Yutkunmak yakışmıyor değil hani
Kırık kalp de güzel duruyor insanda
Şairce yaşamak, reddetmektir bütün aşıları
Yoksa yarı/m, yolda kalır sevdaya dair ne varsa
Şairin Hipokrat yeminidir acıları
Pazartesi
benim adımı bağışla...
"sabah uyandırıldığında pazartesiydi
bunu iyice bildi, ağzı çirişli
yersiz, ürkek, yeni yaratılmış gibi
coşkun bir göke uyumsuz ama kararlı
durmaya, direnmeye, aşk olmaya sanki
elleri ve beyni hemen çalışkan kesildi
sonra birden bir ışık bir ışık bir ışık
hazır bir biçimlenmeyi aldı geldi
çünkü -anlar gibiydim- biraz yenildi
hemen bir coşkuya gidiverir alışkanlığı
oturur tıraş olur, ekmek kızartıp yer
kolunda sonsuz bir güç, elinde hüner
olağan sanıverir doyumsuz karanlığı
inanırım böyle başlar bütün pazartesiler
yenilmenin tohumunu taşır her pazartesi
çünkü yoktur dağların ve yaratılışın öncesi
insan uzatır ellerini bir perdeyi çeker
ve pazarsızlık kişiyi şaşkın eder
siner buğular gibi düşüncemize
her şeyin en haklısı en incesi
beklemek bir tepenin mutluluğunu
bir acının yakıp geçmesini beklemek.."
çaresizlik değil yenilgi, (sonradan övülecek)
herkesin içinde yürekle buluştuğu bir yerdi
ben masamı topladım, saatimi kurdum
(Tanrım, saatim olmasaydı ne olurdum?)
biraz sevinç ve alacalık
karşıya geçmek için tam 39 yıl bekledim
arabalar, otobüsler, bisikletler, beygirler
soluk soluğa geçiyorlardı
geçsinler
(domatesler yaşlandı elimde)
..... durduk ve yenilgiden umutlandık
başkaları başka şeyleri seçtiler
seçsinler
öyle sanıyorum her şey biter
bir doğurgan hücre ve
bir yanlışlık daima kalır.
yer, kuru toprak, sonra yeşerdik
çarşamba günü sanki her şeyimiz tamdı
motorlar sirenler gidip gelişler
koyduğunu koyduğun yerde buluşlar
belki güzel birtakım şeyler
ama artık vakit akşamdı,
uygundur uçakların uçtuğu artık
uçsunlar.