Kelebek Dişli Kadın'ın tebessümü için
Muhterem Ustad! 426 yıl önce bir Türk kolunuzu çolak etmişdi. 426 yıl sonra bir başka Türk önünüzde saygıyla eğiliyor...
Sayfa 95
İslam ve Fundamentalizm
Yine Dünya'da ve Türkiye'de Siyasal İslamcılık adlı eserden (s. 267 , 426) aldığım bazı notlara burada de­ğinmek istiyorum: Ülkelerinde İslam devleti hedefine ulaşmamış İslamcılar için içinde bulunulan dönem, Hz. Peygamber'in Mekke döne­mine benzer. Bu dönemi yaşayanların ülkesi de bir bakıma Daru'I Harb'dir. Cihad Yurdu anlamına gelen bu kavram, İs­lam hükümlerinin uygulanmadığı ve Müslümanların güvenlik­te olmadığı ülkeleri tanımlar. Daru'I Harb olan bir ülkede, Ci­had yerine hile yoluna gitmek ve Müslüman olmayanlara karşı 'barış içinde birlikte yaşamayı kabul etmiş görün­mek' gerekir. Bu amaçla Takıyye yapmak ve asıl maksadı bir süre gizlemek Şiilere göre dinsel bir farz hükmündedir. Sünnilerde ise bu durum, siyasi bir zorunluluk kabul edilir. Türkiyeli İslamcıların bu konuda kullandıkları fetvalar­dan birisi Osmanlı Şeyhulislamı Mustafa Sabri Efendi'ye aittir. Ona göre; "Türkiye'de kurulan Demokratik Laik Cumhuriyet, medeni kanunu kabul etmek suretiyle, İs­lam fıkhını yürürlükten kaldırmış ve diğer hususlarda da, Avrupa'dan getirilen kanunlarla hükmetmeye başlamış­tır. Bu sebeple Daru'I Harb'e dahil olmuştur." ...Kısa zamanda çok sayıda İlahiyat Fakültesi'nin açıl­ması , büyük bir öğretim elemanı ihtiyacını da beraberinde getirdi. Önceki mezunlar ile doldurulmaya çalışılan kadrola­ra, hemen her cemaatten ilahiyatçılar yerleştiler. Neticede İlahiyat Fakültelerindeki bilim ve öğretim seviyesi düştü. Si­yasal İslamcı hareketler bu kez İlahiyat Fakültelerine yerleş­me yoluna gittiler. Türkiye'de İslamcı hareketin gelişmesine paralel olarak bu alanda kullanılan 'Fundamentalizm' ve 'Köktencilik' gibi kavramlar da sıkça kullanılmaya ve tartışılmaya başlanmıştı. İlahiyat Fakültelerinin önde gelen bazı öğretim üyeleri İslam­cılara yöneltilen
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Platon & Ksenophon
Sokrates hiçbir şey yazmamıştır. Onun hakkında bildiklerimiz büyük ölçüde iki genç çağdaşının yazdıklarından çıkmadır: Platon (yaklaşık İ.Ö. 427-347) ve Ksenophon (yaklaşık İ.Ö. 426-354); her ikisi de onu açıkça savunan yazılar yazmıştır. Sokrates’e karşı çağdaş bir saldırı da vardır: Aristophanes’in İ.Ö. 423 yılında sahnelediği Bulutlar adlı komedyası. Burada Sokrates, sözcüklerle oynayan, öğretileriyle ahlakı ve devleti baltalayan ve gençleri babalarıyla devletin otoritesini sorgulamaya yönelten bir sofist olarak canlandırılır. Bu tablo, Sokrates hakkında birçok çağdaşının düşüncesini yansıtmaktadır.
Sayfa 4 - Türk Tarih Kurumu Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
ASM mucizelerinden biri daha. Bugün bilim zarrlı oldğnu söylyr
"Gecenin sonunda mescidde karnımın üzerine yatmış hâlde uyuyordum. Bu sırada bana biri geldi ve ayağıyla beni dürtüp 'Kalk! Bu, Allah'ın hoşlanmadiği biryatış şeklidir' dedi. Başımı kaldırdım. Bir de ne göreyim, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem başucumda ayakta duruyor." ( Ebû Davud, Edeb 94•, ibn Mâce, Edeb 27•, Ahmed b. Hanbel, 111, 429, 430, V, 426•, Tayâlisî,Müsned, s. 190; ibn Ebû $eybe, el-Musannef, V, 339; Taberânî, el-Mu 'cemu 'I-kebîr, VIII,961 327, 328; Beyhakî, $uabu 'I-îmân, IV, 177.)
Sayfa 576·Kitabı okudu
17 Nisan 1940'ta, Köy Enstitüleri Yasası çıkarıldı. Bu kurumlarla eğitimde dünya eğitimine katkı sayılan girişim başlatılıyordu. Yasa, 426 üyeli mecliste 278 üyenin katılımıyla görüşüldü. Eskişehir milletvekili Emin Sazak, İstanbul milletvekili Kâzım Karabekir tedirgindi. Kuşkularını, karşı düşüncelerini dile getirdiler, sonuçta katılanların oy birliği ile yasa çıktı. Oturuma katılmayan 148 üye arasında Adnan Mende-res, Celal Bayar, Fuat Köprülü, Yahya Kemal gibi ünlü adlar vardı.
Alıntı
Yasin, 45.
Önünüzdekinden ve arkanızdakinden sakının” diye tercüme edilen cümlenin iki türlü felâket ve cezaya karşı bir uyarı anlamı taşıdığı açıktır. Bu ikili ayırımla ne kastedildiği hususunda yapılan yorumları ise şöyle özetlemek mümkündür: a) Sizden önceki toplumların başına gelenlerin benzerinin sizin de başınıza gelmesinden ve âhiret azabından, b) Geçmişteki günahlarınızın ve gelecekte işleyeceklerinizin cezasından, c) Dünyadaki ve âhiretteki cezalardan, d) Görebildiğiniz ve göremediğiniz felâketlerden sakının (Taberî, XXIII, 11-12; Şevkânî, IV, 426-427). Bize göre “sakının” emri ancak sakınılarak kurtulmak mümkün olan tehlikeler karşısında anlamlı olur. Bu nedenle âyeti “Görüp bildiğiniz günahlardan da, açık olmasa bile günaha götürmesi muhtemel davranışlardan da sakının.” şeklinde yorumlamak daha uygundur.
Onlara "Önünüzdekinden ve arkanızdakinden sakının ki rahmet göresiniz" dendiğinde (aldırış etmezler