Ailesiyle ilgilenmeyen, karısına beş kuruş para vermeyen, çocukların başını bir kere okşamayan bir baba. Başka insanlara iyilik meleği ama evdekilere düşman. El iyisi bir baba. Alkolik. Belki fiziksel şiddet uygulamıyor ama psikolojik şiddet uyguluyor. Doktor bir baba. Yeri geliyor parası olmayan hastayı tedavi ediyor, herkese iyilik yapıyor. Eve gelince evin ihtiyacı için bir kuruş ödemiyor. Baba bir de hasta. Ya madem ölmek üzersin sen de biliyorsun bunu neden güzel davranmıyorsun ailene?
Okumak dayanılmazdı bence. Kadına ve çocuklara üzüldüm. Belli ki kadının boşanacak ekonomik durumu veya arkasında ailesi yoktu.
50. sayfadan sonraki okumak daha bir çekilmez oldu. Gerçek bir hikaye olması çok üzücü. Ve tüm bunlardan yazar babasından hâlâ güzel bahsediyor.
Lisans yıllarımda sevdiğim bir ablanın hediyesiydi bu kitap bana. Yani uzun zamandır rafımda ve okunmayı bekleyen bir kitaptı. Şimdiye nasip oldu çok şükür.
Öncelikle kitabın dili hiç ağır değil ve okuması gerçekten kolay ve zevkli bir kitap. Bir kurgu olmamasına rağmen okurken hiç sıkılmadım. Yine olsa yine okurum. Kitap merkez olarak Hz Fatıma üzerinde kurulmuş bir kitap ama bana biraz Hz Fatıma ile ilgili olan kısımları az geldi. Yani ben Hz Fatımanın aile hayatına karakter hayatına ya da efendimizle baba kız ilişkisine dair daha fazla şey okumak isterdim kitabı da bu hisle bitirdim. En azından %70 oranında böyle olabilirdi ama kitap %50 Hz Fatıma annemizin etrafında dönse de %50'lik kısmı bana biraz siyer kitabı gibi geldi. O yüzden tam olarak o konuda beklentimi karşılamadı
Ama dediğim gibi kesinlikle yine olsa yine okumak isterin. Hz Fatıma'ya ailesine ve efendimiz aleyselama dair çok çok güzel şeyler öğrendim. İçimi ısıtan bir kitap oldu.
Serinin en beğenmediğim kitabı bu oldu.
Romantik komedi olması gerekirken dram önüne geçmiş. Her sayfa kızın babannesine üzülmesinden bahsediyor. 65 sayfalık kitapta ana çiftimizin karşılaşması 50 sayfa sonra. Aşk hikayesi değil. Kitap ana karakter kız ve ölmek üzere olan babaannesi hakkında. Böyle olacağını bilseydim okumazdım çünkü romantik komedi diyerek okumaya başladım. Yazar acaba bunu yazarken ne düşünüyordu? Olmamış gerçekten. Ki üzüntü, dram kısmı da bana çok çiğ geldi. Duyguları geçirememiş yazar.
Kitaptaki aşk kırıntısına dönecek olursak da hiç tanımadığı bir insana notlar bırakıp ona aşık olma fikrini de hiç sevmedim sonuçta karşıdakinin kim çıkacağını asla bilemezsin. Üç beş satır konuştuğun insana aşık olup(ki adını dahi bilmiyor) sonra ayarlarca göremediğin insanı aylar sonra gördüğünde aşkını itiraf edip mutlu sona gitmek saçmalıktan başka bir şey değil.
Ve şehirde arabası beyaz honda olup hemşire olan bir sürü kadın olabilir.
Mantıksal olarak beğenmedim. Hikaye akışı olarak beğenmedim. Karakterleri sevmedim.
Bu seride bu kadar güzel kitap varken tam bir fiyasko olmuş gerçekten.
Bana kalırsa serinin en iyileri Kuralın İstisnası ve Rosie ve Rüyaların Romeo’su
Not: Kitabın teşekkür kısmında yazar, diğer yazarlarla aynı övgüleri paylaştığıma inanamıyorum yazmış. Aynı övgüyü alamazsın canım. Senin kitabın onlarınınkinin yanına bile yanaşamaz.
Bu sefer nedense zorla okudum. Diğerleri kadar akmadı sanki. Son 50 sayfası hızlanıyor işler. Yine tqbi ki ters köşeli kitap :)
Okunur neden olmasın.Çok waoow değildi ama olsun.
Bu yazarın ev kitabını okuduktan sonra başka yüksek puanlı bir kitabı olan Dokunmadan’ı kitap kulübümüzde seçtik.Bu kadar yüksek puanlı olmasına şaşırdım çünkü kitap beklentilerimizi karşılamadı. Adalet isimli kızımızın yolculuğunu anlatıyor fakat sürekli bir olay olacak beklentisi içerisine ilerliyor ama hiçbir olay yok yavan bir anlatım hakim. En hızlı kitap okuyan arkadaşımız bile bir günde en fazla 50 sayfa okuyabilmiş bayıyor. Her an bir olay olacak vibe’nı verdi bize, duygu hep yarım yamalak. Aile içinde yaşadığı olaylar hepsi havada. Örneğin yol arkadaşı hazır neden jandarmadan korkuyor belirsiz. Tek şoku Hülya’da yaşadık o kadarla kaldı. Yolculuğu “Ev” kitabındaki kadar bize hissettirmedi. Naçizane tavsiyem bahsettiğim kitabı okumanızdır.
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,5bin okunma
Merhaba, olumlu ve olumsuz olmak üzere iki parçaya ayırmak daha doğru olur zannediyorum kitap yorumumu. Olumlu yönlerinden başlayacak olursak, kitap 800 küsur sayfa lakin iki yüz sayfaya yakını notlar ve kaynakçadan oluşuyor ki buda kitabın büyük bir araştırmanın neticesi olduğunun göstergesidir. Geriye kalan 650 sayfa da ziyadesiyle fazla 20-30-40 en fazla 50 sayfalık bölümlere ayrılmış ki buda okunuşunu kolaylaştırıyor. Dili akıcı, çevirisi gayet güzel ve anlaşılır. Ayrıca yazar da alanının önde gelen isimlerinden birisi. Kitap Pers dünyasından başlayarak, ipek yolunun oluşumunu ve bu yollar üzerinde bulunan ticari, kültürel, siyasi ve dini etkileşimleri ele alarak bütüncül bir dünya tarihi anlatısı kurmaya çalışıyor.
Olumsuz yönlerine gelecek olursak, Batı merkezli tarih anlatımını yıkmak amacıyla yazılmış bir kitap olsa da yazar bu sefer sarkacı çok fazla doğuya doğru kaydırmış ki bu bana objektiflikten uzak göründü. Ayrıca kronolojik olarakta karmaşık, hatalı bilgiler de içerdiği kanaatindeydim ki, yazarın ülkesindeki akademisyenlerden de benzer eleştiriler gelmiş. Hayata yalnızca kendi bulundukları noktadan bakan batılılara birçok şey öğreteceği aşikar ama zaten Batı merkezli tarih anlatısı çok uzun yıllardır kırılmaya çalışıldı ve bu alanda çok fazla kitap olduğu için bir şeyler bilen okura çok fazla bir şey öğreteceği kanaatinde değilim.