ‘Çok fazla dua ediyorum ama Allah dualarıma cevap vermiyor!’ Her şeyden önce, şunu kabullenin, Allah sadece size değil, tüm âleme veriyor. Hem iman edenlere hem de iman etmeyenlere veriyor. Onların da işleri, çocukları, mutluluğu, sofrada yemekleri, terfileri oluyor; onlar da hastalanıyorlar ve şifa buluyorlar. Yani, dua eden de etmeyen de bu dünyada sıkıntı ve zorluk çekiyor. Allah ikramını ve ihsanını sadece inananlara da inanmayanlara da veriyor. Hiç durmadan ihsanda bulunuyor ve ne zaman vereceğine de o karar veriyor. ​"Aşikar ki, insanlar cennet için yaratılmışlar. İlk mekanımız cennetti, bizler oradan buraya, yeryüzüne getirildik." ​"Bağırmaya başladıysanız bu kaybettiğinizin ve söyleyecek sağlam bir sözünüz olmadığının kanıtıdır." Birinin yardıma ihtiyacı olduğunda, geçinebildiğiniz insanlara yardım etmeyi düşünür, anlaşamadıklarınızı bir kenara koyarsınız. Onları atlarız. "O amcam mı? Yok, yok. Ona bir şey düşmüyor. Zekat mı? Başka bir yere veririm. Halama biraz sadaka vereceğim, ama amcama?! Hayatta olmaz. Gıcık oluyorum ona." ​Eğer yardıma ihtiyaçları varsa ister onları sevin ister sevmeyin ister kavgalı olun ister olmayın, eğer yardımı hak ediyorlarsa onlara el uzatmak mecburiyetindesiniz. Ve Allah bu inanılmaz ayette "Ve âti ze'l kurbâ" buyurduktan sonra "emvâlek"5 yahut "mâlek"6 buyurmuyor; diyor ki "hakkahû", "hakları olanı verin". O kişinin kendi hakkını verin! Kendilerinin kız evlada sahip olmasının bir aşağılama olduğunu düşünürlerdi, fakat kızları Allah'a isnat etmekte hiçbir sorun görmezlerdi. ​"Rabbiniz erkek çocukları size seçip ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi?" Kimsenin vergi vermeyi sevmemesi ve herkesin elinden geldiği kadar az vergi vererek paçayı yırtmayı tercih etmesine benziyor bu
Dirilt KalbiniNouman Ali Khan · Timaş Yayınları · 201712,3bin okunma
Puan vermedi·124 syf.·
2022 7. kitabı
“Bizim hareketimiz, mesuliyet hareketidir: Davamız hayata uymak değil, hayatımızı Hakk’a uydurmaktır...” “Sessizliğin sese, sesin kelimelere, kelimelerin özgü mânalara dökülmesi bir Ramazan boyu sürer giderdi.” “Sabahı beklemeyiniz dostum, geceden yola çıkınız. Olur ki uyuyakalırsınız.” "Evvela insana kıymet vermemiz lâzımdır. Kur'an-ı Kerim'in insanı eşref-i mahlûkat sayan hükmüne hürmetten başka kurtarıcı yolumuz yoktur." #100kitaplistesinden Dert sahibi kitaplarımızdan olan “Ya Tahammül Ya Sefer”in yeri ayrıdır bende. 6 Şubat 2021’de @mtobilgi başvuruları başlamadan 2 gün önce alıp okumaya başlamıştım. Mustafa Kutlu’nun her eseri kıymetli ama bu eser bir başkaydı sanki. Ya tahammül edecektik içinde bulunduğumuz dünyanın düzenine ya da sefere çıkacaktık. #medeniyettasavvuruyolculuğu da bir sefer benim için @yusufkaplanw hocamınızın "Ruh, köklerde gizlidir, göklere yönlendirir. Köklere inmezseniz, göklere yükselemezsiniz.” sözü ile de kitabın konusunu bağdaştırıyorum şimdilerde. 27 öykü kitabı olan @mustafakutlu_ ‘nun kalemini; özellikle eserleriyle tanışmamış olan herkese tavsiye ederim
1000Kitap
Ya Tahammül Ya SeferMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201315,7bin okunma