Lev Tolstoy’un İvan İlyiç'in Ölümü adlı eseri, ölümden çok hayatın nasıl yaşandığını sorgulayan etkileyici bir romandır. İvan İlyiç, toplumun gözünde başarılı bir insan olmasına rağmen ölümle yüzleştiğinde hayatını gerçekten isteyerek mi yaşadığını sorgulamaya başlar. Romanın en çarpıcı yönü, ölüm korkusundan ziyade anlamsız yaşanmış bir hayatın yarattığı pişmanlığı anlatmasıdır.
Kitaptaki en dikkat çekici karakterlerden biri, İvan’a içtenlikle yardım eden hizmetkâr Gerasim’dir. Herkes ölüm gerçeğinden kaçarken, Gerasim onu doğal karşılar ve İvan’a samimiyetle yaklaşır. Bu yönüyle Tolstoy, gerçek insanlığın ve bilgeliğin statüde değil, dürüstlükte saklı olduğunu gösterir.
Eserin ilginç yanı, Lev Tolstoy ’un kendi yaşamındaki varoluşsal sorgulamalarını da yansıtıyor olmasıdır. Bu nedenle roman, yalnızca bir karakterin ölüm hikâyesi değil, aynı zamanda insanın kendisiyle yaptığı derin bir hesaplaşmadır. Kitap bittiğinde geriye şu soru kalır: “Gerçekten kendi hayatımı mı yaşıyorum, yoksa bana biçilen rolü mü oynuyorum?”
Yoğunluktan kaynaklı uzun süredir okumaya ara vermiştim. Bi' kitap mağazasından geçerken Dava'nın yanına Budala mı Kumarbaz mı alsam diye düşünürken bir anda İvan İlyiç'in Ölümü'nde karar kıldım. Kısa bir kitap olmasına karşın, sadece toplu taşımada okuyacağım için 1 hafta falan sürer diye düşünüyordum, bir yandan finaller vs. olacağından kaynaklı. Lakin kaderin farklı planları varmış (ne ironiktir ki :D). Aynı gün içerisinde kitabı bitirdim. Dili gayet hafif akıp giden bir kitap. İnsanların ikiyüzlülüğünü, yaşanan herhangi bir olayda kafamızın arkasında yaptığımız hesaplamaları ve ölüm ile yaşam düşüncelerini garip ve gayet haklı bir perspektiften ele alıyor. 84 sayfa olmasına rağmen etkisi çok daha büyük. Kesinlikle okumanızı öneririm. İvan İlyiç'in Ölümü
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,1bin okunma
Hayat gitgide artan acılar demek; artan bir hızla en dibe, en korkunç acılara doğru uçmak demekti. İşte bende uçuyorum...
Rus edebiyatının değerli yazarlarından olan Tolstoy bu kitabını toplam dört senede yazmış olmasına rağmen oldukça bütün ve tek bir konu üzerine kurguluyor; ölüm.
Kitap İvan İlyiç'in basit bir ev kazası nedeniyle ölümcül bir hastalığa yakalanmasını ve öleceğinin kesinleşmesi üzerine de hayatını ve çevresini sorgulaması üzerine yazılıyor. Tolstoy kitabında sıradan bir insanın sıradan bir ölümünü ele alıyor. Buradaki asıl derinlik o insanın çaresizliğinden kaynaklanan karamsarlığının satırlara yansımasıdır. 12 bölümden oluşan bu roman, Tolst İvan İlyiç'in Ölümü oy'un kalemiyle insan psikolojisinin durumlara karşı vereceği tepkileri gözler önüne seriyor. Lev Tolstoy
380'i aşkın
karakterin; atalarından başlayıp
kendi soylarına kadar uzanan yaşam öykülerinin, ustalıkla birbirine bağlanan olay örgüleriyle birlestiği etkileyici ve bașarılı bir roman. Ayfer Tunç
İvan İlyiç; genç, hırslı, yakışıklı bir yargıçtır. Mesleğinde oldukça başarılı olan İvan, hırsın ve makamın yozlaştırmadığı sayılı insanlardandır. Yaşadığı süre boyunca kendi dünyasında her şeyi birbirine bağlayan bir kavram üzerine yoğunlaşmıştır: Olması gerektiği gibi yaşadığını düşünen ve kendine sürekli bu soruyu tekrar eden İvan İlyiç nasıl yaşadığını bu denli kafaya takarken asıl gerçek olan ölümü unutmuştur.
İvan İlyiç evlenir, çocuk sahibi olur. Bu mutluluk İvan’ın hayatına da yansır ve yılları başarılı, sağlıklı, mutlu bir şekilde geçmeye devam eder. Ta ki İvan İlyiç çok basit bir kaza geçirene ve bu kaza yüzünden sağlığı bozulana dek.
İvan İlyiç’in kendisine hiç uğramayacağını sandığı ölüm yaklaştıkça, dünyayı olduğu gibi görmeye başlamıştır. Hastalığı karısı ve çocukları dahil kimsenin umurunda değildir.
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,1bin okunma
İvan İlyiç'in Ölümü ‘ nü bitirdiğimden beri aklımda tek bir soru var: "Eğer bugün son günüm olsaydı, kurduğum bu hayat gerçekten bana mı ait olurdu?"
Kitap boyunca İvan’ın o "mükemmel" görünen hayatının aslında koca bir yalan olduğunu gözlemledim.İvan, her şeyi usulüne göre yapmış; kariyeri için çabalamış, saygınlık kazanmış, evini döşemiş... İmrenilen bir hayatı olmuş.İş ciddiye binip ölüm kapıya dayandığında, o imrenilen çevresinin aslında onun acısıyla değil, kendi keyiflerinin bozulmasıyla ilgilendiğini görmek tam bir hayal kırıklığı. Lev Tolstoy insan ilişkilerindeki o bencil sahteliği resmen yüzümüze çarpıyor.Kitapta beni tek rahatlatan karakter Gerasim oldu. Rol yapmayan, olduğu gibi davranan tek o vardı; resmen kitaptaki tek "yaşayan" kişiydi. İvan’ın o karanlık "siyah çuval" içinde debelenmesi aslında hepimizin sosyal beklentiler içine sıkışmışlığını anlatıyor sanki.
Uzun lafın kısası; "el alem ne der" diye yaşamayalım.Çünkü "el alem" dediğimiz kişiler, biz o siyah çuvalın içinde tek başımıza kalırken kendi hayat koşturmacalarına devam ediyor olacaklar .Işığı görmek için ölümü beklemeye gerek yok, kendin gibi yaşamak yeterliymiş.
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,1bin okunma