"Çerkez'le beraber bulunan ve çok iri cüsseli olan bu adam, Hacı Ömer adında bir esirci tücarıydı. İnsan ticaretinin duygusuz kalbine verdiği acımasızlık kalbinin o büyük, yuvarlak gözlerine yansıttığı bir çeşit vahşilik etkisiyle bakışı kaplana benzer. Geniş anlamı ile kendisinin de için de bulunduğu insanlığın -özel çıkarlarından başka- bir kısmının başına gelen felâkete üzülmez, bir şarkıcının sesiyle bir kızın ağlaması, bir sazın sesiyle değer biçilmez bir güzelin yalvarışları arasında bir ayrım yapmazdı."
Ölü Canlar, insanın değerinin nasıl sessizce çarpıtılabildiğini gösteren sert ve ironik bir hicivdir. Daha ilk sayfalardan itibaren “normal” görünen şeylerin aslında ne kadar rahatsız edici olabileceğini fark ettim. En çarpıcı yönü, bu çürümenin bağırarak değil, günlük konuşmaların sıradanlığı içinde verilmesiydi.
Pavel İvanoviç Çiçikov, bana göre insanı bir varlık değil bir sayı ve fırsat olarak gören zihniyetin somutlaşmış hâlidir. Bu bakış açısı, bireyin ahlaki değerini tamamen ekonomik hesaplara indiriyor.
Nikolay Gogol ise bu dünyayı doğrudan yargılamak yerine, absürt, ironik ve rahatsız edici sahnelerle beni sürekli düşünmeye yönlendirdi.
Kitap bittiğinde geriye kalan şey, güçlü bir hikâyeden çok insanın değeri üzerine bende kalan rahatsız edici bir düşünceydi. Ve insanlık adına utandım.
Öğretmen: "bence yetenek ve zekanın değeri yoktur." diye bağırdı. "En çok önem verdiğim şey güzel ahlaktır! Derslerin hepsinden en iyi notu, A harfini bilmeyen fakat gayet uslu olana veririm. Hatta Salon'dan daha âlim olsa bile alaycı ve yaramaz bir öğrencinin alacağı net sıfırdır!"