gedê bajêr

gedê bajêr
@2serhat1
Çağların kirli beyaz fırçasıyla karalanmış bir manzarayız.
Polis
Lisans
İstanbul
Diyarbakır
146 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı

gedê bajêr

, bir kitap okudu
Puan vermedi·449 syf.··
2020 76. kitabı
Yaşar Kemal
8.6/10 · 1.538 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·119 syf.··
2020 75. kitabı
yaşar kemal'in abidin dino desenleriyle süslenmiş oldukça sürükleyici romanı. 102 sayfalık soluk soluğa okunabilecek bir kitap, bir konu ama gelin görün ki "acaba annesini öldürecek mi?" sorusunu sorarak okuduğunuz bu kitap sadece "evet" diye bitiyor gibi. hayır, o canlı betimlemeler, anlatımlar, diyaloglar, karakterler, toplumsal sınıf tahlilleri kitabın ana konusunu teşkil eden sorunun cevabına geldiğinde kirp diye kesiliveriyor nedense. keşke üstad daha canlı, daha vahim, daha acıklı tasvir etseydi kitabın sonunu, hoş sondan başa giden bir kurgusu da var belki ama hasan'ın psikolojisini merak ediyorum şu anda. bana ne 3 kızı 3 oğlu olduğundan, biçerdöverlerinden falan? herif anasını vurmuş arkadaş, deş bakalım içini ne var adamın içinde?
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Görsel Sahaf · 028,1bin okunma
Puan vermedi·443 syf.··
2020 74. kitabı
yaşar kemalin gözüyle tasavvur edilen taşranın ve taşra insanının romanı... ideolojik bakışın ve muhalifliğin hissedildiği eserde buna tezat bir masalsı bir atmosferin kurulmuş olması romanın bir başarısı. özü türk olduğu söylenen yaşar kemalin türk ordusu için romanda kullandığı ifadeler veya sıfatlar ilginç: "bit artığı", "yezidi katledicisi", "alevi katledicisi", "kılıç artığı", "kendi köylüsünün karısını dağa kaldıran asker" vs. bence bunlar kafi...yazar muhalifliği sövmeye dek vardırıyor açıkçası. ve acaba neden tarihe, türklüğe olumsuz bir bakış söz konusu anlamadım. ideolojik yazmak aşağılamak mı demektir? ruslara karşı savaşmış kafkas cephesi askerlerinin ruslara değil, soğuğa hiç değil, roman kurgusunda bitlere mağlup edilmiş olması bir tuhaf, bu yüzden yazar türk askerlerine "bit artığı" sıfatını layık görüyor. bu bitler o günün imkanlarıyla ruslarca mutasyona uğratılmış bitler galiba... o soğukta, eksi kırkta yaşadığına göre... "kılıç artığı" ifadesi ise son derece aşağılayıcı olmakla birlikte sahip olunan kini içten içe sezdiriyor. kılıç artığı denince insan öldürülmekten arta kalmış bir kitlenin kastedildiğini düşünüyor. ölümden paçayı sıyırmış manasında... sanki öldürülse daha iyi olacakmış gibi bir düşünce güdülüyor...olumsuz bir anlamda kullanılıyor bu ifade. peki bir yazar mensubu olduğu milletin askerini kılıç artığı diye nitelendirebilir mi? takdir kamuoyunun...bu adam kardeşlik adına nobele aday gösterildi bir de... yezidileri katleden, süryanileri kesen kürtleri vs. ırza geçen, yağmalayan askerler. allah allah 1915'te van'da bunların olması mümkün mü? ta kafkasyadan vana gelecek hamidiye alayları da...orada süryani vs.kesecek...hangi garipliğe temas etsem bilemedim. neyse...romanda geçen gariplikler bununla sınırlı değil, abdulvahitin,
Yağmurcuk KuşuYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20131,268 okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2020 73. kitabı
yaşar kemalin dağın öte yüzü üçlemesinin ilk kitabı. yalak köyünün tanıtımı, insanları arasında ki ilişki gibi konularla giriş yapılmış. tabi önplanda olan, insanların içinde bulundukları zor durumu okuyucuya vermek. yaşar kemal romanlarından birisi. dağın öte yüzü serisinin ilk kitabıdır. yaşar kemal bu kitapta çukurova insanını, üslubunu ve yaşananları yine çok güzel betimleyerek anlatmış. zamanımızda yitirmiş olduğumuz güveni, daha doğrusu insanların birbirine güvenini, komşu dayanışmasını bize tekrar hatırlatmıştır. öncelikle hikayenin 50'li yıllarda, yani demokrat parti'nin türkiye'de fırtınalar estirdiği dönemde geçtiğini belirtmekte fayda var. anadolu halkı, "demokrat" kelimesine pek dili dönmediği için bu kelimeyi "demirkırat" olarak telaffuz ediyor o dönemde. haliyle "demokrasi" de "demirkırasi"ye evrilmiş vaziyette. hikayeye gelecek olursak, anadolu'da feodal yapının olanca şiddetiyle hüküm sürdüğü dönemler. hükümet komiserlerini de yemleyen toprak ağaları köy muhtarları aracılığıyla köylüye kan kusturuyor. emeğin gerçek sahibi olan pamuk ırgatlarına, toplanan pamuktan doğan hasılatın yalnızca yüzde yirmi beşlik kısmını layık görüyor. kalanını ise -muhtarı arpaladıktan sonra- kendi alıyor. romanda bu ağa'nın ismi delice bekir. bu düzene bir kısım köylü gizliden gizliye isyan bayrağını açmış durumda ancak bunu muhtara haykıracak yürekli adamı bulamıyorlar bir türlü. zira köylü pasifize edilmiş, muhtarla ve ağayla zıt düşerlerse aç kalmaktan korkuyorlar. işte böyle bir ortamda, romanın ana kahramanı uzunca ali, muhtara artık delice bekir ağa'nın belirlediği tarlayı sürmek yerine daha fazla kazanacakları ve kendi istedikleri bir tarlayı sürmeye karar verdiklerini haykırıveriyor. bunun üzerine dellenen muhtar köylüye şöyle hitap ediyor: "demirgırası olmayan
OrtadirekYaşar Kemal · Tekin Yayınevi · 19793,487 okunma