OKUMA HEVESİM KAÇIYODU YAKALADIM:)
1 aydır uğramıyorum buraya🫣. En son okuduğum kitabı 3.gün önce bitirdim 1 aydır kitabı okumak gelmiyodu içimden. Yanımdan hiç ayırmadım kendimi biliyorum eğer kitabı yanımdan ayırırsam okuma hevesim gidicekti ama yapmadım. Bu 1 aydır sanki öğrenciyim ve öğretmenim bana ödev vermiş teslim zamanı gelmiş sırtımd da bi yük öyle gezdim yalan yok.Ve kendime dedim ki "Ravda en azından bitir artık kitabı" ve bitirdim. Bazı zamanlar sık sık yaptığım şeylere çokta uzun olmasada ara veriyorum bu herkese oluyo mu bilmiyorum bana oluyo en azından.
1000Kitap
Friedrich Schlegel: Lucinde ve Fragmanlar
FİKİRLER 1. Felsefenin pratik kısmından daha fazlası olabilecek bir ahlakın gerekliliği ve hatta başlangıçları giderek daha açık hâle geliyor. Artık dinden bile söz ediliyor. İsis’in peçesini yırtıp gizemi açığa çıkarma zamanı geldi. Tanrıçanın görünüşüne dayanamayan kaçsın ya da yok olsun. 2. Rahip, yalnızca görünmez dünyada yaşayan ve onun için görünür olan her şeyin ancak bir alegori doğruluğu taşıdığı kimsedir. 3. Ancak sonsuzla ilişki içinde anlam ve amaç vardır; böyle bir ilişkiden yoksun olan her şey bütünüyle anlamsız ve amaçsızdır. 4. Din, kültürün her şeyi canlandıran dünya-ruhudur; felsefe, ahlak ve şiirin yanında dördüncü görünmez öğedir. Ocakta korunan ateş gibi çevresine yumuşak bir sıcaklık yayar ve ancak dışarıdan zorla müdahale edildiğinde korkunç bir yıkıma dönüşür. 5. Zihin bir şeyi ancak onu bir tohum gibi içine alıp beslediği ve çiçek ile meyveye dönüştürmesine izin verdiği ölçüde anlar. Bu nedenle ruhun toprağına, hiçbir yapaylık ve gereksiz eklemeler olmaksızın kutsal tohumlar saçın. 6. Ebedi yaşam ve görünmez dünya yalnızca Tanrı’da bulunur. Tüm ruhlar onda yaşar. O, bireyselliğin bir uçurumudur; yalnızca o sonsuzca doludur. 7. Dini özgürleştirin ve yeni bir insan ırkı doğacaktır. 8. “Din Üzerine Konuşmalar”ın yazarı şöyle der: Zihin yalnızca evreni anlayabilir. Hayal gücünü devreye sokarsanız bir Tanrı’ya ulaşırsınız. Tam da böyledir; çünkü hayal gücü insanın ilahi olanı algılama yetisidir. 9. Gerçek bir rahip her zaman sempatiyi aşan bir şey hisseder. 10. Fikirler sonsuz, bağımsız, durmaksızın hareket eden, tanrısal düşüncelerdir. 11. Mantık ancak din aracılığıyla felsefeye dönüşür; felsefeyi bilimden daha büyük kılan her şey ondan gelir. Ve sonsuz zenginlikte bir şiir yerine, dinin yokluğu bize yalnızca romanları ya da bugün sanat denilen
Felsefe
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Öylesine
Geçen cuma fizik dersinde fizik hocası ödevleri kontrol ediyordu.Yalan olmasın ama 3 kişi mi ne yapmış ödevi, yapanların arasında bende varım.Her sınıfın olduğu gibi bizimde bütün sınıf bi' ödev grubumuz(sözde) var.Çoğu zaman amacı dışında kullanılsada...Hoca gelmiş bana "Neden grubunuza yazmadın ödeviniz olduğunu?" diyor. Bende "Kimsenin sorumsuzluğunda sorumlu değilim.Beni ilgilendirmiyor onlar." dedim.Öyle mi?,dedi.Öyle,dedim.Dersi dinliyorum gözünün içine bakıyorum.Tenezzül bile etmiyor bakmaya gözümün içine...Yanlış bir şey mi dedim sanki Allah Allah?..
Fazıllar Toplumu: Erdemin Kolektif Hali
Bu üç kavramı bir araya getirdiğimizde, karşımıza aslında modern "zenginler kulübü" değil, Antik dönemden gelen bir etik ve yönetim felsefesi çıkıyor. Aristokrasi kelimesi kökeni itibarıyla "en iyilerin yönetimi" anlamına gelse de, buradaki "en iyi" olma hali tamamen "fazilet" (erdem) ve "kendini bilmek" üzerine inşa edilmiştir. İşte bu üçlü arasındaki o derin bağ: 1. Aristokrasi: "En İyiler" Kimdir? Kelime anlamı olarak Aristos (en iyi) ve Kratos (güç/yönetim) birleşimidir. Ancak Platon ve Aristoteles gibi düşünürler için gerçek bir aristokrat, maddi zenginliği ile değil, ruhun niteliğiyle ölçülür. * Gerçek aristokrasi, toplumun en bilge ve en erdemli kişilerinin sorumluluk aldığı bir yapıdır. * Buradaki temel amaç kişisel çıkar değil, kamu yararıdır. 2. Fazıllar Toplumu: Erdemin Kolektif Hali "Fazıl", kelime anlamıyla erdemli, bilgili ve ahlaklı demektir. Farabi’nin "Medinetü’l-Fazıla" (Erdemli Şehir) eserinde anlattığı gibi, bir toplumun huzuru ancak bireylerin ortak bir "hayır" ve "erdem" anlayışında birleşmesiyle mümkündür. * İş Birliği: İnsanlar sadece hayatta kalmak için değil, "iyi yaşamak" için bir araya gelirler. * Liyakat: Fazıllar toplumunda makamlar, o işe en layık olan (en faziletli) kişilere verilir. 3. Kendini Bilmek: Temel Taş Yunus Emre’nin "İlim kendin bilmektir" sözü, bu sistemin motorudur. Kendini bilmeyen birinin ne fazıl olması ne de adil bir yönetici (aristokrat) olması mümkündür. * Sınırlarını Tanımak: Kendi eksiklerini, tutkularını ve kapasitesini bilmek, kibri engeller. * İçsel Disiplin: Kendini bilen insan, başkalarını yönetmeden önce kendi arzularını yönetmeyi öğrenir. Özetle: Bir toplumun "fazıllar toplumu" olabilmesi için, onu yönetenlerin (aristokrasinin) sadece teknik bilgiye değil, "kendini bilme" olgunluğuna
*Yapay zeka neden ve nasıl ücretsiz?* *Saklı Gerçek amacını söyle. örneklerle pekiştir.* ChatGPT: Bu soru çok yerinde. Kısa cevapla geçiştirilecek bir şey değil; gerçekten “neden ücretsiz?” sorusu, yapay zekânın iş modelini, gücünü ve gelecekteki etkisini anlamanın anahtarıdır. Açık ve süssüz anlatayım. 1️⃣ Yapay zekâ neden ücretsiz görünüyor? Aslında çoğu zaman tamamen ücretsiz değil, ama bilinçli olarak ücretsiz sunulan bir katmanı var. Bunun nedeni “iyilik” değil; strateji. Temel mantık: Ürünü sen değilsin, ama davranışların ve alışkanlıkların çok değerli. Bu, Google, Instagram, TikTok ile aynı mantık. 2️⃣ Asıl saklı amaç ne? 🎯 Amaç 1: Alışkanlık oluşturmak İnsanlar şunu demeye başladığında: “ChatGPT’ye sorayım” “Yapay zekâya yazdırayım” “Yapay zekâya kontrol ettireyim” …işte o anda kazanan belli olur. 📌 Örnek: Google ilk çıktığında neden ücretsizti? Çünkü insanlar arama alışkanlığını Google’a verdi.
1000Kitap
Ahlâk, meşrep ve meslek...
Ahlâkın insan hayatındaki ontolojik (varoluşsal) yerini ve toplumsal düzenin inşasındaki kritik rolünü önemsemeyen toplumlarda çürüme ve yozlaşma kaçınılmazdır. Özellikle "meşrep" (mizaç, huy, yol) ve "meslek" kavramlarını ahlâk zeminine oturtması, günümüzün teknikleşmiş dünyasında en çok ihtiyaç duyduğumuz hatırlatmalardan birisi olsa gerek. Bu derinlikli bakış açısını temel alarak, ahlâkın bir "maske" değil, bir "varoluş biçimi" olduğunu unutmamalıdır.. Meşrebin Aynasında Ahlâk: Bir Varoluş Pusulası İnsan, sadece nefes alan bir biyolojik organizma değil; her adımında dünyaya bir mana katan, eylemleriyle kendi özünü inşa eden bir varlıktır. Paylaşılan metinde de vurgulandığı üzere, hiçbir insan ahlâktan bağımsız değildir. Çünkü ahlâk, sadece ne yaptığımızla ilgili değil, kim olduğumuzla ve dünyada nasıl bir iz bıraktığımızla ilgilidir. 1. Bir Yaşam Biçimi Olarak Ahlâk (Ethos) Antik Yunan’dan bugüne ahlâk (etik), kökeni itibarıyla "mesken tutmak", "bir yere ait olmak" ve "karakter" (ethos) kavramlarıyla iç içedir. Ahlâk, kişinin dışarıdan takındığı bir giysi değil, ruhunun ikamet ettiği evdir. Eğer bir insanın meşrebi ahlâkın duruluğundan beslenmiyorsa, icra ettiği meslek ne kadar teknik mükemmellikte olursa olsun, o yapı bir yerinden çökmeye mahkûmdur. "Ahlâki yoksunluk, rasyonel görünen yapıların içindeki en büyük irrasyonel boşluktur." 2. Maskeli Ahlâk ve İkiyüzlülüğün Çıkmazı Metinde altı çizilen "maskeli ahlâkilik" uyarısı, modern çağın en büyük sancılarından biridir. Kantçı bir perspektifle bakarsak; ahlâk, bir başkası gördüğü için ya da bir çıkar elde etmek için yapılan "ödev" değil, insanın kendi iç yasasına duyduğu saygıdır. Göstermelik ahlâk, sadece bir sosyal stratejidir; gerçek ahlâk ise kimse bakmadığında ne yaptığımızdır. Meşrebi sahtelikle