gedê bajêr

gedê bajêr
@2serhat1
Çağların kirli beyaz fırçasıyla karalanmış bir manzarayız.
Polis
Lisans
İstanbul
Diyarbakır
146 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı

gedê bajêr

, bir kitap okudu
Puan vermedi·340 syf.··
2020 37. kitabı
Ernest Hemingway
8/10 · 7,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·712 syf.··
2020 36. kitabı
ernest hemingwayin ispanya iç savaşı hakkında yazdığı roman. robert jordan adında bir amerikalı tarafından gerçekleştirilecek olan bir sabotajı konu alıyor. bu kişi iç savaş sırasında orduya karşı savaşan isyancıları taktisel olarak büyük bir önem teşkil eden bir köprünün patlatılması için organize edip operasyonu yönetmesi için amerikadan gönderilen gönüllü uzmanlardan biri. karakteri, düşünce yapısı, konuşma biçimi, büyüdüğü aile yapısı, bir kadına yaklaşım biçimi, içki sevişi ve hayattan aldığı zevk açılarından hemingwaye çok benzerlikler gösteriyor (direk o hatta, hemingwayde ispanya iç savaşında gazeteci olarak bulunmuş). kitabı okuyalı çok oldu fakat çalan bir çan hatırlamıyorum ama kitabın adının neden "çanlar kimin için çalıyor olduğunu ispanyaya yaptığım bir gezide öğrendim. hemingway iç savaş sırasında zamanın bir çoğunu geçirdiği mekanın bulunduğu şehirde (rondo) bulunan ve bir tür zindan olan köprüden, çalınan çan seslerinin ardından, rast gele seçilen bir isyancının aşağıya atılmasından esinlenmiş
Çanlar Kimin İçin ÇalıyorErnest Hemingway · Aslı Yayınları · 200414,6bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2020 35. kitabı
on dokuzuncu yüzyılın sonlarında, fransa’da; yahudi bir subay olan alfred dreyfus, suçsuz olduğu halde casuslukla suçlanarak tutuklanır. bu yargılama yanlışlığına başlarda herkes göz yumarken, zola’nın attığı adımla birlikte aydın kesim sesini çıkarmaya başlar. émile zola’nın “suçluyorum! cumhurbaşkanına mektup” adlı yazısı 13 ocak 1898 günü l’aurore gazetesinde tam sayfa yayımlanır. zola, bu yazıyı iftira suçuyla yargılanabileceğini göze alarak yayımlar; ve para cezasıyla birlikte bir yıl hapis cezası da alır. ama bile bile yapmıştır. neyse ki yargıtay kararı bozar; ama zaten yüz yılı aşkın süre sonra, zola bu cesareti ve adalet adına başkaldırısıyla anılacaktır. bu kitap hem zola’nın yaklaşık on beş sayfalık yazısını, hem de metni çeviren tahsin yücel’in okuyucu olayları daha iyi anlasın diye eklediği “öncesi” ve “sonrası” bölümlerini içeriyor. “ah! birkaç rütbelinin, devlet’in güvenliğini saygısızca bahane ederek, çizmeleriyle ulusun üstüne basarak gerçek ve adalet çığlığını gırtlağına tıkamaları, bütün bu çılgınlıklar ve saçmalıklar, çılgınca düşlemler, yoz polis uygulamaları, engizisyon ve zorba uygulamalar!” “...dreyfus’ün suçsuz olduğunu biliyorlar ve bu tüyler ürpertici şeyi kendilerine saklıyorlar. üstelik bu insanlar uyuyabiliyorlar, eşleri ve çocukları var, onları seviyorlar!”
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20215,9bin okunma
Puan vermedi·443 syf.··
2020 34. kitabı
emile zola'nın nereden tutulsa insanın elinde kalan romanı. arkadaş insan bir kitabı yazarken bütün kurallara karşı gelebilir mi? ne bir tema var kitapta ne de bir konu. okuyup da bitirdikten sonra insanın kafasında "ee ben ne okudum şimdi amk?" düşüncesinden başka hiçbir şey belirmiyor. hadi tamam, natüralistsin, iyisin, güzelsin, hoşsun, bir manifesto olarak böyle bir kitap yazayım demişsin de bir kitap insana hiç mi bir şey vermez sorusunun cevabı bu olmamalıydı bence. benim biraz biçimle ilgili sıkıntım var nana'yı düşününce. bir romanı okurken insan kuramsal olmadığının farkındaysa, bir düğüm bekliyor ki açılsın. hani roman yazmaya giriş 101 kuralıdır bu da. düğüm koyacaksın, okuyucuyu itekleyeceksin ki kitap ilerlesin, insan şevkle okusun bitirsin, bitirdiğinde "lan adam ne güzel kurmuş ha," desin. nana'da sahne sahne gidiyor tüm kitap ve bir sahneyi çıkarsan, başka bir sahne eklesen hiçbir şey fark etmez gibi hissediyor insan. tamam bazı yerlerde şahane anlatımlar, tasvirler olabilir; lütfedip koymuş sevgili zola, ama insan bir kitaptan daha fazlasını bekliyor. kitabı bitireceğim diye içim çürüdü amk. nana'ysa nana, ben de yazarım nana'nın alasını! nana bittikten sonra dumas fils'in kamelyalı kadın'ını okumaya başladım. ulan, fahişelikse fahişelik; paris'se paris; pompaysa pompa; dumas fils'in boynuna sarılıp ellerinden öpmek istiyorum. nana'da benden esirgenen edebi zevki, çözümlemeleri olabildiğince sade bir dille ve hoş tespitlerle yumuşak bir şekilde anlatması yok mu! biliyorum ayrı dünyaların insanlarısınız zola ve dumas fils ama bu kapışmayı dumas fils alır. zola'yı bulsam bir kaşık suda boğacağım 444 sayfa boyunca bana okunacak doğru düzgün bir hikaye, doğru düzgün bir karakter vermediği için. ayıptır ya!
NanaEmile Zola · Alfa Yayıncılık · 20045,5bin okunma