Kadının bedeni ve hayatı hakkında oldukça tahakkümün yapıldığı bir dönemden geçiyorken, yüz yıl önce böylesine cesurca yazılmış bir kitabın varlığını bildirmeye geldim. Hüseyin Rahmi okumuş olanlar, kitaplarını nasıl felsefi bir tarzla yazdığını ve ironik bir anlatım katarak hem güldürüp hem düşündürdüğünü de iyi biliyordur.
Kokot, metres demek. Metres yetiştirmek için okul açmak isteyen bir kadının dönemin önemli yazarlarından biriyle yaptığı felsefi tartışmalarla başlıyor kitap. Şu zamanda bile etik, erdem, ahlak, sanat, kadın erkek eşitliği vs. gibi konularda oturup bu kadar medenice münazara yapabiliyor muyuz? Fikir beyan edebilmemiz bile zorlaştı. Tek tip düşünce, tek tip toplum ve tek tip aile yapısının dayatılmaya çalışıldığı bir zamanda yaşıyoruz. Peki farklı yönlerde yaşamak zorunda kalan insanlara ne olacak? Herkes eşit koşullarda ve adil bir yaşamda değilse, tek tip varlık'tan bahsedemeyiz. Hatta koşullar eşitken bile, tek düzelikten bahsedemeyiz:)
Hüseyin Rahmi, sosyolojik ve politik diyebileceğimiz tüm sorunları kendi fikirlerini dayatmadan ve düşünce renkliliği içerisinde yazarak, tartışarak ele almaya çalışmış. Bunları yaparken arka fonda eğlenceli bir kurgu yaratarak kitaba keyifli bir tat katmış. Kadın erkek ilişkileri, evlilik, aldatma, yasak duygular, tabular ve toplumun tek taraflı olarak bu durumlara bakış açısı ince ince eleştirilirken içinizde bir yerlerde yeni fikirler oluşabilir. Okumanızı, bilhassa bu dönemde, tavsiye ederim. Başka keyifli okumalarda buluşmak üzere
.
"Bu âlemde iyi kimdir, kötü kimdir? Yeni felsefeye göre bu husus kesin olarak bilinememekle beraber fenalıklardan ne kadar çekinerek yaşamaya uğraşsak da kötülerin kötülüklerinden kendimizi büsbütün kurtaramıyoruz." (Syf. 309)
.
"Çok zaman evvel Alexsander Dumaszade şöyle