Aşk, kıskançlık, arzu, sitem.. mahpusluk..
9/10
·377 syf.··
2026 34. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 22:44
Ve Albertine bir mektup bırakıp gitti.. içeriğini bilmediğimiz ancak tahmin ettiğimiz bir mektup. Beklenen son olsada, beklenmedik acı verir ayrılıklar.. Serinin bu kitabı ilk beş içinde en iyisi diyebilirim. Albertine ile birlikte yaşamaya başlayan yazarın aşk, sevgi, nefret, kıskançlık gibi bir çok konuda derin gözlerimlerine şahit oluyoruz. Hasta haliyle büyük oranda kısıtlı bir hayat yaşayan yazarın mahpusluğu.. Müzik hayranlığı çok üst seviyelerde. Bu hayranlığı oldukça derinlemesine ele alıyor. Hatıraların genelde acı olanlarını oldukça samimi aktarılıyor.. Yedi kitaplık serüvenin beşinci halkası oldukça etkiliydi. Belli bir okuma alışkanlığı olan ve dikkati dağılmadan okuyabilen herkese tavsiye ederim. Okuduğum ve sevdiğim birçok yazar için esin kaynağı bu seriymiş gibi düşündürdü.. "İnsan ancak kendi yaşadığı hazdan bir bilgi ve ıstırap çıkarabilir.." s.367
Alıntı
MahpusMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20231,488 okunma
Puan vermedi·517 syf.··
2026 8. kitabı
Jack London’ın ölümsüz eseri Martin Eden, sadece bir başarı öyküsü değil; bir insanın kendi sınıfından kopup entelektüel bir zirveye tırmanırken yaşadığı trajik yabancılaşmanın, hayal kırıklığının ve nihayetinde boşluğa düşüşün hikayesidir. Martin için yaşam, artık bir "irade" meselesi olmaktan çıkmıştır. O, her şeyi anlamış ama anlayışının bedelini yalnızlıkla ödemiş bir trajik kahramandır. "Hayat, ancak kitap okuyan ve düşünen insanlarla yaşanmaya değerdir" (sf. 367) diyerek yola çıkan Martin, sonunda o insanların da aslında yaşayan birer ölü olduğunu görüp, kendi sonsuz denizine geri döner.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
4/10
·372 syf.··
2026 7. kitabı
Yıllardır okumayı planladığım kitaplar arasında bulunuyordu. Biraz daha olgunlaşayım, biraz daha klasik okuyayım diye hazırlıyordum kendimi. Boşuna beklemişim görüyorum ki. Zira kitap Sokratesin etrafına doğru mu söylüyorum diye sorup Glaukon ve diğerlerinin evet doğru demesinden oluşuyor. Kitap kötülüğü iyilikten üstün tutarak başlıyor. Bunu da kanıtlarla destekliyor. Biterken iyilik kötülükten üstün diyor yine kanıtlarla destekliyor. Bir Allahın kulu da kötülüğün üstün olduğu kanıtları cevap olarak söylemedi yine doğru dedi Glaukon. Verdiği ütopyalar içinde de sapkın zihniyetler mevcut. Anlatmak istenen 367 sayfa yerine 50 sayfada anlatılırdı. Bomboş bir kitap olarak görüyorum. Bu eleştiriyi okuyan biri antik dönemde bu kadarı bile çok diyebilir. Antik dönemden günümüze ulaşmış kendini o kadar güzel metinler var ki bunu başarız buluyorum. Bu şekilde ideal toplum ve devlet düzeni okuyacağım diyorsanız gidin Ütopia yı falan okuyun.
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Ann Patchett kaleminden Bel Canto kitabının yorumu ile geldim Mart ayının sıradaki kitabı 2025 yılı basımlı 367 sayfalık bir kitap🩵 Silahların Sustuğu, Operanın Başladığı Yer: Bel Canto •Güney Amerika’da bir büyükelçilik binası. Japon bir iş adamı olan Bay Hosokawa’nın doğum günü için şatafatlı bir davet veriliyor. Ortamda kimler yok ki? Büyükelçiler, bakanlar, dev şirketlerin CEO’ları. Ve gecenin asıl olayı; dünyanın en büyük sopranosu Roxane Coss'un orada canlı şarkı söyleyecek olması. Tam her şey kusursuz giderken, bir grup gerilla camlardan içeri dalıyor. Hedefleri devlet başkanını kaçırmak ama başkan evde pembe dizi izlediği için partiye gelmemişSonuç? Haftalarca sürecek, dünyanın en tuhaf rehine krizi. •Bu kitapta beni en çok çarpan şey, rehineler ve gerillalar arasındaki o keskin çizginin zamanla silinmesi oldu. Bay Hosokawa; operaya olan aşkı yüzünden tüm bu insanları tehlikeye attığını düşünüp vicdan azabı çekiyor. Ama bir yandan da hayatının aşkı Roxane ile aynı çatıda hapis kaldığı için içten içe şanslı hissediyor. Şansın sınırı nedir gerçekten? Roxane Coss; rehineler arasındaki tek kadın, tek umut ışığı. Sesiyle sadece rehineleri değil, silahlı militanları bile dize getiriyor. Gen ve Carmen; kitabın gizli kahramanları. Gen, herkesin dilini konuşabilen o dahi tercüman. Carmen ise silahının ardına saklanan gencecik bir kız. Aralarındaki o yasak ve sessiz aşk, kelimelerin bittiği yerde başlıyor. Müzik Dehası Cesar; hiç eğitim almamış bir gerilla çocuğun, Roxane'ın sesini duyunca içindeki dev yeteneğin uyanması. Savaşın ortasında operanın nasıl birleştirici bir güç olduğunu görüyorsunuz. •Stockholm Sendromu'nu bir de roman halini okumak istiyorsanız, bu kitaba mutlaka şans verin. Müzik, silahları gerçekten susturabilir mi? Ya da aşk,
Bel CantoAnn Patchett · The Kitap · 202594 okunma
- Sürükleyici ve Dokunaklı -
9/10
·383 syf.·
2026 9. kitabı
“Bu hikaye pek çok şey hakkında ama en çok da aptallar hakkında. Dolayısıyla en baştan söylemek gerekir ki başka insanları aptal addetmek çok kolaydır; tabii ancak insan olmanın ne kadar aptalca zor bir şey olduğunu unutursanız. Özellikle de uğruna nispeten iyi bir insan olmaya çalıştığınız başka insanlar varsa.” s.7 ---------------- Fredrik Backman’ın Endişeli İnsanlar kitabı polisiye bir hikaye gibi görünse de, psikolojik ve sosyolojik çözümlemelerle -ki tam tabiriyle psikososyal- çok katmanlı bir anlatıdan oluşan romanıdır. Polisiye unsurlarla sürükleyici ve sonuna kadar merak uyandırıcı bir kurgu inşa eden yazar, çağdaş bireyin taşıdığı “endişeli halleri” merkeze alıyor. Küçük bir kasabada yılbaşı arifesinde, ismini bilmediğimiz gizemli bir kişi bir banka soygununa teşebbüs ediyor. Fakat eylemini gerçekleştirememesi üzerine bankanın karşısında bulunan bir binada, açık bir daire kapısından içeri giriyor. Eylemi gerçekleştirememiş olmasına rağmen hala banka soyguncusu dediğimiz kişi :) dairede bulunan bir emlakçı ve bir grup insanla karşılaşıyor ve hiç hesapta yokken birden olay rehin alma vakasına dönüşüyor. Kısa sürede olay polise, basına sızıyor ve binanın etrafı sarılıyor. Belli zaman sonra rehineleri serbest bırakan banka soyguncusu, başka çıkış yeri olmayan odada kilitli kalıyor. Fakat polis içeri girdiğinde dairede ne soyguncu var, ne de ona dair herhangi bir iz.. Rehinelerin tek tek sorguya alınması üzerine de hikaye başlıyor. Bir de, hikaye başlamadan 10 yıl öncesinde köprüde görünen bir adam ve bir hafta sonra görünen genç bir kız var. Köprü ve apartman dairesi bana kalırsa hikayenin baş karakterlerinden de biri aynı zamanda.. Ama en çok da köprünün kendisi :) Sorgu kısmında hikayeye başta genç polis Jack ve ihtiyar polis Jim dahil oluyor. Sorgu sırasında son
Edebiyat
Endişeli İnsanlarFredrik Backman · Kairos Kitap · 2024901 okunma
Üstatlık yolunda hızla yükseldiği 3. kitabı!
Puan vermedi
1965 yılında roman yazmaya başlayan Clive Cussler kendisine şöhret kazandıran Dirk Pitt'in maceralarına 1973 yılında başlamıştır. Bu ve onu takip eden serilerden kitapları yüz ülkede kırk dile çevrilmiştir. Yüz yirmi milyondan fazla okuyucusu vardır. Yazar aynı zamanda batık gemileri bulup çıkarmakla ünlüdür. Özellikle oşinografik maceralarını konu alan romanlar yazarken akıcı bir dille romanı çok iyi kurgular. (Not: 24 Şubat 2020 tarihinde vefat etmiştir.) Romanlarının en eski ve ünlü karakteri deniz mühendisi, devlet ajanı ve maceracı Dirk Pitt belirli bir noktaya kadar kendisinin bir yansımadır. Özellikle deniz üstü ve denizaltında geçen maceralarında adeta oşinografinin Indiana Jones’udur, diyebiliriz. Geçmiş ile günümüz arasında çok ilginç bağlantılar kurar, hatta bazı kitaplarında buna geleceğe yönelik planları da dâhil eder. Merak uyandıran ve okuru hep bir takım soru işaretleri ile zinde tutmayı başaran kitaplar yazar. Altın Kitaplar maalesef, seriye başladığında kronolojik sıralamayı takip etmediğinden orijinalde serinin ikincisi olan eser, ülkemizde üçüncü kitap olarak yayınlanmış. Esat Ören’in tercüme ettiği 367 sayfalık eser, 1979 yılında ilk defa basılmış ve Dirk Pitt serisinin 3. kitabı oluyor. Tercüme, bir “Çok Satanlar” seviyesinde gayet akıcı ve duru olmuş. Kitabın giriş bölümünde, Kuzey Atlantik’te devriye görevi gerçekleştiren Kıyı Koruma’ya ait bir devriye uçağı bir milyon tonluk buz kütlesinin içinde donmuş bir gemi keşfeder. İlk bölümde, Dirk Pitt bir okyanus bilimci ile birlikte tahmini buz kütlesine en yakın araştırma gemisine iner ve bunu takip eden helikopterli bir araştırmada söz konusu gemiyi bulur. Sonrasında işe kısmen Ruslar, ama ağırlıklı olarak İzlandalılar karışır. Senaryo hakkında fazla ipucu vermeden konunun denizaltında maden
Bestseller/Çok Satan
BuzdağıClive Cussler · Altın kitaplar · 1979158 okunma