Hadis
قال النبي صلي الله عليه وسلم : يبصر أحدكم القذاة في عين أخيه وينسى الجذع في عينه. ابن حبان في [صحيحه، ج13 ص 73]، البيهقي في [شعب الإيمان، ج5 ص 311]، البخاري في موضعين [الأدب المفرد، مرة بلفظ يبصر، ج1 ص 207، ومرة بلفظ يرى ج1 ص 305]، المنذري في [الترغيب والترهيب، ج3 ص 167] Peygamber Efendimiz (ﷺ) şöyle buyurdu: "Sizden biri kardeşinin gözündeki çöpü görür de kendi gözündeki kütüğü unutur.” İbn Hibbân tarafından Sahîh’inde (c. 13, s. 73), Beyhakî tarafından Şuabu’l-Îmân’da (c. 5, s. 311), Buhârî tarafından iki yerde el-Edebü’l-Müfred’de (birinde “يبصر / görür” lafzıyla: c. 1, s. 207; diğerinde “يرى / görür” lafzıyla: c. 1, s. 305) Münzirî tarafından et-Terğîb ve’t-Terhîb’de (c. 3, s. 167).
İNSANLAR YÖNETİCİLERİNİN DİNİ ÜZEREDİR
“İnsanlar yöneticilerinin dini üzere olur.” (Acluni, Keşful Hafa, 2/311) Toplumlar; liderlerin yaşam tarzını, koyduğu kuralları ve benimsediği inanç (değerleri) meşru ve normal kabul etme eğilimindedir. Dolayısıyla başlarındaki idareci Hak ve Adalet üzere olursa halkın da o yönde iyiye gideceği; idareci şirk ve zulüm üzere olursa toplumun da o yönde bozulacağı vurgulanır. “Devleti dinsiz olan bir millet müslüman kalamaz.” 🌷 Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (liderlerine itaati) emrederiz de onlar (isyan ederek) orada kötülük (masiyet) işlerler. Böylece o memleket hakkında (hak ettikleri) hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz. (İbn Abbas - İsra 16. Ayet) 🌷 Bir kavim (şükrü terk etmekle) kendini bozmadıkça Allah onları bozmaz. / Davranışları (İşledikleri günahlar) sebebiyle zalimlerin bir kısmını (müşrikleri) diğer kısmına yönetici yaparız. (İbn Abbas - Rad 11. Ayet / Enam 129. Ayet) 🌷 İnsanlardan iki sınıf var ki, onlar salâha ererse insanlar da salâha erer; onlar fesada girerse insanlar da fesada girer: alimler ve amirler. / İnsanlar yöneticilerinin dini üzere olur. / Siz nasıl olursanız yöneticileriniz de öyle olurlar. / Allah'a isyan olan şeyde kula itaat edilmez. İtaat ancak maruftadır. (Kenzul ummal, 10/191 / Acluni, Keşful Hafa, 2/311 / Acluni, Keşful Hafa, I (146); II (127) / Ahmed bin Hanbel Müsned 1/129, No: 1065, Hakim el-Müstedrek 123/3; Buhari 9/4036) “Hala akıllanmayacak mısınız?” (Enam 32. Ayet) Hz. Peygamber (sav), hangi amelin daha faziletli olduğu sorulduğunda, "İman ve Allah yolunda (harp) cihattır." (Tecridi Sarih Tercümesi, VII, 445) buyurarak cihadın imandan hemen sonra geldiğine, imanın cihatla varlığını sürdüreceğine işaret etmişlerdir.
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sizi orada dip dibe otururken görüyor ve aranızda bir uçurum olduğunu biliyorum. Gezegenler kadar yakınsınız ancak. Yengeç Dönencesi
Edebiyat
Kentin nabzını hissedebiliyorum, sıcak bir bedenden henüz çıkarılmış bir yürek gibi. Yengeç Dönencesi
Edebiyat
Yalnızlıktır sözcükler.Masanın üstüne bir çift sözcük bıraktım senin için dün akşam - dirseklerini koydun üzerlerine. Yengeç Dönencesi
Edebiyat
*HERKESE LAZIM OLAN İMAN - 311* *RESÛLULLAHIN* "sallallahü aleyhi ve sellem" *GÜZEL AHLÂK VE ÂDETLERİ* Resûlullahın "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" ahlâkından ve âdetlerinden elli adedi aşağıda bildirilmişdir: *16* 39 — Yatağı, içi hurma iplikleri ile dolu, dabağlanmış deriden idi. İçi yünle dolmuş bir yatak getirdiklerinde, kabûl etmedi ve *(Yâ Âişe! Allaha yemîn ederim ki, eğer istesem, Allahü teâlâ her yerde altın ve gümüş yığınlarını yanımda bulundurur)* dedi. Ba'zan hasır, tahta, döşek, yünden dokunmuş keçe veyâ kuru toprak üzerinde de yatardı. [İbni Âbidîn "rahime-hullahü teâlâ", orucu anlatmağa başlarken diyor ki, (Resûlullahın ve Ondan sonra dört halîfesinin devâm üzere yapdıkları şeylere *(Sünnet)* denir. *(Sünnet-i hüdâ)* yı terk etmek mekrûhdur. *(Sünnet-i zâide)* yi terk mekrûh değildir). Abdülganî Nablüsî "rahime-hullahü teâlâ", *(Hadîka)* kitâbında diyor ki, (Resûlullah "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem", kendisinin ibâdet olarak yapdığı şeyleri terk edeni inkâr etmedi ise, ya'nî darılmadı ise, bu ibâdetlere *(Sünnet-i hüdâ)* denir. Bunları devâmlı yapdı ise, *(Sünnet-i müekkede)* denir. Resûlullahın âdet olarak yapdığı şeylere *(Sünnet-i zâide)* veyâ *(Müstehâb)* denir. İyi işlere sağdan başlamak, sağ el ile yapmak, binâ yapmakda, yimekde, içmekde, oturmakda, kalkmakda, [yatmakda], elbisede, âletlerde yapdığı ve kullandığı şeyler böyledir. Bunları yapmamak ve un eleği, kaşık gibi *(âdetde bid'at)* olan şeyleri, ya'nî sonradan ortaya çıkan âdetleri yapmak dalâlet olmaz. Günâh olmaz.) Bundan anlaşılıyor ki, masada yimek, çatal, kaşık kullanmak, karyolada yatmak ve konferanslarda, mekteblerde ahlâk ve fen derslerinde, radyo, televizyon ve teyp kullanmak ve her çeşid nakl vâsıtalarına binmek, gözlük, hesâb makinası gibi fen vâsıtalarından istifâde
Alıntı