Şemâil konusundaki ilk çalışma olduğu bilinen bu eserde, Peygamber Efendimiz’in ahlâkı, ibadetleri, yemesi içmesi, yatıp uyuması, konuşması, gülmesi, ağlaması, tevâzuu, etrafındaki insanlarla ve ailesiyle geçinmesi, isimleri, yaşı, vefâtı, mîrası, rüyada görülmesi ve onun sünnetini izlemenin önemi gibi konulara dâir 415 rivâyeti 56 bölüm halinde derleyip toparlamıştır.
Sayfa 21·Kitabı okuyor
Murakabede Üçüncü Makam
Seleften birisi de şöyle demiştir: “Bir kul, dünyanın ilk gününden kıyamete kadar, Allah'a itaat ve ibadet üzere devamlı amel etse bile; kıyamet günü, gördüğü sarsıntı ve dehşet karşısında bunca amelini çok az ve yetersiz bulur.” (sf. 414) ................. Şüphesiz mahlukatla ölüm ve cennete giriş arasında yüz binlerce musibet ve korku vardır. Her bir korku, ölüm acısını binlerce kat artırmaktadır. Kul, bütün bu korkulardan ancak İlâhî rahmetle kurtulabilir. Şu hâlde kul, kendisini bu korkulardan kurtaracak yüz binlerce rahmete muhtaçtır. Bu rahmet, onun dünyadaki güzel amellerine karşılık olarak bahşedilir. Çünkü her güzel ve salih amel, bir rahmetin zuhur ve tecellisine sebep olur. Her işinde hikmet sahibi olan Allah’ın hikmeti böyle tecelli etmekte, sonsuz rahmet sahibi Mevla’nın taksim ve tedbiri böyle meydana gelmektedir. Çünkü salih ameller; sevap almak ve hayır karşılık için birer yoldur. Bütün güzel hâl ve hasletler, kul için kurtuluş olan rahmetten kaynaklanmaktadır. Her salih amele bir sevap tayin edilmiştir. Cenab-ı Hak onun ilk meyvelerini dünyada vermektedir. Kuluna dünyada güzel lütuf ve inayette bulunması, yarın ahirette de, rahmet ve fazlıyla nimetini tamamlaması, Aziz ve Alim olan Allah’ın bir takdiridir. Nitekim, ayeti kerimede: “İyiliğin karşılığı ancak iyiliktir." [Rahman 55/60] buyrulmuştur. Ayete şu mana verilmiştir: “Allah Teala demek istiyor ki: “Kendilerine tevhid inancını ve anlayışını ihsan ettiklerimizin karşılığı ancak cennettir." Alimlerden birisi demiştir ki: “Lâ İlâhe illallah” kelime-i tevhidinin karşılığı, Allah Teala’nın cemaline nazar etmekten başkası değildir. Cennet ise, salih amellerin karşılığıdır....... (sf. 415)
Sayfa 414-415, Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu
Reklam
Umursuyor musun, umursuyor musun Bunları duyuyor musun, ey göklerdeki Tanrı? Şehrim yok oluyor, Ateşler ve alevler içinde. Koro, Troyalı Kadınlar, Euripides, MÖ 415
Alıntı
2.Bölüm / 415
Başladı yakarmaya Kral Agamemnon, dedi ki: "Ey ulu Zeus, göklerde oturan, kara bulutlara sarınmış tanrı! Altüst edip Priamos'un sarayını, kapılarını kızgın ateşe vermedikçe, yakıp, kapkara edip yıkmadıkça, Hektor'un zırhını kılıcımla göğsünde paramparça etmedikçe, yoldaşları toz toprak içinde, yüzüstü, dişleriyle toprağı ısırmadıkça, ne gün batsın, karanlıklar çöksün ne de."
Sayfa 36 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Hasan Ali Yücel Klasikleri·Kitabı okuyor
Alıntı
1. Bölüm / 415
Thetis ağlaya ağlaya karşılık verdi, dedi ki: "Ah oğul! Bu kara gün için mi doğurdum büyüttüm seni! Uzun değil, kısacık bir ömür verdi kader sana, ağlamadan, hep tasasız, gemilerinin yanında kalaydın, ne olurdu. Hem ömrün kısa, hem de acınacak bir halin var. Seni ben bu kara günler için doğurmuşum demek... "
Sayfa 16 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Hasan Ali Yücel Klasikleri·Kitabı okuyor
Alıntı
İdealleri ve amaçları sıklıkla hayal kırıklığına uğrasa da, kötümser umut etmekten vazgeçmez (247). Tüm güçlü kader, daha iyi bir gelecek için umut ışınlarını ortadan kaldırmada hâlâ etkisizdir (292). Kötümser, en yüksek ideallerini yerine getirmesinin pek mümkün olmadığını fark etmesine rağmen, elde edebileceği küçük bir şeyle kendisini mutlu etmeyi öğrenir ve kusursuzun, iyinin düşmanı olmasına izin vermez (266-7). Koşullar onu engellese bile sahip olduğu şeylerin değerini bilmeyi ve "en iyisini yapma"yı öğrenir (252). Kötümser her zaman kendi otonomisini sürdürmek, kendinin efendisi olmak için çabalar, kader sıklıkla onu alt etse dahi (387, 415).
Sayfa 464
Felsefe
Reklam
Reklam