Asos
Assos’un çevresinde kenti besleyecek verimli Toprakları yoktu. Biraz tarım, hayvancılık, ayrıca maden Asos ekonomisinde önemli yer tutar. Burada demir ve gümüşün işlenmiş olduğu bilinmektedir. Assos’un gelir kaynaklarından biri de limanıydı. Asos, uzun yol gemileri için gerektiğinde sığınılacak tek limandı ve bir ara liman işlevi görüyordu. Uzun yıllar Asos, iç bölge mallarının dış satımı sunulduğu bir liman olma özelliğini korumuş olmasından dolayı önemini yitirmemiştir. Ticaret, Assos kentinin kentsel oluşumunu ve nüfus yoğunluğunu belirlemede etken olmuştur. Zaman zaman hareketlendiği düşünülebilirse de, nüfusu ortalama 4500-5000 kişi civarındaydı. Asos bir çok değerli kişi yetistirdigi gibi pekçok ünlü konağa kucak açmış ve ev sahipliği de yapmıştır. Zevki değil Erdem’i ve çileyi savunan stoacı felsefenin kurucularından Kleanthes Asos’luydu. Hermias ‘ın daveti üzerine Aristoteles Asos’a gelmişti, M.Ö. 348-345 yılları arasında burada üç yıl yaşamış, dersler vermiş ve ilk felsefe okulunu burada kurmuştur.
Sayfa 173·Kitabı okudu
Garantisi Yoktur
Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- Efendimiz "şefaat-i uzmā" sahibi olduğu halde, kızına ve halasına şöyle buyurmuştur: "Ey Allah'ın Rasûlü olan Muhammed'in kızı Fatıma! Ey (halam) Safiyye! Allah katında makbul ameller işleyiniz! (Salih amelleriniz yoksa benim peygamber olmama güvenmeyin!) Çünkü ben, (kulluk yapmadığınız takdirde) sizi Allah'ın azabından kurtaramam!" (Bkz. İbn-i Sa'd, II, 256; Buhârí, Menākıb, 13-14; Müslim, İman, 348-353) Onun için; şeyh olsun, mürşid olsun, herkes acizdir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- Efendimiz'in işaret ettiği, Cennet'le müjdelediği kişiler haricinde hiç kimsenin, son nefes ve âhiret hususlarında bir garantisi yoktur.
Sayfa 111 - Kampanya Kitapları, İstanbul - 1439 / 2018·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Şu var ki Polemarkhos, insan sık sık aldanır. Kötü gördüğü dostlara sataşır da, iyi zannettiği düşmanlara sırnaşır. PLATON, M.Ö. 428 - M.Ö. 348 Devlet
Sayfa 354·Kitabı okudu
Dayatmalara Rağmen Demokrasiye Sahip Çıkan Türk Halkı
9 Temmuz 1961 tarihli referandumla yeni anayasa kabul edildi. Referanduma 12.735.009 seçmenden 10.322.169’u katılmış; bunlardan 10.282.561’inin oyları geçerli sayılmış ve oyları geçerli sayılanların 6.348.191’i yeni Anayasa’ya “evet”, 3.934.370 kişi de “hayır oyu vermişti. Böylelille 1961 Anayasası kabul edilerek yürürlüğe girmiş oldu. Referanduma katılım oranı (%81,05) oldukça yüksek olmakla birlikte, geçerli oyların %38,26’sının “hayır”, %61,74”ünün ise “evet” yönünde çıkması, yeni Anayasa’ya büyük halk desteği bekleyen askerî yönetimi ve CHP’yi şaşırtmıştı.
Sayfa 87 - İletişim Yayınları·Kitabı okuyor
Sanmak kötüdür konu ne olursa olsun.
“Ey inananlar, zandan çok sakının! Zira zannın bir kısmı günahtır.”[348]
Gerçekten de, gönülden gönüle pencere vardir. iki insan birbirine gönülden bağlanınca, artık onlar, birbirinden ayrı değillerdir. Bedenleri birbirinden uzak düşse de gönülleri beraberdir. iki kandilin kapları birbirinden ayrıdır. Bitişik değildirler. Fakat nurları birbirine karışmıştır, birleşmiştir. (Hz. Mevlânâ, Mesnevi, Cilt 3-4, s. 348, çev. $efik Can)