Kimseyle yakın olmak istemiyorum, çünkü ... s.282
İnsanların çoğu umursanmamaya, terslenmeye, reddedilme­ye, küçümsenmeye, kovulmaya, emir almaya, suçlanmaya, azar­lanmaya, terk edilmeye ve unutulmaya derin bir ihtiyaç duyar. Bu 10 ihtiyacı karşılamazsanız ... ilgili, nazik, samimi, yüceltici, davetkar, eşitlikçi, toleranslı, sevecen, dostça ve vefalı davranır­sanız ... şaşırır, dengesizleşir, öfkeye kapılır ve muhtaç oldukları kötülüklerin tümünü size reva görürler.
Sayfa 282·Kitabı okudu
Alıntı
Osmanlı'dan genç Türkiye Cumhuriyeti'ne kalan miras oldukça kötüdür. Türkiye'nin nüfusu 13 milyond. Okuma yazma oranı erkeklerde %7 kadınlarda binde 4, ülkede 72 ortaokul 23 lise vardı. Toplam ortaokul öğrenci sayısı 5905 lise öğrenci sayısı 1241. Ortaokullarda sadece 543 liselerde 230 kız öğrenci okuyor. Çocukların ancak dörtte biri okula gidebiliyor. Ülkede sadece bir üniversite var. Arapça Farsça ve Fransızca Türkçeyi istila etmiş. Nüfusun %80'i kırsalda önemli bir bölümü göçebe olarak yaşıyor 40.000 köyün 37.000'inde okul, yol, posta yok. 830 köy tümüyle 930 köy kısmen düşman tarafından yakılmış 40.000 köye karşılık diplomalı ebe sayısı 136 idi. Sadece 337 doktor 434 sağlık memuru 60 eczacı bulunuyordu. Eczacıların neredeyse tümü yabancı 150 ilçede doktor yoktu Doktor başına 30 bin kişi düşüyor. Trahomlu insan sayısı 3 milyondu; sıtma tifüs verem frengi tifo salgın durumdaydı. Evlerin %97'sinde tuvalet yok. Bit ciddi bir sorun. Bebek ölüm oranı %60'ın üzerinde. Kapitülasyonlar ülkenin belini bükmüş. Toplam sanayi kuruluşu 282. Bunların sadece %9'u devletin %85'i yabancıların ve azınlıkların. Elektrik yalnızca İstanbul İzmir gibi büyük kentlerde var. Mustafa Kemal Paşa'nın Cumhuriyet mucizesi, bu korkunç tabloyu çok değil 10 yılda tersine çevirecekti. Dünyanın hayran kalacağı bir başarı öyküsü yazılacaktı.
Sayfa 172·Kitabı okudu
Allah’ın şu kavlini zikrederdim: “ …Allah’tan korkun, Allah size öğretir…” (Bakara, 2/282)
Dayatmalara Rağmen Demokrasiye Sahip Çıkan Türk Halkı
9 Temmuz 1961 tarihli referandumla yeni anayasa kabul edildi. Referanduma 12.735.009 seçmenden 10.322.169’u katılmış; bunlardan 10.282.561’inin oyları geçerli sayılmış ve oyları geçerli sayılanların 6.348.191’i yeni Anayasa’ya “evet”, 3.934.370 kişi de “hayır oyu vermişti. Böylelille 1961 Anayasası kabul edilerek yürürlüğe girmiş oldu. Referanduma katılım oranı (%81,05) oldukça yüksek olmakla birlikte, geçerli oyların %38,26’sının “hayır”, %61,74”ünün ise “evet” yönünde çıkması, yeni Anayasa’ya büyük halk desteği bekleyen askerî yönetimi ve CHP’yi şaşırtmıştı.
Sayfa 87 - İletişim Yayınları·Kitabı okuyor
Belirlenmiş bir zamana kadar bir borç ilişkisi kurduğunuzda bunu yazın. Bakara 282
Sayfa 47·Kitabı okudu
Cinsiyetçilik hâlâ devam ediyor.
Sosyolog Gilman Yaşadığı dönemde Gilman, hem erkek hem kadın sosyoloji çevrelerinin tanınmış bir üyesiydi. Pek çok açıdan, yakın arkadaşı ve meslektaşı Jane Addams'ınkine benzer, güçlü bir rolü vardı (Deegan, 1988a; M.A. Hill, 1980; s. 272-282). Gelgelelim, Addams'ın, pek çok kadın sosyologun ve benzer düşüncelere sahip erkeklerin eserleri gibi Gilman'ın eserleri de bugünün ataerkil sosyoloji tarihçileri tarafından büyük oranda göz ardı ediliyor. Sosyolojinin kurucularının kim olduğunu belirlemek bugün çağdaş sosyoloji teori, araştırma ve pratiğini şekillendiren, cinsiyetçi bir siyasi süreç. Bununla birlikte, Gilman'ın eserlerinin sosyolojiyle ilgili olduğunun kabul edilebilmesi için, önce şüphecileri Gilman'ın gerçekten bir sosyolog olduğuna ikna etmek gerekiyor. Gilman'ın hala güncel olduğunu onaylamak bir yana, ona sosyoloji tarihi içinde onurlu bir yer vermeyi bile tekrar tekrar reddeden şüpheci ataerkiller, Gilman'ın aslında bir sosyolog olduğunu, başka güçlü sosyologları tanıdığını ve onlarla profesyonel olarak birlikte çalıştığını ya da yaşamının büyük bölümünü sosyoloji alanında fikirlerin geliştirilip ilerletilmesine adadığını anlama becerisinden yoksun görünüyor.
Sayfa 20·Kitabı okudu