Hayırlı geceler
Helalinden ye ki duaların kabul olsun ! (Hadis-i Şerif Taberâni, el-Mu'cemü'l -Esvât,VI,310)
Din
"Siyonizm dini bir hareket değildir...Bir hareket olarak Siyonizm Yahudilere bir vatan kurmak için değil de, İngiliz emperyalizmine Akdeniz havzasında zemin sağlamak amacıyla kurulmuş[tur] (20 Temmuz 1937 tarihli mektup)" (İkbal'in Konuşma ve Yazıları, Hazırlayan Latif Ahmed Şirvani, Çeviren Can Ceylan, İnkılab, Haziran 2011, sh.310)
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Solaris 1972, Andrei Tarkovski
Aşıklarla şairlerinin ölümünden daha kalıcı olan aşkın gücüne duydukları o sonsuz inanç, şu bizi yüzyıllardır peşinden sürükleyen finis vitae sed non amoris* (Lat. çev: Ömür tükense de aşk (sevgi) tükenmez.) inanışı bir yalandı. Komik olmayan, beyhude bir yalandı. Peki ama insanın zamanının akışını ölçen, kâh parçalanan kâh yeniden bir araya getirilen bir saat olması? Mekanizmasında -tasarımcısı çarklarını döndürdüğünde- çarkların ilk hareketiyle birlikte umutsuzluğun ve aşkın harekete geçtiği bir saat olması? İnsanın yinelendikçe komikleşen, komikleştikçe derinleşen işkenceyi kendisinin yinelendiğini bilmesi? İnsan varoluşunu yinelemeliydi... tamam, ama bunu bir sarhoşun müzik kutusuna durmadan madeni para atarak klişe bir ezgiyi sürekli çalması gibi yinelemeliydi? Bu akışkan dev yüzlerce insanın canını almıştı ve benim tüm insan soyum onlarca yıldır onunla hiç olmazsa küçücük bir iletişim kurmak için boşuna çabalamıştı. Şu an beni bir toz zerresi gibi üstünde bilinçsizce taşıyan bu akışkan devin iki insanın trajedisinden etkileneceğine bir an olsun inanmamıştım. Bundan bile tam emin olmadığım doğruydu. Solaris Stanislaw Lem sayfa: 310
1000Kitap
Kavramın Kökeni
Etik kavramı Yunanca bir terim olan ethos'tan gelir. Bunun iki anlamı vardır: 1) Yerleşik, alışılmış olan yer, konut ve ülke. 2) Karakter, anlayış tarzı, alışkanlık, gelenek. Kısacası etik, ahlak bilincinin veya insanların ahlaki davranışının bilimi olarak da görülebilir. Ahlaki değer ve davranış tarzları aynı zamanda toplumun kültürel birikiminden beslenen alışkanlık ve geleneklerden kaynaklanır. Etik teriminin Türkçe karşılığına baktığımızda da bunun izlerini kolaylıkla görebiliriz. "Ethos" teriminin birinci anlamını, yani insanların birlikte yaşaması, aynı konutu, yeri ve coğrafyayı paylaşarak ortak kültürel varlıklar yaratmasını düşünürsek, Türkçedeki an'ane (gelenek) teriminin de "bir toplumda atalardan kalmış olması dolayısıyla saygı duyularak devam ettirilen kültürel aktarımlar, gelenek, alışkanlıklar" olduğunu görebiliriz. Sonra gelenek, gelenekçilik vb. terimlerin etimolojik kökeni ve manaları da insanların toplu bir şekilde yaşamalarından kaynaklanan alışkanlıklara, kurallara ve davranış normlarına işaret etmektedir. Şüphenin Tarihi Sayfa: 310
*HERKESE LAZIM OLAN İMAN - 310* *RESÛLULLAHIN* "sallallahü aleyhi ve sellem" *GÜZEL AHLÂK VE ÂDETLERİ* Resûlullahın "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" ahlâkından ve âdetlerinden elli adedi aşağıda bildirilmişdir: *15* 36 — Ekseriyâ beyâz, ba'zan siyâh tülbenti başına sarık olarak sarıp, ucunu bir karış kadar iki omuzu arasına sarkıtırdı. Sarığı çok büyük ve pek küçük olmayıp, üçbuçuk metre kadar uzundu. Sarığını takkesiz sarar, ba'zan sarıksız fitilli takke giyerdi. 37 — Arabistândaki âdete uyarak saçlarını kulaklarının yarısına kadar uzatır, fazlasını kesdirirdi. Saçlarına yağ sürerdi. Yolculukda dahî şişe ile yağ götürürdü. Yağ sürdüğü zemân, başına önce tülbent kor, başlığını tülbentin üstüne giyerdi. Böylece, yağ sürdüğü dışardan belli olmazdı. Ba'zan saçlarını uzatıp, iki ön yanına uzatırdı. Mekkeyi feth etdiği gün, böyle uzanmış iki saçı vardı. 38 — Ellerine, başına, yüzüne misk veyâ başka kokular sürer, ud ağacı, kâfûrî ile buhurlanırdı. - devamı var - *Herkese Lâzım Olan Îmân* hakikatkitabevi.net/book.php?bookCo... *Huzur Pınarı* huzurpinari.com
Alıntı
Ayetin tefsirinin zamanla değişimi
Bakara Suresi 146. ayetin tarihteki en eski ve günümüze tam metin olarak ulaşan ilk kapsamlı tefsiri, hicri 150 (miladi 767) yılında vefat eden Mukâtil bin Süleyman'ın Tefsîr-i Kebîr'idir. ​Bu tefsirde ayetin yorumu, modern dönemdeki yaygın kanaatin aksine oldukça dikkat çekici bir odak noktasına sahiptir: ​Mukâtil bin Süleyman Tefsiri (H. 150) ​Mukâtil, ayette geçen "onu" (yâ'rifûnehu) zamirini doğrudan Kâbe ve kıblenin değişmesi bağlamında açıklar. Ona göre Ehl-i Kitap, Kâbe'nin gerçek kıble olduğunu ve Hz. İbrahim'den beri bu kutsiyetin devam ettiğini, kendi çocuklarını tanıdıkları gibi kesin bir bilgiyle bilmektedirler. Ancak bir grup, bu gerçeği (Kâbe’nin kıble oluşunu) bilerek gizlemektedir. ​Diğer Erken Dönem Kaynaklar ve Anlam Kayması ​Tarihsel süreçte ayetin yorumu şu şekilde bir değişim göstermiştir: ​Taberî (H. 310): Erken dönem rivayet tefsirinin zirvesi olan Taberî'de, hem Kâbe hem de Hz. Muhammed (onun peygamberlik vasıflarının kendi kitaplarında yer alması) yorumu bir arada zikredilir. Taberî, Katâde ve İbn Abbas gibi sahabe ve tabiin isimlerinden nakil yaparak her iki görüşe de yer verir. ​İbnü’l-Cevzî ve Sonrası: Hicri 500'lü yıllardan itibaren tefsir literatüründe "Hz. Muhammed'i tanıma" yorumu birinci sıraya yerleşmiş, "Kâbe" yorumu ise zamanla daha arka planda kalmıştır. ​Rivayet: Tefsirlerde sıkça geçen bir anlatıya göre Hz. Ömer, Abdullah bin Selâm'a (Müslüman olan bir Yahudi alimi) bu ayeti sorduğunda; Selâm'ın "Onu (Resulullah'ı) kendi oğlumdan daha iyi tanırım; çünkü semadaki Güvenilir Olan (Cebrail), yeryüzündeki Güvenilir Olan'a (Muhammed) onun vasıflarını indirmiştir. Ama oğlumun annesinin ne yaptığını [ihanet edip etmediğini] bilemem" dediği rivayet edilir. ​Özetle; elimizdeki en eski yazılı tefsir olan Mukâtil tefsiri, konuyu
Din