6/10
·232 syf.··
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:00
Kusursuzca Kusurlu serisinin ikinci kitabı olan Kırgın Fısıltılar’ı, Tuvaldeki Yaralar’dan sonra çok ara vermeden okudum ve bunu da yine iki günde bitirdim. Normalde bu tarz kitaplar okuyan biri değilim. Daha çok edebi kitaplara, dili güçlü metinlere ve karakterlerin iç dünyasına daha derinden giren romanlara yönelirim. Ama yakın bir arkadaşımın önerisiyle bu seriye başlayınca, mafyatik romantik drama türünün neden bu kadar hızlı okunduğunu da anlamaya başladım. İlk kitap beni ortaokulda okuduğumuz Wattpad kitaplarına götürmüştü. Kırgın Fısıltılar’da da o his devam etti. Yine karanlık bir atmosfer, hızlı ilerleyen olaylar, romantik gerilim ve dramatik bir hava var. Kitap kendini okutuyor, bunu inkar edemem. Zaten iki günde bitirmem de bunun kanıtı. Ama açıkçası bu kitabı ilk kitap kadar sevemedim. Benim için en büyük sorun, bazı duyguların ve olayların fazla hızlı ilerlemesiydi. Türün dinamikleri gereği bazı şeylerin abartılı olmasını bekliyordum ama yine de yer yer daha fazla derinlik aradım. Özellikle karakterlerin yaşadıklarını, birbirlerine yaklaşma biçimlerini ve duygusal geçişlerini daha güçlü okumak isterdim. Bazı yerlerde hikaye akıyor ama beni tam olarak içine almıyor gibiydi. Kırgın Fısıltılar, Bianca ve Mikhail üzerinden ilerleyen mafyatik romantik drama türünde bir kitap. Bu yüzden edebi bir roman beklentisiyle okunursa hayal kırıklığı yaratabilir. Bence bu kitap daha çok hızlı akan, kafa dağıtan, romantik gerilimi yüksek ve türün kalıplarını seven okurlara hitap ediyor. Ben türün yabancısı olarak okuduğum için bazı yerlerde eğlendim, bazı yerlerde göz devirdim. Akıcıydı, sıkmadı, merak ettirdi ama bende güçlü bir etki de bırakmadı. Bu yüzden puanım biraz daha düşük kaldı. Kısacası Kırgın Fısıltılar benim için hızlı okunan ama çok iz bırakmayan bir
Kırgın FısıltılarNeva Altaj · Artemis Yayınları · 20232,273 okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:00
okumayı bitirmenin hemen arkasından sıcak sıcak incelememizi yazalım. Kitaba geçmeden önce şunu sormak istiyorum. Bu kapak rengini ve yazı rengini kim seçti? hadi fosforlu pembe yaptınız bari başlığı siyah yapsaydınız da göz yormasaydı. İsmi kaybolup gidiyor. Söylemesem içimde kalırdı. Biz tabii ki kitabı kapağına göre yargılamıyoruz. Kitap Isaac Asimovun girişiyle başlıyor ve Weinbaum'dan ikinci nova olarak bahsediyor. Yazar yerine onun önsöze başlama sebebi de yazar ilk öyküsü basıldıktan 1.5 yıl sonra vefat etmiş. Bu ilk öyküsü de yine kitabın başlığı ve başlangıç öyküsü olan "bir mars destanı". Kitabın tamamına baktığımızda da toplamda 6 bölüm bulunuyor. Tam olarak birbirinin devamı diyemem ama ortak karakterler farklı bölümlerde çeşitli temalarda işlenmiş, yarı bağlantılı diyelim. İçeriğine çok girmeyeceğim zaten temalar arka kapakta yazıyor. İçlerinden "uyumun doruğu ve eğer dünyaları" bölümleri favorim sanırım. Sadece bir bölüm hangisi olduğunu söylemeyeyim diğerinin farklı ama çok benzer bir versiyonu olduğu için olmasa da olurdu gibi hissettirdi ama zaten akıcı olduğu için o da sorun olmuyor. Bilimkurgu seviyorsanız, vakit geçirmek için kısa hikayeler okuyayım diyorsanız gayet okunabilecek güzel bir kitap. Malesef ömrü adını tüm dünyaya duyurmaya yetmemiş ama öyle olmasaydı kitaplarını severek okurdum diye düşünüyorum. tek bir kitaptan bunu bilmek de zor tabii ki de öyle bir his uyandırdı sadece. Beklediğimden de hızlı bitirdiğimi düşünüyorum ya. Kitabı bitirdikten sonra da öğrendiğime göre Mars'ta bir kratere adı verilmiş. Çok manidar...
İnceleme
Bir Mars DestanıStanley G. Weinbaum · İthaki Yayınları · 2018773 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
4/10
·320 syf.··
2026 41. kitabı
Başarılı bir psikolojik gerilimde, karakterlerin iç dünyasını derinlemesine işlerken sağlam ve mantıklı bir kurgu üzerine kurulmalıdır. Gerilim hem “kim yaptı?” hem de “neden yaptı?” sorularıyla desteklenmeli, ipuçları dengeli verilerek final hem şaşırtıcı hem de tutarlı olmalıdır. Tüm bunlar, akıcı bir anlatımla birleştiğinde hikâye güçlü bir etki bırakır. Ancak bu kitap merak uyandıran bir girişine rağmen, zayıf kurgusu ve etkisiz sürprizleriyle benim için beklentimin çok altında kaldı. Sürpriz sonları seven bir okur olarak, kitabın finalinden büyük bir etki bekledim. Fakat ortaya çıkan gerçekler, bırakın şaşırtmayı, neredeyse hayal kırıklığı yaratan bir seviyede ilerledi. Özellikle son bölümlerde olayların aşırı hızlı gelişmesi ve bir karakterin adeta ezberlenmiş bir metni okur gibi her şeyi açıklayan uzun monoloğu, hikâyenin inandırıcılığını zedeledi. Üstelik ikinci bir sürprizle etki artırılmak istenmiş olsa da, yeterli altyapı ve ipuçları sunulmadan gelen bu gelişme, okurda beklenen şok etkisini yaratmak yerine yapay bir his bıraktı. Tüm bu unsurlar birleştiğinde, kitap ne yazık ki güçlü başlangıcının hakkını veremeyen bir hayal kırıklığına dönüştü. Öyle ki, bu kadar da saçmalık olamaz diyerek kitabın son 10 sayfasını okumayı düşünmeyip başka kitaba geçmeyi bile düşündüm. Çünkü ters köşe yapayım derken yazar fazlasıyla saçmalamıştı. Baştan sona kadar yalanları okumamız bir yana, yazarın tıbbi bilgisinin de sıfır olduğunu gördüm. Beyin oksijensizliğe ortalama 4-6 dakika dayanabilir. On dakikadan fazla oksijensiz bir beynin nasıl eski sağlığına dönüştüğünü okumak saçmalığın daniskası değildir de nedir? Daha öncede belirttiğim gibi hiçbir kitap dört dörtlük değildir. Bazen mantığa uymayan gelişmeleri okurken tolerans edebiliriz amenna, ancak bu kitap bu sınırı
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 2026131 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 12. kitabı
Kitap Yorumu: Mektup Arkadaşım / J.T. Geissinger Özet; Kayra, eşinin ölümünden sonra yaşadığı derin yas, yalnızlık ve boşluk hissiyle hayata tutunmaya çalışıyor. Kocasının ölümünden kısa süre sonra tanıştığı Aidan'a karşı hem duygusal hem de fiziksel bir çekim hissetmeye başlıyor. Ancak bunu bir ihanet gibi gördüğü için kendi içinde büyük bir çatışma yaşıyor. Eşi artık hayatta olmasa bile hislerinin yanlış olduğunu düşünüyor ve Aidan'la ilişkilerini netleştirmek adına birbirlerine biraz alan tanımaya karar veriyorlar. Fakat bu süreçte Kayra'nın yaşadığı huzursuzluklar, takip edilme hissi, uyku problemleri, yoğun baş ağrıları ve geçici hafıza kayıpları her şeyi daha karmaşık hale getiriyor. Yorum; Kitap ilk başlarda beni çok sarmamıştı, hatta ortalara doğru bırakmayı bile düşündüm. Ama bu kitap için altını özellikle çizmek istediğim bir şey var: "Kitabı tamamen bitirdiğinde anlıyorsun." Çünkü yazar geçmiş, şimdi ve yakın geçmişi bölümlere öyle karışık yerleştirmiş ki başta her şeyi günümüzde yaşıyoruz sanıyorsunuz. Ama sona yaklaştıkça okuduğunuz birçok kısmın aslında anılar olduğunu fark ediyorsunuz. Gerçekten ters köşeydi ve asla beklemiyordum. Eğer yarım bıraksaydım büyük ihtimalle 10/6 verirdim ama finalden sonra her şey yerine oturduğu ve içimde buruk bir his bıraktığı için puanım kesinlikle değişti. Şu an benim için 10/8.5 Akıcı ve çerezlik bir kitaptı, bence şans verilebilir Siz olsanız kitabın ortalarında sıkılsanız devam eder miydiniz yoksa direkt bırakır mıydınız?
Mektup ArkadaşımJ.T. Geissinger · Juno Kitap · 2025394 okunma
Aral: İki şeyin arası demek. Aşk gibi, Araf gibi...
10/10
·484 syf.··
2026 22. kitabı
Bir Aral noktası, bir adet Lina'sı ve ben. Yaşımın yettiği sürece okuduğum kitaplardan illaha ki hayatıma bir amaç eklemesi için okudum bir nebze. Ama okuduğum bunca kitabın arasından bir kitabın bana bu kadar doğruyu göstereceğini ve, bir karakter ile bu kadar içselleştireceğini hesap edememişim meğersem. Aral Çakırca herşeyi ile ben gibi adeta ve Lina da öyle. Lina her ne kadar ben gibiyse, Aral o kadar gözüme ilişti bunca zaman. Aral'ın bazı kişilere, vakitlere, annesine, sevdiği kadına, kardeşlerine yetişmeye çalışması ancak; kendini hor görmesi ve hiçbir yere sığmaya çalışmaması kalbimi onlarca kez kırdı. Ağlayarak, sabahlayarak ve cebelleşerek okuduğum bu eser bana aklımda olan kurgumu yazmama bile vesile oldu. Bir psikolog seansına ihtiyacım olduğunu anladım ve bu kişinin filiz olmasını istedim çok kez... Okurken en yavaş ilerlediğim ve bitmesine rağmen kıyamadığım okumaya olan bir kurguyu, hâlâ yavaş yavaş, sindire sindire ve kıyamadan okuyorum. Üçüncü kitabı da önceden bitmişti ancak tekrar okuyunca bir kez daha ne kadar sevdiğimi anladım Aral'ımın... Her kadının hayatında sadece bir adet Aral Çakırca'sı olmalıdır diye düşündüm ve kendim de benimsedim bu isteği. Sadece dış görünüşü değil, kıyamayışı sevdiğini, kollayışı daima ve kendi gibi görmesi, bebeği gibi sevmesini okuyunca Lina'nın; kendimi yerine koydum. Çok güzel bir his Aral Çakırca. Çok güzel bir ahlak ve kafa yapısı var ayrıca. İyi ki okudum, iyi ki okuyorum ve iyi ki seviyorum onu. Lina da konuşulmalıydı ama Aral, ayrıydı. Aral başkaydı. Aral çok bambaşkaydı... 4/6/2026 Filiz Puluç Bazı İnsanlar Böyle Yaşar 3
Bazı İnsanlar Böyle Yaşar 3Filiz Puluç · Endigo Kitap · 2024759 okunma
6/10
·352 syf.··
2026 22. kitabı
Yine karşınıza Dream Harbor serisi ile geldim… Bu seri bana, halamdan 18 yaşlarında iken aldığım; hayatın içinden konulu seri kitaplar gibi bir his veriyor. O yüzden bu seriden kopamıyorum… Hemen konusuna gelecek olursam; Iris, tek gecelik ilişkilerden yana olan, çoğu işte birkaç aydan fazla kalmayan, hayatı konusunda hızlı hareket edip kararlar veren kızımız. Archer ise; dünyaca ünlü bir şef, burnu biraz havada ve ufakalaca davranan başrol adamımız… Yolları; Archer’ın beş sene önce takıldığı bir kızdan çocuğu olduğunu öğrendiği anda kesişiyor. 5 yaşındaki Olive’nin annesi ölmüş, kendisi Dream Harbor da ananesi ile yaşıyor ve babası Archer ile iletişime geçmişler. Archer daha önce Dream Harbor’u bilmiyor ve geldiğinde buradan bir an önce gitmek istiyor fakat yapması gereken bir şey var… o da kızı Olive’nin yasal ebeveyni olmak. Bunu başarabilmek için 6 ay boyunca Dream Harbor Kasabasında kalması gerekiyor. Olive’ye bakabilmesi için bir bakıcıyı işe alması gerekiyor ve şansa bakın ki Iris bu sırada beş parasız bir şekilde iş arıyor… Böylece hikayemiz başlıyor. Kitapta sevmediğim ve eleştirdiğim şeylere gelelim; Birkaç bölüm daha Olive’nin babası ile konuşmamasını, sessiz kalmasını isterdim. Bana göre bu kısımlar, çocuğun ona alışması, eve alışması,yeni bir düzene alışması üstün körü yazılmıştı. Ayrıca Iris’in hamile olduğunu Archer’e söylediği andaki sahnenin daha uzun daha duygusal olmasını beklerdim ama yazarımız asıl önemli kısımları kısa tutmayı tercih etmiş. Ve ilk birlikteliklerinde… birbirlerini sırf ateşlerini söndürmek için kullanmaları iğrençti. Duygusallık nerde, bağ kurma nerde? Dream Harbor serisine yakıştıramadım. Bunlar benim için eksilerdi. Ayrıca Archer her seferinde Paris’e geri dönmek istiyordu. Kızı ile orda hayat kurmak istiyordu. Bir anda nasıl
1000Kitap
Çilekli Pankek EviLaurie Gilmore · Juno Kitap · 202660 okunma