Türkiye devrimci ve sol hareketi, ‘88-‘89 yıllarında etrafındaki kuşatmayı yarmaya başladı. ‘89 1 Mayısında gerçekleştirilen 5 bin kişilik korsan eylem, solun gelebildiği yer açısından anlamlı bir örnek olmalı.
1890'lı yıllarda Anadolu'yu kasıp kavuran ve sonunda başkente de sıçrayan şiddet olaylarında ölen Ermenilerin sayısı sürekli olarak tartışılmaktadır. Türk tarihçiler en fazla 20 bin Ermeni ile yaklaşık 5 bin Müslüman'ın öldüğünü hesaplarken, Ermeni ve Ermeni-yanlısı yazarlar bu sayıyı 88 bin ya da daha fazlası olarak gösteriyorlar. Abdülhamit döneminde ve sonrasında bir bütün olarak Ermeni nüfusunun arttığı bir gerçektir ama büyüme hızı Müslüman ve Rumlardan daha düşük olduğundan kayıpların sayısının daha az olduğu düşünülebilir. Yine de Ermeni hareketinin bastırılması Abdülhamit'in Batının gözünde lanetlenmesine yol açmıştır. Politikacılar, yazarlar ve karikatüristler tarafından Kanlı ya da Kızıl Sultan olarak anılmaktaydı. Yerel kara mizahçılar padişaha "ben saldırın dedim, öldürün demedim" sözlerini yakıştırtırken, herhalde gerçeğe daha fazla yaklaşmışlardı. Temelinde Ermeni sorunlarının önemi, ölülerin sayısında değil, Ermenilerle içinde yaşadıkları Müslüman çoğunluk arasında baş gösteren düşmanlıkta yatıyordu. Bin yıldan uzun bir süre az ya da çok huzurlu bir biçimde süren beraberlik bir kuşakta sona ermişti.
Birden fazla şıkkın işaretlenebildiği "Sizce okullarda meydana gelen şiddet olaylarının en önemli nedenleri nelerdir?" şeklinde sorulan soruya verilen cevapların dağılımı şöyledir. Okullardaki şiddetin nedenleri olarak öğrencilerin %95.5'i "Kötü arkadaşlar ve çevrenin olumsuz etkileri"ni; %91 .5 'i "Ailede yeterli eğitimin verilmemesi"ni; %90.9'u "Bir çete grubu içerisinde yer almayı"; %90.6'sı "Psikolojik ve kişilik sorunları"nı; %90.2'si "Çevrede şiddeti görerek öğrenme"yi; %88.7'si "Kız-erkek arkadaşlık ilişkileri"ni; %85.3 'ü "Basın, yayın ve internetteki şiddet içerikli program ve oyunlar"ı; %85'i "Ailede şiddete uğrama"yı; %82.9'u "Ahlaki ve dini değerlerdeki bozulma"yı; %81.1'i "Ailede şiddete şahit olma"yı; %78.8'i "Okullardaki disiplin eksikliği"ni; % 76.1 'i "Öğrencilerin okulu sevmemesi ve kendini okula ait hissetmemesi"ni; % 72.2' si "Okullardaki güvenlik tedbirlerinin yetersizliği"ni; %67'si "Okul idarecilerinin ve öğretmenlerin katı tutumları"nı; %66.9'u "Öğrencilerin okullarda şiddet konusunda bilinçlendirilmemesi"ni; %66.2' si "Okul disiplin yönetmeliğindeki cezaların yetersizliği"ni; %63 'ü "Okuldaki kültürel, sportif ve sosyal faaliyetlerin yetersizliği"ni; %61 .6'sı "Yoksulluğu"; %33.S'i "Şehrin hızlı göç alması"nı göstermektedir.
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin.
Sohbetlerimizi yaparken gönlümüzü nasıl açmamız gerektiğini anlamaya çalışmakla beraber, “Allah” deyince önce neyi hatırlamamız gerektiğini, Allah’ın kendini tanıttığı gibi tanımaya, anlamaya çalışıyorduk. Bir de Allah’ı hayali olarak değil kendi üzerimizden anlamaya, tanımaya çalışıyorduk.
Önceki sohbetlerimizde Allah’ın Vedud, Hamid, biraz da Rab ismini ve “el hamdu lillâhi rabbil âlemîn” derken ne dediğimizi anlamaya, bilmeye çalışmıştık. Şimdi de Allah’ın Rahman ismini ayetlerle beraber anlamaya çalışacağız inşallah.
Fatiha’da “El hamdu lillâhi rabbil âlemin” ayetinden sonra “er rahmânir rahîm”(Fatiha /2) ayeti gelir. Allah kendini tanıtırken rahman olarak tanıtmıştır. Biz de bu sohbetimizde Rahman’ı anlamaya, tanımaya çalışacağız inşallah.
Biri Allah’ın Rahman ismini zikredip; “bismillahirrahmanirrahim” derken ne söylemiş olur?
Öncelikle; “benim rabbim olan Allah rahman ve rahimdir, zatında rahmandır, fiillerin de, işinde ise rahimdir” demiş olur. Allah ayet-i kerimede; “rahmetim her şeyi kaplamıştır”(Araf /156) buyurur. Allah’ın rahmeti her şeyi kaplamıştır. Onun rahmeti, rahman olan zati sıfatından tecelli eder. Rahim ismi ise Rahman’ın fiilidir, işidir. Allah tecelli edip, işini yaparken zatında olan rahmeti, rahmaniyeti rahim olarak tecelli eder. Biri; “bismillahirrahmanirrahim” dediğinde “benim rabbim zatında rahmandır, fiili, işi de rahimdir ve rabbim işini rahmetiyle yapar. Ben de onun halifesi olarak bu işi rahmetimle yapacağım” demiş olur. Peki, kul işi hangi rahmetiyle yapmalıdır? Allah, ona zatıyla, sıfatıyla tecelli
İnsanlara onların gıyabında dua etmenin etkili sonuçlar doğuracağı bildirilmiştir. Başkalarına, onların bilgisi olmaksızın dua ettiğimizde menfaatten uzak ve dolayısıyla ihlası barındıran bir davranış sergilemiş oluruz. Bu da ilahi rızayı celbeden bir tutumdur. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:
"Bir Müslüman'ın, yanında bulunmayan din kardeşine yapacağı dua kabul olunur. Bir kimse din kardeşine hayır dua ettikçe yanında bulunan görevli bir melek ona, 'Duan kabul olsun, aynı şeyler sana da verilsin.' diye dua eder." (Müslim, Zikir, 87, 88; İbn Mâce, Menâsik 5). Birine dua ettiğimizde bunun hem ona faydaları olur hem bize. Onun hayatına rahmet, bizim kalbimize feyiz iner.
88. Dağları görür, onların durduğunu sanırsın; oysa bulutlar gibi hareket ederler. Bu, her şeyi sapasağlam yapan Allah’ın sanatıdır. Şüphesiz ki O, yaptıklarınızdan tamamıyla haberdardır.