7/10
·464 syf.··
2026 48. kitabı
Cecelia Ahern nin çok satan ve çok beğenilen hatta efsane bir kadroyla filme uyarlanan Not: Seni Seviyorum adlı romanını çok ama çok severim. Filmini de kaç kere izledim inanın hiç bilmiyorum.(izlemediyseniz kesin tavsiyemdir) En sevdiğim romantik dramlardan biridir kendileri. Büyük ihtimal Gerard Butler ın ve Jeffrey Dean Morgan ın muhteşem gülümsemelerinden ötürü ama olsundu kesinlikle aşırı değerler.:) Neyse, aslında şunu anlatmaya çalışıyorum; bu kitap birazcık değil baya baya o kitaptan esinlenerek yazılmış gibi gibi. Sanırım o yüzden de kitaptan herkesin etkilendiği kadar etkilenmedim ve herkesin beğendiği kadar da beğenmedim. Maddieyi başlarda acayip çok sevdim ama sonlara doğru da baya gıcık oldum. Evet depresyon insanı küçük bir kutuya mahkummuş gibi hissettirip, tüm dünyaydan uzaklaştırabilir ama Maddiecim de herkesi sildi, attı, gitti yahu. Özellikle de ikizleri ikinci kez görmezden gelmesi çok ama çok canımı sıktı. Dom da keşke biraz daha konuşabilen bir tip olsaymış. Hep sus pus, hep sus pus, azıcık konuş be adam. Birde Maddienin de abisine karşı olan düşkünlüğünü, onun için yaptıklarını yada yapmadıklarını da okumak isterdim. Bana sanki hep abisi vermişte vermiş ve Maddie de hep almışta almış gibi geldi. Ayrıca yine, tabi ki fazlaca ve saçmaca smut sahneler vardı. Astıma uygun pozisyonlar ne ya, bak bunu hiç bilmiyordum bunu da yazar sayesinde öğrenmiş oldum.:( Sondaki ilişki çıkmazını, aşk dörtgenini ve o karmaşanın yersizliğini de sevmedim. Velhasılı kitabın başlarını çok sevdim ana ilerleyişini sevmedim. Şu da bir gerçek ki; eğer Cecelianin kitabını okumamış olsaydım eminin ki bu kitabı çok daha fazla sever ve çok daha fazla da beğenirdim. Ps: Yazarın web sitesinde kitaba ait küçük, tatlı bir bonus epilogue u var, okumak isterseniz haberiniz olsun.
Kitap Yorumu
Not: Senden Nefret EdiyorumLauren Connolly · Nemesis Kitap · 202614 okunma
Masumiyet Müzesi Üzerine
9/10
·524 syf.··
2026 2. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 17:27
Masumiyet Müzesi gerçekten de insanı hem büyüleyen hem de yer yer nefesini kesen, farklı bir atmosferin içine hapseden bir roman. Kitabı okurken aldığım o edebi tadı tarif etmek oldukça zor; Pamuk’un İstanbul tasvirleri, Çukurcuma’nın sokakları ve o eski zamanların hüznü sayfalardan dolup taşıyor. Fakat kitabı bitirdiğimde zihnimde asılı kalan o soru işareti bir türlü gitmedi: Kemal’in hissettiği gerçekten aşk mıydı, yoksa sınırları çoktan aşılmış bir takıntı mı? Düşünsenize, bir insan sevdiği kadının dudakları değdiği, dokunduğu için 4213 tane sigara izmaritini neden biriktirir? Kemal’in Füsun’a olan tutkusu, başta zarif ,masum bir aşk gibi görünse de zamanla bir "eşya biriktirme" ritüeline, hatta hayatını felç eden bir saplantıya dönüşüyor. Sigara izmaritlerinden saç tokalarına, tuzluklardan sinema biletlerine kadar her küçük nesneyi saklayarak duygusal bir anıt haline getirmesi, bana bazen kaybettiği zamanı geri getirme çabası gibi gelirken, bazen de sağlıklı bir ruh halinden tamamen kopuş gibi geliyor. Romanın en çarpıcı yanı da bu olsa gerek; hafıza ve geçmişe olan o aşırı bağlılık. Aslında Kemal için geçmiş bugünden çok daha gerçek olsa gerek. Füsun’la geçirdiği o kısa anları eşyalar ile somutlaştırarak sanki zamanı dondurup bir anı kutusuna saklıyormuş gibi hayatının merkezine koyması, onu bugünden tamamen koparıp geçmişe hapsediyor. Bu durumun romantik bir sadakat mi, yoksa trajik bir bağımlılık mı olduğuna karar vermek gerçekten zor. Kemal, Füsun'un ailesini yıllarca ziyaret ederek(8 yıl boyunca düzenli bir şekilde) hayatını bu rutine hapsediyor, kendi kimliğini sadece Füsun üzerinden tanımlıyor. Özellikle Füsun'u bir insan olmaktan çıkarıp bir imgeye, bir "müze nesnesine" dönüştürmesi beni çok düşündürdü. Sanki ona duyduğu arzu, Füsun'un kendisinden çok,
Edebiyat
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Aşk ve ayrıntılar
7/10
·524 syf.··
2026 1. kitabı
Bir kitap nasıl bu kadar düşündürebilir? Söylenecek çok şey yokmuş gibi görünse de aslında söylenecek çok şey var… Bütün düşüncelerimi ve gözlemlerimi paylaşmak isterim. Her ne kadar 'hayır' dese de ben Kemal’in aslında Orhan Pamuk olduğunu düşünüyorum; çünkü ancak o duyguları yaşayan biri her şeyi bu kadar ayrıntılı ve özenle anlatabilir. İkinci tartışılan konu: Kemal takıntılı mıydı yoksa aşık mı? Herkes takıntılı dese bile ben aşık olduğunu düşünüyorum; çünkü her gerçek aşık biraz takıntılı, biraz Kemal’dir. Ki Kemal genel anlamda da çok düşünen, ayrıntılara takılan biri. Eşyaları saklayıp müze yapmak istemesi, bunu 9 yıl boyunca gizlice yapması abartı olsa bile bu onun gerçek sevgisi bence. Peki, 4213 izmarit biriktirmesi, hatta sigarayı söndürüşünden ruh halini anlayacak kadar onu iyi tanıması da mı sevgi? Tartışmaya açık ama ben fikrimi savunacağım. İnsan çok sevdiğinde onunla ilgili şeyleri fazla önemser, Kemal de bunu biraz uç noktada yaşadı. Bir türlü anlamadığım başka bir şey: Füsun da Kemal de birbirlerini pekala seviyordu. Kemal gibi biri 9 yıl boyunca Feridun’a nasıl katlandı? Eğer Feridun aradan çekildikten sonra anında yakınlaşacaklardıysa, neden 9 yıl boyunca akraba rolü oynamayı kabullendiler? Kemal’in annesine, Nesibe Hala’ya verdiği değerin birazını bile vermemesi; babasının ölümünden sonra annesini teselli etmesi gereken yerde Füsunlara gitmesi… Bilmiyorum. Kitapta harcanan ve en çok üzüldüğüm kişi Sibel. İlişkisi için her şeyi yapmış, son derece kültürlü ve güzel bir kadın. Gerçekten o Şanzelize Butik’e girmeseydi her şey çok farklı olur muydu? Kesinlikle. Kemal’i de tam anlamıyla suçlayamıyorum çünkü o da kendi içinde direndi. Kemal ve Füsun’un aşk anlayışları çok farklı. Kitap boyunca adamakıllı sohbet bile etmediler. Füsun 18 yaşındayken
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
Nesnelerin Tesellisi ve Bir Kadının Sessiz Çığlığı
Puan vermedi·524 syf.··
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2026 20:57
“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. Bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi? Evet, bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu.” Kitabın bu meşhur cümlesiyle başlamazsam bir şeylerin eksik kalacağını hissettim. Bugünlerde dizisiyle birlikte popüler kültürün yeniden odağına yerleşen, hem büyük övgülere hem de sert eleştirilere maruz kalan Masumiyet Müzesi üzerine, ben de kendi zihnimdeki puslu kıtaları kağıda dökmek istedim. Kitabı uzun bir süre beklettikten sonra, dizi başlamadan hemen önce bitirdim. Açıkçası bugüne kadar izlediğim çoğu kitap uyarlamasının yarattığı hayal kırıklığı nedeniyle diziye korkarak başlamıştım. Ancak geçen yılki Yüzyıllık Yalnızlık uyarlamasından sonra, Masumiyet Müzesi’ni de gönül rahatlığıyla başarılı bulduğumu söyleyebilirim. Bunda, yönetmen koltuğunda bir kadının oturmasının payı çok yüksek; çünkü kitapta Kemal’in dilinden dinlediğimiz ve Füsun’un iç dünyasına tam sızamadığımız o eksiklik, dizide muazzam bir duygu geçişiyle kapatılmış. Bir Hafıza Sarayı Olarak Müze Masumiyet Müzesi, sadece bir aşk romanı değil; bir adamın aşkı nasıl bir dine dönüştürdüğünü ve nesneler üzerinden zamanı durdurmaya çalıştığını anlatan devasa bir hafıza sarayıdır. Kemal ve Füsun arasındaki o yakıcı, eşitsiz ve bazen de hastalıklı bağ, Türk edebiyatının en çok tartışılan dinamiklerinden biri olmaya devam ediyor. Roman, bir mutluluğun değil, aslında bir kaybın ve o kaybı nesnelerle telafi etme çabasının hikâyesidir. Orhan Pamuk, bizi 1970’lerin İstanbul’unda; rütbelerin, sınıfsal uçurumların ve "ayıp" kavramının gölgesinde bir tutkunun anatomisine davet eder. Burada beni en çok düşündüren konu, Kemal’in sevgisinin bir noktadan sonra "toplayıcılığa" evrilmesidir. Füsun’un dokunduğu
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
Puan vermedi·524 syf.·
2026 2. kitabı
Kemal bana göre takıntılı ve bencil bir adam. Bir yanda Sibel gibi akıllı, güçlü ve düzgün bir kadın; diğer yanda Füsun gibi genç, heyecanlı ve hayatı yeni tanıyan bir kız. Kemal huzuru değil tutkuyu seçiyor ama seçtiğinin sorumluluğunu alamıyor. Babası gibi iki hayatı birden yürütmeye çalışması aslında onun mirası. Babasının uyarısına rağmen aynı hataya düşüyor. Füsun’u seviyor ama bunu zamanında itiraf edemediği için aşkı hırsa dönüşüyor. Yıllarca bir evin köşesinde beklemesi romantik değil, trajik. Sibel’in gururu, Füsun’un gençliği ve Kemal’in bencilliği arasında ezilen bir hikâye bu. Sonunda geriye bir kadın değil, bir müze kalıyor. Ve Kemal “mutlu bir hayat yaşadım” diyerek kendini ikna ediyor.Eşyaları kutsallaştırıyor ama kadının duygusunu ıskalıyor. 4213 sigara izmaritini saklayacak kadar takıntılı, ama o an Füsun’un kalbini okuyacak kadar dikkatli değil. Kitabın sonu Füsun ay çiçekleri tarlasında arabada ölüyor ve yine kavuşamıyorlar. Sanırım aldığı ahı yaşadı kemal bey! Arkadaşları da tam bir fiyasko !!!
1000Kitap
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
7/10
·524 syf.··
2026 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2026 00:00
Daha önce isminden ve müzesinden haberdar olsam da bugüne kadar ilgimi çekmeyen bir kitaptı. Dizisi çıkacağını duyunca okumaya başladım. Yakın zamanda müzeyi de ziyaret edeceğim. Müze fikrini çok yaratıcı buldum. Hayal ile gerçeğin birbirine geçtiği büyülü bir atmosfer yaratılmış. İçindeki yüzlerce eşyayla Çukurcuma'daki müzenin somut varlığının yanında, Orhan Pamuk'un kitaba kendini karakter olarak dahil etmesi gibi ufak detaylar bu gerçeklik algısını dönüştürüyor. Sanki Kemal ile Füsun gerçekten yaşamış gibi hissettim. Bu hikaye yaşanmış olmalıydı, öyle bir yakınlık uyandırdı bende. Tabi bunda kitabı bitirdikten hemen sonra diziyi izlememin de etkisi var. Karakterleri canlı görmek okuma deneyimime renk kattı. Müze ziyaretimin de bu deneyimi farklı bir boyuta taşıyacağını düşünüyorum. Orhan Pamuk'un en iyi ya da en sevdiğim romanı mı? Hayır bence değil. Karakterlerinin ve olay örgüsünün daha iyi olduğunu düşündüğüm eserleri var. Müze konsepti ve dizisi olmasa pek etkilenmeyebilirdim diye düşünüyorum. Karakterleri yüzeysel buldum. Daha doğrusu roman o kadar Kemal'in gözünden ki onun dışında kalan her detay, her karakter bir perdenin ardından bakıyormuşsunuz gibi muğlak kalıyor. Özellikle Füsun karakteri tam bir gizem. Dizinin çıkışıyla beraber sosyal medyada yapılan -bana da mantıklı gelen- psikolojik tahlilleri ile biraz daha kafamda oturttum Füsun'u. Ama hala bir muamma onun ne yaşadığı. Yazarın amacı onun açısını anlatmak değil belki ama okurken Kemal'in yetersiz gözüyle (kendisi insan analizi konusunda hiç başarılı biri değil) hikayeyi izlemek zorunda kalmak sabır isteyen bir süreçti. Kemal ne kadar anlıyorsa okuyucu da o kadar anlıyor her şeyi. Bu bazı noktalarda sinir bozsa da duygusal bir deneyim oldu onu okumak. Sonlara doğru İstanbul'un meşhur istifçilerine
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma