قَالَ الإِمَامُ ابْنُ الْقَيِّمِ رَحِمَهُ اللَّهُ: وَمِنَ الْمَكْرُوهِ عِنْدَ السَّلَفِ: النَّوْمُ بَيْنَ صَلَاةِ الصُّبْحِ وَطُلُوعِ الشَّمْسِ، فَإِنَّهُ وَقْتُ غَنِيمَةٍ، وَوَقْتُ نُزُولِ الأَرْزَاقِ، وَحُلُولِ الْبَرَكَةِ. İmam İbn Kayyim (rahimehullah) şöyle demiştir: Selef âlimlerine göre hoş karşılanmayan şeylerden biri, sabah namazı ile güneşin doğuşu arasındaki vakitte uyumaktır. Çünkü bu vakit; kazanç (fırsat) zamanı, rızıkların dağıtıldığı ve bereketin indiği bir zamandır. (Medâricü’s-Sâlikîn, 1/457)
Külliyat Bu bilgilendirmeler; Ana Toprak’ın takvimini, iklimini, coğrafyasını, soyağaçlarını ve Haritasını içerir. Takvim Zamher: Toit Ayı'nın kayboluşu ve yılın başıdır. Rihoia kıyıları ve güneyi hariç Ana Toprak'ın tek karışına yağmur düşmez. Gök yalnızca kar ve fırtına kusar. Göller çok nadiren erir. Soğuk, bir hastalık gibi her bir karışa yayılır.Ateşin yakınında olmamak ölümcüldür. 84 Günden oluşur. Bahar: Zamher yavaşça söker, çiçekler sonunda açar. Ovaların yeşili gözükür, karlar eridikçe toprak beslenir. Yağmurlar başlar fakat yoğun değildirler. Yine de, Ana Toprak sonunda nefes alır. 52 Günden oluşur. Salier: Ana Toprak'ın en dip kuzeyi hariç her bölümünde sıcak havaların hakim olduğu, bölgeye göre yağışın çoğalıp azalabildiği sıcak aydır. Özellikle güney kısımlarında, toprak kurudukça kırılır.Ağaçlar, yağışsızlıktan yaprak döker. 52 Günden oluşur. Ekher: Yağışlar büyük ölçüde artar, toprak bir anne gibi şefkatle yumuşar. Buğday başakları büyür, çiçekler cıvıldar. Sıcaklıklar bunaltıcı değildir, bol yağışa rağmen fırtına çok nadir görülür. Genellikle sakin, ılık ve rahat bir aydır. Ana Toprak'lılar, en fazla bu ayda Zamher'e hazırlık yapar. 84 Günden oluşur. Aref: Ekher Ayındaki yağış miktarı yavaşça azalır fakat yağdığında şiddetli olur. Ağaçlar yavaş yavaş yapraklarını döker, toprak verimi devam eder. Sıcaklıklar ılıkla soğuk arasında değişir, göller donmaz. Rüzgarlı havalar hakimdir. 52 Günden oluşur. Kış: Soğuk, Ana Toprağa varır. Kar yağışı görülebilir fakat nadirdir. Göller yalnızca kuzeyde donar. Yine de ateşten uzak ve kürksüz gezmek tehlikelidir. Bu mevsimde, şiddetli fırtınalar kar yağışlarından daha sıradandır. Özellikle Başkent ve Rodesia enlemi, bol bol şimşek ve yağmurla mücadele
Alıntı
Reklam
Kemalizm nedir ?
Kemalizm'in en ateşli savunucularından. Falih Rıfkı Atay " Çankaya "adlı eserinde Kemalizm'i ve M.Kemal'i şöyle anlatıyor... " Kemalizm, aslında büyük ve esaslı bir din reformudur. Tanrı, bir peygambere verdiği şeriatı, ikinci bir peygamberde değiştirmekle, Hatta Kur'an'ın bir ayetindeki bir emri başka bir ayetle kaldırmakla, hükümlerin toplumun evrimini izlemesi gerektiğini göstermiştir. Fıkıhta buna nesih diyoruz. Muhammed son peygamber olduğuna göre, O'ndan sonra nesih hakkı insan aklına kalmıştır. M.Kemal'in yaptığı işte bu nesih hakkını kullanmaktı. Kemalizm ibadetler dışındaki bütün ayet ve hükümleri kaldırmıştır. Kaldı ki insan aklı nesih hakkını farzlar üzerine de götürebilir; zekât kazanış ve gelir hakkının bulunmadığı bir devrin mirasıdır. Hac, Kabe'den faydalanan Mekkelilerin Müslümanlığını sağlamak için konmuştur ve bu döviz çağında Hicaz dışında hiçbir yabancı Müslüman ülkenin halkı buna zorlanamaz. Namaz şekli de iskemle olmayan entarili bir halkın yaşayışına uygundur. Pantolon, etek ve hele başkasının ayağı değen bir yere yüz değdirmeyi yasak eden hijyen devrinde yürüyemez. Atatürk ibadet devrimine ezan ve namazı Türkçeleştirmekle başlamıştı. Gerçekte verdiği ilk emir ezan ve namazın Türkçeleşmesi idi. Atatürk sağ kalsaydı ibadet reformu olacağından da şüphe yoktu..." ■ Kaynak : Falih Rıfkı Atay, Çankaya, S.457 En yakın adamlarından biri böyle diyor. Şimdi bu yazılanları okuyan bir insanın kendine , " Ben ne yapıyorum, neyin peşinde sürüklenmişim yıllarca " demesi gerekmez mi ? Eğer bunları bildiği halde hiçbir şey yokmuş gibi davranıyor ve bu yolda devam ediyorsa, yapacak bir şey yok. Kalbi mühürlenmiş demektir.
Übey bin Kâ‘b -radıyallâhu anh- şöyle anlatır: Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e: “–Yâ Rasûlâllah! Ben Siz’e çok salevât-ı şerîfe getiriyorum. Acaba bunu ne kadar yapmam gerekir?” diye sordum. “–Dilediğin kadar.” buyurdular. “–Duâlarımın dörtte birini salevât-ı şerîfeye ayırsam uygun olur mu?” diye sordum. “–Dilediğin kadarını ayır. Ama daha fazla zaman ayırırsan senin için iyi olur.” buyurdular. “–Öyleyse duâmın yarısını salevât-ı şerîfeye ayırayım!” dedim. “–Dilediğin kadar yap. Ama daha fazla zaman ayırırsan senin için hayırlı olur.” buyurdular. Ben yine: “–Şu hâlde üçte ikisi yeter mi?” diye sordum. “–İstediğin kadar. Ama artırırsan senin için hayırlı olur.” buyurdular. “–Öyleyse duâya ayırdığım zamanın hepsinde Sana salevât-ı şerîfe getirsem nasıl olur?” deyince: “–O takdirde Allah Teâlâ, dünya ve âhirete âit bütün arzularını ihsân eyler ve günahlarını bağışlar!” buyurdular. (Tirmizî, Kıyâmet, 23/2457; Hâkim, II, 457/3578; Beyhakî, Şuab, III, 85/1418;
Din İslam
“اللَّهُمَّ كَمَا أَحْسَنْتَ خَلْقِي فَحَسِّنْ خُلُقِي” “Allah'ım, yaratılışımı güzelleştirdiğin gibi, ahlakımı da güzelleştir." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/403 Beğavî, Şerhu’s-Sünne, 5/457)
Din
Reklam
Reklam