Her Biri Biraz Ben - Erkek Egemen Dünyada Kadın Olmak
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2025 12:04
"Her biri biraz ben" dediğim şahane bir kitabı değerlendireceğiz bu incelemede. Hindistan, İtalya ve Kanada'da yaşayan Smita, Giulia ve Sarah'ın hikayelerini, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini, kadınların maruz kaldığı baskıları ve zorlukları ele alan bir kitap. Saç Örgüsü kitabı ilk basımı 2020de olan ve o günden bugüne de 40 dile çevrilmiş, Fransız yazar, yapımcı, oyuncu ve senarist olan Laetitia Colombani ye ait bir eser. Bu sene 8 martta netflixte kitap sinemaya uyarlanacaktı ama henüz yayında değil. Kitapta yer alan ana karakterlerimiz; 1- Hindistan'ta ağır bir kast sisteminde kızı için mücadele eden bir anne olan Smita 2- İtalya'da aile geleneğini sürdürmek için uğraşan Giulia 3- Erkek egemen iş dünyasında var olmaya çalışan Sarah Smita: Smita, Hindistan’ın küçük bir köyünde yaşayan bir Dalit kadını. Kast sisteminin en alt tabakasında yer aldığı için toplumdan dışlanmış, ağır bir ayrımcılığa maruz kalan bir kadın. Annesinden devraldığı işi, insanların dışkılarını temizlemek… Ancak Smita, kaderinin kızı Lalita’ya miras kalmasına kesinlikle istemiyor. Tek istediği kızının okuması. Bundan dolayı tüm parasını okulun öğretmenine vererek Lalita'yı büyük bir umutla okula gönderiyor. Ama ne yazık ki okulda işler düşündüğü gibi gitmiyor ve bir dalit olmasından ötürü okulda eşit eğitim hakkına layık görülmeyip sınıf içerisinde zorbalığa maruz kalıyor. 6 yaşındaki Lalita kendini ezdirmeyip kabul etmiyor ama bu zorbalığı. Bu kısımda gurur duydum gerçekten Lalita ile. Smita düzene başkaldırmayı o gün karar veriyor ve kendi kendine söz veriyor. Bir daha asla nefesini tutarak yaşamayacağına. Bundan böyle özgürce ve onuruyla nefes alacağına söz veriyor kendi ve kızı için. Düşüncesini kocasıyla paylaştığında tabi kocası bunun çılgın bir düşünce olduğunu kaçarken yakalanırlarsa başlarına
1000Kitap
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,6bin okunma
vahdettini aklıyorum gözlerim kapalı.. lol.
Puan vermedi·112 syf.··
2024 346. kitabı
okumuş olduğum bu kitabın girişinde kitabın yazarı kitapta yer alan konular temelli başından geçenleri şu şekilde açıklar; 'elinizdeki kitapçık gerçekte, 1989 yılı başında bir makale olarak kaleme alınmıştı. Mustafa Kemal aleyhindeki bazı iddiaları yanıtlayan içeriğinden ötürü çalışmanın, Atatürk dil, tarih ve kültür yüksek kurumuna bağlı, Atatürk araştırma merkezi başkanlığının, üç ayda bir düzenli olarak çıkarmakta olduğu dergisinde (Atatürk araştırma merkezi dergisi) yayımlanabileceğini düşünen yazar, yanıldığını anlamakta gecikmedi. adı geçen merkeze, birkaç kez iadeli taahhütlü olarak postalamış olmamıza rağmen, telefonla aradığımızda ısrarla, makalenin ellerine geçmemiş olduğunu söylüyordu. bunun üzerine, hocam prof. dr. ergün aybars tarafından elden götürüldüğünden olsa gerek, teslim alınmak zorunda kalınan makalenin, dergide neden yer bulamadığını, bir yıl sonra tesadüfen karşılaştığım merkezin gerçekte tarihçi olmayan sayın müdürü, "biz bunları her gün söylüyoruz" diyerek açıklayıvermişti.' bu olayın üzerinden 7 yıl geçtikten sonra yazar bir sohbet esnasında bu olaydan bahseder ve durumdan haberi olan ayraç yayınları yazarın çalışmasını kitaplaştırıp yayınlar.. bu kitabın basılış hikayesi yazarın anlattığına göre bu şekilde gerçekleşmiştir. peki (yazarın dediğine göre) Atatürk araştırma merkezinin zamanında dergisinde yayınlamadığı bu çalışmanın konusu nedir? çalışmada nelerden bahsedilmektedir? bunlar; -anadoluda filizlenip yeşeren, büyüyen ulusal direniş hareketinin liderliğinin Mustafa Kemal'den alınıp aslı olmayan düşünce ve eylemlerle vahdettine verilmek istenmesi yönünde yapılanlar. -kadir sonofpopcornun Kurtuluş Savaşında Sarıklı Mücahidler ve Osmanoğulları'nın Dramı adlı
Kurtuluş Savaşında Mustafa Kemal ve VahdettinEngin Berber · Ayraç Yayınları · 19986 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Yitirdiğimi bulmuştum.”
10/10
·536 syf.··
2023 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2023 04:08
Saat 04.00 Yatağımda ayaklarımı kendime çekmiş gözyaşlarıyla beraber saatlerce roman okuduğumu; kitabı bitirince fark ettim. Her nasip vaktine esirdir, diye bir söz var ya. Kitap bir nasipse eğer kesinlikle onunda vakti varmış. Deprem zamanında bunca acının ortasında bu kitap bana eskisinden neden daha yakın geldi; anlamlandıramamıştım. Oysa 6 yıl önce okuyacaktım. Erteledim. Erteleyen ben değilmişim. Okurken anladım. Kitabı okurken öyle güzel tevafuklar yaşadım ki. Ne siz sorun ne ben söyleyeyim demek isterdim ama en güzel tevafuklarından birisi Şehitler gününde Şehit İsmailin yazdığı mektuplar bölümünü okuyabilmemdi. Düşünsenize 365 gün var. Ve siz askerlerimizi, şehitlerimizin geçtiği o kısmı 18 martta okuyorsunuz. Kitabı okurken arka fonda çalan fonların sahnelerle uyumu… Allah’ım gerçekten her şey bu kadar uyumlu ve güzeldi de ben mi fark etmiyordum dedirtecek derece de bir atmosferdeydim. Hislerimden ziyade kitabı yorumlamaya gelirsem eğer; başları kurgunun oluşması açısından sonlara göre tabi ki daha durgundu. Hatta çok roman okumayan ve betimlemeye alışık olmayan biri için sıkıcı bile gelebilir. Ama harikaydı arkadaşlar. Kurgu müthiş, karakterler, divandan beyitler, şehirlerin arasında sürekli bir ordan bir buraya savrulmanın tasviri ve o yorgunluğu, taaa romanın başında geçen bir dizenin sonunda seni bulması. Bunlar çok hoş, çok ince detaylardı. Roman bir karakteri anlatıyor belki ama anlatırken öyle hassas yerlere vurgu yapılıyor ki; etkilenmemek mümkün değil. Böyle bir eserle karşılaştığım için, satırlarında kaybolduğum için, sayfalarında ağladığım için çok mutluyum. Çok değerli bu kitap benim için. Kesinlikle okunması gereken kitaplardan. Son olarak Zehrayla Settarhan kavuşunca bir cümle geçiyor kitapta; “Milyonlarca ihtimal arasında tek mümkünün
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534,1bin okunma
28 Şubat Darbesi
10/10
·222 syf.··
2021 146. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2021 12:00
Refah Partisi 1995 Genel Seçimlerinde birinci parti olmuştur. 1996 yılında, seçimlerin ardından kurulan DYP-ANAP koalisyon hükümeti, Refah Partisi’nin güven oylaması hakkında hukuksal inceleme yapılması için Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru haklı görülerek güven oylaması geçersiz sayıldığından dağılmıştır. Bunun üzerine TBMM’de birinci parti durumunda olan Refah Partisi ile ikinci parti olan DYP arasında kurulan 54. Hükümet (Refahyol hükümeti), 8 Temmuz 1996’da TBMM’de yapılan oylamada güvenoyu almayı başarmıştır. RP-DYP Koalisyonu kurulmasının ardından bu dönemde yaşanan bazı olayların, 28 Şubat sürecini tetiklediği ve hızlandırdığı iddia edilmektedir. Bu olaylar; *2 Ekim-7 Ekim 1996 tarihleri arasında Başbakan Necmettin Erbakan sırasıyla Mısır, Libya, Nijerya’yı ziyaret etti. Libya’da, Kaddafi’nin bir çadırda Erbakan ile yaptığı görüşmede sarfettiği sözler muhalefet ve basın tarafından ağır bir şekilde eleştirildi. *6 Ekim 1996’da Ankara Kocatepe Camisi’nde “şeriat isteriz” diye bağıran sakallı, cübbeli ve âsâlı Aczmendîler gösteri yaptı. *3 Kasım 1996’da Susurluk’ta meydana gelen bir trafik kazasında mafya, siyasetçi, polis ilişkileri açığa çıktı. Başbakan Erbakan ‘fasa fiso’ dedi, Adalet Bakanı Şevket Kazan ise, aydınlık için bir dakika karanlık toplumsal eylemi için “Mum söndü oynuyorlar” dedi. Kayseri’nin Refah Partili Belediye Başkanı Şükrü Karatepe, 10 Kasım 1996 tarihli Refah Partisi İl Divan Toplantısındaki konuşmasında, Türkiye’de henüz gerçek demokrasinin olmadığını, hâkim güçlerin herkesi kendi görüşleri doğrultusunda hareket etmeye zorladığını söyledi. Karatepe konuşmasında şunları söylemişti: “ Süslü püslü göründüğüme bakıp da laik olduğumu sakın sanmayın. Resmi görevim nedeniyle bugün bir törene katıldım. Belki başbakanın, bakanların,
1000Kitap Gerçek Okurlar
28 ŞubatEzgi Gürses · Şule Yayınları · 20124 okunma
AŞK olsun sana çocuk!
10/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2020 168. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2020 23:15
Hafta sonu okumak için kitaplığımı karıştırırken karşıma Deniz Gezmiş çıktı. Aslında okunmayı bekleyen çok kitabım var ama benim amacım hafta sonu için okuyacağım bir kitap bulmaktı. Malum 1 Eylül'de okuma etkinliği başlıyor. Deniz Gezmiş, kitapların arasında sıkışmış mahsun mahsun bana bakıyordu, 'neden hala beni okumuyorsun?' der gibi. Ne zaman almışım hiç anımsamıyorum. Yeni aldıklarıma özen gösterirken, okunmayı bekleyen eski kitaplarıma haksızlık yaptığımı o an anladım. Arada karıştırmak gerek. Her an bir hazine ile karşılaşabilirim. Tıpkı Deniz Gezmiş'le karşılaşmam gibi. Deniz Gezmiş, Birol Özürk'ün kaleme aldığı bir eser. Belki de bir çoğunuz 'Kim bu #y:5231?' diyorsunuz. Kendisi eş durumundan hemşehrim sayılır. Karadenizli olup, Ordu Ticaret Borsası Genel Sekreterliği görevinde çalışıyor. Anlayacağınız bana çok yakın. Umarım bu sıkıntılı günler geçtikten sonra bir gün tanışma fırsatı bulurum. Birol Öztürk genelde biyografi kitapları yazmış. Anladığım kadarıyla önemli kişilerin hayatını araştırıp kaleme almayı seviyor. Yazarla ilk tanışmam Ahmed Arif eseri ile olmuştu. O kitabı okurken Ankara'ya gittiğim ilk fırsatta Ulucanlar Cezaevi Müzesini gezmiştim. Deniz'in, Yusuf'un, Hüseyin'in kaldığı koğuşu dolaşmıştım. Yattıkları ranzaya dokunmuştum. Bir an aynı havayı soluduğumuzu hissetmiştim. En kötüsü de hücreleri dolaşırken hissettiğim duygular. Her hücrede duyduğum o çığlıklar kendimi çok kötü hissetmeme neden olmuştu. Deniz'in, Yusuf'un, Hüseyin'in çığlıkları bir süre kulaklarımdan gitmemişti. Hem görmek istiyorum, hem bir an önce oradan kaçıp uzaklaşmak istiyordum. Böyle bir çelişki yaşamıştım o zaman. ÜÇ FİDAN! Deniz, Yusuf, Hüseyin. 68 kuşağının sembolleri. Bir dönemin asi çocukları. Kuşağının ölümsüz gençleri. Kimdir Deniz Gezmiş? Ne yaptı da idam edildi? Kimi öldürdü? Hangi
1000Kitap
Deniz GezmişBirol Öztürk · Serüven Kitap · 2010363 okunma
Puan vermedi·1724 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2020 12:20
Kitabın adı:Sefiller 1ve 2 Sayfa sayısı: 1694 22 Martta Victor Hugo ile birlikte 1800 lü yıllardaki paris gezintimin sonuna geldim. Orijinal Adı Les Misarebles Victor Hugo'nun 1862 yılında yazdığı tek kelimeyle muhteşem kitabı Sefiller Fantine ile başlayan yolculuğum Cosette, Marius, Plumet Sokağının Aşk Şiiri Saint-Denıs Sokağı'nın Destanı ile devam edip Jean Valjean ile sona eren 2Ciltlik 1694 sayfadan oluşan eşsiz bir kitabı bitirmenin mutluluğu yanında hüznünü de iliklerimde hissettim diyebilirim. Alkışlar bu dev eserin yazarı Victor Hugo'ya Klasikler, zamana meydan okuyan ölümsüz eserlerdir. Konularını insandan aldıkları için insan durdukça klasikler de zamana meydan okumaya devam edecektir. Gözünüz korkmasın.O kadar sürükleyici bir seri ki merak içinde sayfaları karıştıracaksınız. Tarihi bilgilere sahip olacaksınız. Gelelim yorumuma Meyhanede savaş devam etmektedir. 30 kişiden ancak 24 kişiye yetecek kadar üniformaları vardır. Seçim yapmak zorundadırlar. 6 kişinin eve dönmesi gerekmektedir ama kimse yanaşmaz buna Evli ve eve bakmakla yükümlü ailesi olanlar gitmeleri için seçilir yine kimse gitmek istemez. Bu davaya baş koymuşlardır. Gidecek kişileri seçme görevi Marius'a verilir. O sırada kapıdan Jean Valjean girer. Peki sonrası? Krala karşı ayaklanan içinde Mariusta vardır. Marius çatışmada yaralanır. Çatışmada yaralanan Marius'u kurtaran kimdir? Paris lağımında kaybolan iki kişi kimdi? Devrimcilerin elinde bulunan polis müfettişi Javert kurtulacak mı? ve sonrasındaki akıbeti ne olacak? Uzun bir aradan sonra birbirlerine kavuşan dede ile torun Aralarındaki buzlar eriyecek mi?
Sefiller (Kutulu 2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019105,4bin okunma