Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 01:32
Dinin Siyaseti: İslami Uyanış ve Feminist Özne Saba Mahmood ' un 1990' larda Kahire'de yürüttüğü saha araştırmasına dayanan çalışmasıdır. Mahmood bu çalışmada Mısır'daki 'Cami Hareketlerini' etnografik yöntemle incelemektedir. Alt ve orta sınıf kadınların eğitimci yada öğretici olarak katıldıkları camilerde düzenlenen dini eğitim ve ahlâkî terbiye pratiklerini gözlemlemektedir. Kadınların islami hareketlere dahil olmasının özelde feminist teoriye, genelde ise seküler-liberal teoriye yönelik ortaya koydukları kavramsal meydan okumaların analizini yapmaktadır (s.38). Mahmood, amacının, özellikle feminist ve liberal-sol entelektüellerde araştırmaya konu olan hareketlere benzer durum ve olguların sebep olduğu “duygusal değer biçme hâllerini” irdeleyerek eylem ve tecessüm, faillik ve direniş, benlik ve otorite arasındaki kurucu ilişkiye dair “bu varsayımların dar kafalılığını göstermek” olduğunu ifade etmektedir. Kadınların neden İslami hareketler içerisinde yer aldıklarını ve ataerkil bir bütünün içerisinde bile isteye kalmalarını sorgulamaya teşne siyasi ve entelektüel duruşu ve seküler-liberal ve feminist paradigma içinde temel olarak varsayılan öznelik, faillik, özgürlük ve direniş gibi parametreleri de sorgulamaktadır. Mahmood’un çalışması, biri sonuç bölümü olmak üzere altı bölümden oluşmaktadır. Saba Mahmood'un Dinin Siyaseti, feminist teorinin uzun süre sorgulanmadan benimsediği bazı temel varsayımları yeniden düşünmeye davet eden bir çalışma olarak öne çıkmaktadır. Mahmood, feminist yazında kadın failliği ile baskın ilişkilere karşı direniş arasında kurulan özdeşliğin ve özgürlüğün evrensel bir toplumsal ideal olarak kabul edilmesinin basit bir dikkatsizlik olmadığını vurgular. Ona göre bu varsayımlar, feminist projenin hem analitik hem de siyasi boyutunu
Dindarlığın SiyasetiSaba Mahmood · Islık Yayınları · 20225 okunma
Geçmiş Toprağa Gömülür Ama Yok Olmaz
9/10
·400 syf.··
2026 93. kitabı
Patasana bir kazı alanında başlar ama kazılan sadece toprak değildir. Aynı zamanda insanın geçmişi, tutkuları ve karanlık tarafıdır. Arkeolojik bir çalışmanın ortasında ilerleyen hikâye, kısa sürede bir cinayetin gölgesine girer ve her şey giderek daha karmaşık hale gelir. Günlükler aracılığıyla anlatılan geçmiş ile bugünde yaşananlar iç içe geçtikçe, okur yalnızca bir suçun değil, insanın iç dünyasının da izini sürmeye başlar. Çünkü bu romanda asıl mesele kimin suçlu olduğu değil, insanın neden o noktaya geldiğidir. Ahmet Ümit'in bu kitaptaki en çarpıcı tarafı, tarihle bugünü ustaca birleştirmesi. Binlerce yıl önce yaşananlarla bugün arasında görünmez bir bağ kurar. İnsan değişir ama tutkuları, hırsları ve zaafları pek değişmez. Toprağın altına gömülen şeyler sadece kalıntılar değildir, bazen sırlar da orada saklanır. Geçmiş gerçekten geride mi kalır, yoksa bir gün mutlaka gün yüzüne mi çıkar? Yazarın özellikle son dönemlerdeki tarzı bu kitapla başlamış diyebilirim.
PatasanaAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201229,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Spoiler
7/10
·400 syf.··
2026 2. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2026 03:18
Arkadaşım enesin önerisi üzerine başladığım kitap. Başlarda kurgunun içine girmekte çok zorlandım. Bence Ahmet ümitin olayı bu, evreni o kadar detaylı anlatıyor ki içine tamamen giriyorsunuz evet ama girene kadar sıkılmazsanız iyi. Kitabın yarısında katili az çok tahmin etmeye başlıyorsunuz. Zaten çok seçeneğiniz yok ve Esra’nın yönlendiği seçeneklerin gerçekçiliği de çok yok açıkçası. Keşke ufak kuşkulandığımız olayların nedeni gün yüzüne çıksaydı. Mesela bern’in bisikletinin tekerleri neden inikti? Gece kullanmamıştı bile. Timothy almıştı büyük ihtimal ama bu gibi detayların uzun uzun açıklanmasını isterdim. Ben öldürdüm hepsini dedi ve bitti hikaye gibi hissediyorum. Bazı gereksiz hikaye ve karakterlerle kafamızı bulandırıyor yazar ama bu işe yaramıyor çünkü olayı çözmeye başladıktan sonra hala kandırmaya çalışması pek akıcı olmuyor. Katilin motivasyonuysa.. Ermenilerin intikamını alıyor olsa daha tatmin olurdum açıkçası, insanların alçaklığını onlara ayna olarak yansıtmak istemesi ironik ve yapış şekli de çok manidar aslında. Nadia Teyzemizin yeğeni çıkması güzel bir detaydı. Yazar tüm ayrıntıları cidden çok ince işliyor. Ahmet Ümit okurken hiçbir ayrıntıyı boşuna vermediğini biliyorum. Ya karaktere derinlik katmak için yapıyor ya da hikayeye. Böylelikle yüzeysel hiçbir yer kalmıyor romanda. Mesela yüzbaşının hikayesinden çok etkilendim ve güzel bir ayrıntıydı aşkları. Kitabı daha ilgi çekici hale getirdiğini söyleyebilirim. Ayrıca timothynin aşkla ilgili fikirleri dahil olmak üzere çoğu fikrine hak verdim. O akıllı ve sorgulayan ama büyük etkiler bırakmak isteyen birisi… bilmiyorum ona kızmadım. Bern’e de Ermeniler konusundaki fikirleri hakkında sinirlenmedim ama yüzbaşıyla tartışmalarını okumak güzeldi. Şimdiye kadar benzerini okumadığım bir kitap, gerçekten
Polisiye
PatasanaAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201229,4bin okunma
Puan vermedi
Romanın olayları Güneydoğu Anadolu’da yapılan bir arkeolojik kazı etrafında gelişir. Kazı alanında çalışan ekip, bir süre sonra esrarengiz cinayetlerle karşılaşır. Kazı başkanı ve ekibin üyeleri, hem kazının sırlarını hem de işlenen cinayetlerin arkasındaki gerçeği çözmeye çalışır. Kazı sırasında ortaya çıkarılan eski bir Hitit tabletinde, antik çağda yaşamış bir kâtip olan Patasana’nın günlüğü bulunur. Bu günlükte, dönemin savaşları, ihanetleri ve insanın karanlık yönleri anlatılmaktadır. Günlük ilerledikçe, binlerce yıl önceki olaylarla günümüzde yaşanan cinayetler arasında şaşırtıcı benzerlikler ortaya çıkar. Roman iki zaman diliminde ilerler: Günümüzde kazı alanında yaşanan cinayetler Antik çağda Patasana’nın yazdığı günlükte anlatılan olaylar Bu iki hikâye giderek birbirine bağlanır ve insan doğasının yüzyıllar geçse de çok değişmediği fikrini ortaya koyar. Patasana, bir arkeolojik kazıda başlayan cinayetlerin, binlerce yıl öncesine uzanan bir insanlık hikâyesiyle birleştiği sürükleyici bir polisiye romandır. Ahmet Ümit Patasana
PatasanaAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201229,4bin okunma
6/10
·152 syf.··
2026 8. kitabı
Kitaptaki öykülerin hemen hemen hepsi cinayet skeci tadındaydı. Olay örgüleri hızla kurulup beklenmedik yerlere bağlanıyor ve bu durum hikayelere sürükleyici bir hava katıyor. Kitapta polisiye edebiyatının kraliçesi ve 11 günlük bir kayıpla hafızalara kazınan Agatha Christie’yi anmamızı sağlayan zarif bir selam var. Bu selamı gerçekten ince bir davranış olarak yorumladım. Yazarın her kitabını ayrı bir keyifle okusam da, kalbimdeki yeri farklı olan eserleri var:Patasana veBeyoğlu'nun En Güzel Abisi Sonuç olarak; Agatha’nın Anahtarı, Ahmet Ümit eserleri arasında yazarla tanışma kitabı olarak okunabilecek keyifli ve başarılı kurgulanmış bir eser.
Agatha’nın AnahtarıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201914,1bin okunma
Bir yaşamın değerine nasıl karar verilir? (S.295)
6/10
·304 syf.·
2026 8. kitabı
Küçük gibi görünen ama etkisi büyük şeyler vardır hayatta… Bir damla gözyaşı, bir çiçek, bazen bir bakış, belki bir selam. Dışarıdan oldukça sıradan görünen ama bir insanın iç dünyasında derin yankılar uyandıran anlardır bunlar. Dostluk... Eşitlik ve denklik gibi sınırlamalardan uzak, birbirini gören ve anlayan insanların birlikteliği değil midir? Kitap, hayattaki küçük detayların farkına varmamızı ve imkansız gördüğümüz şeylerin nasıl mümkün olduğunu gösteriyor. Bazen farkedilmek için çabalarız, bazen de farkedilmemek için göze batmamaya çalışırız. Grenelle Sokağı 7 numara bize kapılarını açıyor.. Hikaye yüksek zeka düzeyine ve sanatsal zevklere sahip, kitap okumayı seven, farklı yaşta ve statüde üç kişinin dostluğunu anlatıyor. Renée, Paloma ve Kakuro.. Manuela'nın arkadaşlığı ve desteği de oldukça kıymetli. Hayatı belli kalıplar içinde yaşayan insanların eleştirildiği, travmaların insanın hayatına nasıl yön verdiğini görmek mümkün. Renee'nin zeki olduğunu kimse anlamasın diye gösterdiği çaba, kendini korumak için girdiği rol ve kendini açık etmekten nasıl korktuğunu okurken, kendinizden de bir şeyler bulacağınızı düşünüyorum. Bazen anlamaya çalıştım, bazen durup sadece bekledim. Kimi zaman da sessizce gözyaşı döktüm. Kirpinin Zarafeti hayatın anlamı, yalnızlık ve dostluk üzerinde düşündüren bir kitap. "Çözmeyi kafaya koyan için Tanrı'nın yolları gayet açık..." (S.291) Kitabı konu olarak sevsem de dilini sevdiğimi söyleyemem. Cümleler kesik ve yarım kalmış hissi verdi. Çeviri kaynaklı da olabilir ama okumakta zorlandığımı itiraf etmeliyim.
1000Kitap
Kirpinin ZarafetiMuriel Barbery · Kırmızı Kedi Yayınları · 20259,8bin okunma