Gündüz gibi güzel bir hakikatı ve parlak bir vaziyeti, basiretsizliği ile kendisine muzlim ve zulümatlı bir evham, bir cehennem şekline getirmiş.
(İman ve Küfür Müv. 44.sh - Risale-i Nur)
Yalnız burada Musa kıssasında küçük bir fark vardır. Daha önce işaret edildiği gibi lafızlar benzese de birebir aynı değildir. Kasas Sûresi'ndeki âyetin sonunda fazla-dan "وَاسْتَوَى" ifadesi geçer.44 Yani "gençliğine erişince ona ayrıca muazzam bir güç de verdik" buyrulmaktadır. Peki neden Hz. Musa hakkında böyle bir ilave zikredilmektedir? Çünkü Musa Aleyhisselâm'ın yaşadığı şartlar çok farklıdır. İsrailoğulları'nın zulüm gördüğü bir ortamda yaşıyordu. Onların liderliğini yapabilmesi için yalnızca bilgili ve hikmetli olması yetmezdi; aynı zamanda güçlü olması da lazımdı. Nitekim bir insana tek yumrukla ölümcül darbe vurması, Allah tarafından ona muazzam bir fiziksel güç ihsan edildiğini göstermektedir.
Ibn Arabi'ye (ks) göre, evrendeki her şey, kendi esma veya es- ma bileşiminin frekansıyla kalp atışı gibi ritmik olarak atmaktadır. Kendisi bu müşahedesini aşağıdaki âyet-i kerime'ye dayandırır.
Yedi gök ile yer ve onların içinde yer alan her şey O'nun sınırsız kudret ve yüceliğini anmaktadır; O'nun yüceliğini, aşkınlığını övgüyle yankılamayan bir tek nesne yoktur: Ne var ki siz onların yücelemelerini anlayamıyor, kavrayamıyorsunuz.
(Kur'an, M. Esed Meali, İsra Sûresi: 44)
Eğer biz onu yabancı dilden bir Kur'ân yapsaydık onlar mutlaka: "Bu kitabın âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Arap bir peygambere yabancı dil, öyle mi?" derlerdi. Sen de ki: "O, iman edenler için bir hidayet ve şifadır." İman etmeyenlerin kulaklarında ise bir ağırlık vardır. Kur'ân onlara göre bir körlüktür. Sanki onlar uzak bir yerden çağrılıyorlar (da duymuyorlar).
-Senin gibi bir kadının benim gibi bir adama nasıl ilgi duyduğunu merak ediyorum.
-İtalyan kanım. Eski taşları, olgun erkekleri ve güzel şarapları seviyorum.