"Magda hiçbir şey sormazdı. Geçmişi hiç sormazdı. Anın gerisini eşelemezdi. Geçmişin önemli olmadığı zamanlardı ve her şey ana sıkışmıştı. Geçmiş hiç hükmündeydi..." (S.52)
İlk kez Ömer Fikret Oyal okudum. Farklı bir üslubu var. Salih isminde yaşlı bir amcamızın geçmişiyle bugünü arasında sıçrayan zamanlarda yaşantısından kesitler anlatılıyor. Buhara/Özbekistan'dan, Almanya, Viyana ve İstanbul'a uzanan bir kurgu. Şehirleri, sokakları, gün batımlarını anlatırken birden Salih Amca'nın aklının içinde oluyoruz.
Geçmişte Magna adında bir kadın var. Günümüz ise oldukça güncel. Yaşlı bir amcanın prostatla olan problemi ancak bu kadar iyi anlatılabilirdi :) Açıkcası günümüzle ilgili bölümleri çok daha heyecanla okudum. Geçmiş oldukça kasvetli hissettirdi.
"Geçmişin ölümcül bir hastalıktan başka bir şey olmadığını, kişiyi felakete sürükleyeceğini biliyor." (S.44) derken bunu bilerek yaptığını da anlıyoruz.
Beğenerek okuduğum bir kitap oldu. Okumaya devam edeceğim bir yazar. Ayrıntıları seven okurlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim.