oldukça zor okunan ve bittiğinde 'bu muydu?' dedirten bir roman. üçlemenin ilk bölümü olduğu için sonunun açık olması, karakterler ve yerler tanıtılırken vakit kaybedilmesi, yavanlaşması belki kabul edilebilir, fakat sıkıntı yaratacak bir döngü içinde gereğinden fazla uzatılmış olduğunu düşünüyorum.
poyraz musa ile yapılan keyifli ve esrarengiz açılış bol tasvirle dünyayı yaratıyor ve içine sizi atıyor. sonrasında mübadelenin acısı, hüznü vurucu bir şekilde karşınıza çıkıyor. fakat bu andan sonra vasiliye ayrılan bölümde -yaklaşık olarak kitabın dörtte üçü, bir 'olay' olmasını çıldırtacak bir şekilde bekletiyor. vasilinin kalkıp kahvaltı etmesi, kedisiyle balığa çıkması, allahuekber dağlarında taşıdığı ölüleri anımsaması, musayı takip edip tüfeğini kuşanması, tam vuracakken musanın birden vazgeçmesi, ertesi gün vuracağına yemin etmesi... bu döngünün onlarca kere tekrarlanması romanı okunmaz hale getiriyor. sonuna doğru poyraz musanın anıları ile biraz hareketlense bile açık bir şekilde bitiyor. bir sonraki romanı okuma konusunda tereddüt yaratıyor.