8/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
KUSURSUZ ÇOCUK ~ FREIDA McFADDEN İçerik; ‍Polisiye & Gerilim ‍Gözde ve kusursuz bir çocuk ‍Kontrolcü bir anne ‍Umursamaz bir baba ‍Kayıp bir kız ‍Aile iliskileri, güven, sırlar ‍287 sayfa Selam…On altı yaşındaki Liam başarılı,zeki,tüm öğretmenlerin ve özellikle kız öğrencilerin gözdesidir.Uzun zamandır Olivia adlı bir kızdan hoşlanıyordur.Sonunda kıza tam açıldı derken ilk gece buluşmalarının ardından kız kayıplara karışır.Polise ve tüm kasabaya göre Oliva’yı kaçıran ve hatta öldüren Liam‘dır.Annesi bile bu sonuca varmıştır çünkü çocuğu küçüklükten beri hayvanları bir yere kapatıp onları yavaş yavaş öldürmenin pratiğini yapmıştır.Sevgiyle, bütün imkânlarıyla büyüttükleri bu kusursuz çocuğun içinde bir canavar vardır.Anne Erika bunu kontrol altına almak için bir dedektif tutarak yakınlık kurmaya çalıştığı bütün kişileri bulup Liam’dan uzak durmalarını isteyecek kadar kontrollüdür.Bu sefer de tedbirleri almıştır ama yanlış Olivia uyarılmıştır.Liam ise asla Olivia‘ya zarar vermediğini söylemektedir.Erika ne umursamaz kocası gibi olaya bakar ne de kızı Hannah gibi Liam’a inanır. Peki Liam Olivia’yı öldürdüyse Olivia’nın cesedi nerededir? O mükemmel, kusursuz çocuğu artık hapislerde mi çürüyecektir? Yazarın kurgularına aşina olanlar daha ilk bölümlerden itibaren katili yazarın bize gösterdiğinde değil,hiç ummadığımız yerde aramamız gerektiğini anlamıştır.Ben de bunu düşünerek kitabın başında bir karakterden şüphelenmiştim;aslında bir şüpheliler listem vardı ama okudukça diğerlerini eledim.Katilin kim olduğu ile ilgili şok yaşamadım fakat olayın derinliği beni şaşırttı.Baştan sona merak ve heyecanla okutan bir kitap oldu.Bölüm aralarında tanık ifadelerine de yer vermesi iyi olmuş.O son sayfadaki “acaba?” sorusu çok iyiydi;bir annenin içsel dürtüleri, oğluna olan
Kusursuz ÇocukFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 2026807 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 13:39
Durdu Oğuzhan Kaya / Tarihin Göçü. Bir genç adamla tanıştım. Adım Oğuzhan deyince, sosyal medyanın günceli olarak ben de Alparslan dedim gülüştük. Kahve eşliğinde gerçek tanışmamızı yaparken, karşımdaki gencin okumaya, araştırmaya meraklı, entellektüel bir zihne sahip, yaptığı işi hakkıyla yapmaya çalışan, günlük çözümlerden öte sistem çözümleri sunan bir anlayışa sahip olduğunu gördüm. Kitabından bahsetti, Imzalayıp, şahsıma hediye etti. Kitap; kapağı, içeriği ve yazarı açısından ilginç bir eser olarak dikkatimi çekti. Kapağındaki gökdelenler, camii, martı ve ağaç fonu medeniyeti temsil ederken, önlerinde elinde, sırtında çantalarıyla deve eşliğinde yürümek zorunda kalan yolcular teması, kitabın ilginçliği hakkında bilgi vermektedir. Yazarın okuyucuyla sohbet havasında anlatmaya çalıştığı konular, yalnızca ülkemizin değil küresel anlamda bir dünya sorunudur. Okullarda Kavimler Göçü anlatılırken millet olarak Asya'nın doğusundan çıkıp Avrupa içlerine kadar, at sırtında tarihi yolculuğumuzun bir medeniyet aktarması olduğunu, hatta bir çağı kapatıp yeni bir çağın açılmasına sebep olduğunu öğreniyoruz. Bugün de doğudan batıya, güneyden kuzeye doğru farklı güzergahlarla devam eden yolculuklardan bahsedebiliriz; bugünkü yolculuklar bir medeniyet taşımaktan öte medeniyete ulaşıp, rahat etme amacıyladır. Ne yazık ki yolcular hedef ülkeye varamadan ya yollarda ölüp gitmekte, ya da istemediği ülkede yaşamak zorunda kalmaktadır. Bunda kendini medeni olarak gören ülkelerin, göç gerçeği ile yüzleşmek istememelerinin payı büyüktür. Dün göç ettiği yerlere medeniyet götürerek o ülkelerin insanlarını yönetip, kurdukları devletlerle gündem olan milletimiz, bugün mazlum ve mağdur olan göçmenlerle evini, aşını paylaşmak zorunda kalmaktadır. Hatta kapasite üzerindeki göçmenler
Tarihin GöçüDurdu Oğuzhan Kaya · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20262 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gerçek olmayacak kadar insanı hayrette bırakan bir dönüş hikâyesi
10/10
·160 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 21:31
Halit Ertuğrul hocamdan okuduğum bilmem kaçıncı kitap. Ve her defasında ibretlik dolu bir sonla bizi gözyaşlarına boğmayı başarıyor ya, valla helal olsun hocama. Bizi bu güzel ve müthiş ibretlik hikâyelerle buluşturmakla, diğer yazarlardan çok daha önemli ve çok daha güzel bir iş yaptığının eminim hocam da farkındadır. Yoksa böyle yaşanmış nice güzel hayatlardan habersiz olacaktık. Diğer kitaplarından aşina olduğum gibi bu kitabın konusunu da aşağı yukarı tahmin ediyordum açıkçası. Ama okudukça, her sayfasını çevirdikçe hakikaten, gerçek olmayacak kadar acı bir hikâyeyle karşılaştım. Hatta acaba yazar kendinden bir şey eklemiş olabilir mi diye hayretler içerisinde kaldım. Ancak sona gelene kadar anlayabildim. Evet neden olmasındı? Allah yardım ettiği ve izin verdigi sürece bütün bu olanlar elbette yaşanabilirdi. Düşünün... Dönülmesi çok kötü bir yola girmişsiniz, tek çıkış kapısı olarak ölümü düşünüyorsunuz ve bu yüzden intihara kalkışıyorsunuz. İmanla tanışıp kendinize yeni bir sayfa açıyorsunuz. Sonrasında ise imtihan üstüne imtihan yaşıyorsunuz. Ve her şeye rağmen öyle bir mücadele ve teslimiyete giriyorsunuz ki Allah size en sonunda çok güzel bir ölüm nasip ediyor. Nasıl?.. Çok güzel bir teslimiyet öyle değil mi? Öyleydi ya "Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz; nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz." Kesinlikle okuyun, okutun!
Edebiyat
Şark KızıHalit Ertuğrul · Nesil Yayınları · 2021649 okunma
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 00:20
OKUDUM - BİTTİ! Ve hala etkisindeyim... Georgi Gospodinov'un "Zaman Sığınağı"na 10 üzerinden 10 veriyorum! Kitap Adı : ZAMAN SIĞINAĞI Yazar Adı : GEORGI GOSPODİNOV Sayfa Sayısı : 287 Kitap Puanım : 10 / 10 Kitap İncelemem : Bu kitap, sadece bir roman değil, zamanın, hafızanın ve nostaljinin derinliklerine yapılan felsefi bir yolculuktu. Gaustine'in "geçmiş klinikleri" fikriyle başlayan bu serüven, bizi kendi anılarımızın labirentlerinde kaybolmaya davet ederken, toplumsal hafızanın kırılganlığını da ustaca gözler önüne seriyor. Gospodinov, mizahı ve melankoliyi öyle bir harmanlamış ki, her sayfada hem düşündüm hem de içime işleyen bir hüzünle sarsıldım. Geçmişin sadece bir zaman dilimi değil, aynı zamanda bir sığınak, bir vatan olabileceği fikri... Bu, modern insanın en büyük çıkmazlarından birine, ait olma arayışına öyle dokunaklı bir yerden yaklaşıyor ki, okurken kendimi buldum. Eğer siz de zamanın akışına, anıların gücüne ve insan ruhunun karmaşıklığına dair sarsıcı bir deneyim arıyorsanız, "Zaman Sığınağı"nı mutlaka okumalısınız. Bu kitabı okumak, kendinize yapacağınız en büyük iyiliklerden biri olacak. Pişman olmayacaksınız, garanti veriyorum! #ZamanSığınağı #GeorgiGospodinov #OkudumBitti #Kitapİncelemesi #10Üzerinden10 #MetisYayınları #Edebiyat #BookerÖdülü #KitapTavsiyesi #OkumaHalleri #GeçmişinSığınağı #Hafıza #Nostalji #KitapAşkı #NeOkusam #OkumakGüzeldir #DerinlikliKitap #FelsefiRoman #KitapKurdu Zaman Sığınağı Georgi Gospodinov
1000Kitap
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,720 okunma
8/10
·494 syf.··
2026 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 04:13
207 sayfayı 1.5 günde, 287 sayfayı bir günde okutan kitap, İki Şehrin Hikayesi... Fransız Devrimi'nin öncesi ve sonrasında Londra ile Fransa arasındaki olaylar üzerine kurulu bir roman... Londra'nın düzenli ve güvenli ortamından Fransa'nın kaosuna uzanan bu hikaye eşitsizlik, adalet, fedakarlık, intikam gibi kavramlara vurgu yaparken; umut ve yıkımın iç içe geçişini anlatıyor. Sahiplik bile olmadan yapılan fedakarlıkla sevginin gücünü hissettirirken; iyiliğin en karanlık ortamlarda bile ışıldayacağını gösteriyor. İki Şehrin Hikayesi, çoğu kişinin okuduğu ve etkisinde kaldığı romanlardan. Charles Dickens'ın anlatımdaki gücü ve hikayesini tanıyınca bu etkiyi artık anlayabiliyorum. Benim için pek çok duygunun iç içe geçtiği, farklı bakış açılarıyla yeni fikirler sunan güzel bir okuma oldu.
1000Kitap
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202376,6bin okunma
İntikamın Gölgesinden İmanın Nuruna Uzanan Sırlı Yolculuk
9/10
·160 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 05:16
Kitabın başındaki yaşam mücadelesi her anıyla sarsıcı olsa da beni en çok etkileyen kısım, koğuştakilere Risale-i Nur anlatan Said ve Zübeyr karakterleri ile onların hakikat yüklü sözleri oluyor. Keşke bu acı dolu öykü sadece kurgudan ibaret olsaydı... Babasının ve kardeşlerinin hasımları tarafından dehşetle katledilmesi sonucu ana karakter, yüreğine saplanan o kor intikam ateşinin peşine düşüyor. Babasının parça parça edilmesi, bir kardeşinin kaçırılması, diğerinin ezilmesi ve kız kardeşinin maruz kaldığı kan donduran infaz, karakteri dipsiz bir kuyuya sürüklüyor. Bu karanlıkta onu sadece hasta annesinin duaları ayakta tutuyor. Evlat acısını defalarca tadan annesi, sergilediği metanetle güzel bir makama gideceğinin işaretini vererek Hakk'a yürüyor. Tam o veda anında, hayatları boyunca yanlarında olup Allah'ın yardımını ulaştıran gizemli zât tekrar beliriyor. Annesinin son nefesinde dile gelen bu zât, aslında evladına annesi üzerinden sarsıcı bir ihtar gönderiyor: İntikam hırsına yenik düşmek üzere olan oğluna, bu yanlış yolda ısrar ederse manevi desteğini tamamen çekeceğini bildirerek şu köklü nasihati bırakıyor: "Dost istersen Allah, yârân istersen Kur'an, mal istersen kanaat, düşman istersen nefis, nasihat istersen ölüm yeter!" Annesinin kaybından sonra intikam hayaliyle yola çıksa da ilahi adalet elini kana bulamasına müsaade etmiyor; hasımları Allah'ın emriyle kendi sonlarını yaşayıp ölürken, karakterimiz bir katile dönüşmekten kurtarılarak suç planlama ve ruhsatsız silah bulundurma suçlarından cezaevine giriyor. Koğuş reisi "Vampir" lakaplı Nuri Bey, karakterimizin dürüstlüğü ve cesaretinden etkilenerek ona sahip çıkıyor. Kasvetli koğuşun asıl kırılma noktası ise bir köşede sessizce hakikati fısıldayan Said ve Zübeyr ile tanışmasıyla başlıyor. Said ve
İnsan ve Hayat
EmreHalit Ertuğrul · Nesil Yayınları · 20031,406 okunma