yaşar kemalin gözüyle tasavvur edilen taşranın ve taşra insanının romanı...
ideolojik bakışın ve muhalifliğin hissedildiği eserde buna tezat bir masalsı bir atmosferin kurulmuş olması romanın bir başarısı.
özü türk olduğu söylenen yaşar kemalin türk ordusu için romanda kullandığı ifadeler veya sıfatlar ilginç: "bit artığı", "yezidi katledicisi", "alevi katledicisi", "kılıç artığı", "kendi köylüsünün karısını dağa kaldıran asker" vs. bence bunlar kafi...yazar muhalifliği sövmeye dek vardırıyor açıkçası. ve acaba neden tarihe, türklüğe olumsuz bir bakış söz konusu anlamadım. ideolojik yazmak aşağılamak mı demektir?
ruslara karşı savaşmış kafkas cephesi askerlerinin ruslara değil, soğuğa hiç değil, roman kurgusunda bitlere mağlup edilmiş olması bir tuhaf, bu yüzden yazar türk askerlerine "bit artığı" sıfatını layık görüyor. bu bitler o günün imkanlarıyla ruslarca mutasyona uğratılmış bitler galiba... o soğukta, eksi kırkta yaşadığına göre...
"kılıç artığı" ifadesi ise son derece aşağılayıcı olmakla birlikte sahip olunan kini içten içe sezdiriyor. kılıç artığı denince insan öldürülmekten arta kalmış bir kitlenin kastedildiğini düşünüyor. ölümden paçayı sıyırmış manasında... sanki öldürülse daha iyi olacakmış gibi bir düşünce güdülüyor...olumsuz bir anlamda kullanılıyor bu ifade. peki bir yazar mensubu olduğu milletin askerini kılıç artığı diye nitelendirebilir mi? takdir kamuoyunun...bu adam kardeşlik adına nobele aday gösterildi bir de...
yezidileri katleden, süryanileri kesen kürtleri vs. ırza geçen, yağmalayan askerler. allah allah 1915'te van'da bunların olması mümkün mü? ta kafkasyadan vana gelecek hamidiye alayları da...orada süryani vs.kesecek...hangi garipliğe temas etsem bilemedim.
neyse...romanda geçen gariplikler bununla sınırlı değil, abdulvahitin,