Bu yazardan okuduğum ilk kitap ve ilk seri. Bu yüzden kitabı bitirdikten sonra baya bir düşünüp analiz edip öyle inceleme yazmak istedim. Diğer serisi uzun zaman önce yazılmış ve cringe sahnelerin çok olacağını düşünüyorum ve alıntılarını da beğenmemiştim. O yüzden bu seriden başlamak kararını aldım. Bu kitaba başlamama diğer bir etkense fantastik olması ve konusunun da bir yazarın kendi yazdığı fantastik evrene geçiş yapması.
Kitap ortalama 30 sayfa, 24 bölüm ve 603 sayfa. 24 bölüme göre 603 sayfa normal. Akıcılık konusunda aradayım. Şahsi düşüncem o ki, bence, kitap wow derecede akıcı değildi, ama kendini okutturuyordu da. Böyle söylememin sebebi kitabı normal akışında okuduğumda bazen bir an aklıma "Bu cümle neden var ki, sanki yazılmak için yazılmış", gibi düşüncüler geliyordu. Tabi ki, yazarın da bir bildiği vardır. Ben sadece bu zamana kadarkı tecrübeme göre analiz ediyorum.
Konu bakımından, bence, kendine has bir kitaptı. Merak unsurunu kaybettirmiyordu, hep devam ettiriyordu. Konusu, kitaba giriş, ilk sayfalar, Rose'ın kendi yazdığı bir evrene geçişi, hiçbir şey anlamadığını okumak heyecanlı hissettiriyordu. Kısacası, konu, kurgu, fantastik olması benim için büyük bir artı.
Gelelim karakterlere. Karakter isimleri ingilizce. Hem de baya baya ingilizce. Sadece isimler değil, bazı dialoglar bile sanki bir Hollywood filminin dublajını izliyorum havasını veriyordu, bu ne kadar güzeldi, bilemiyorum, çünkü bazı sahnelerde böyle işlenişi cringe buldum, doğrusu.
Kadın okey de, erkek karakterin kim olduğunu anlamadım, bence, hiç kimse anlamadı. Blake mi, Gölge mi, Falcon mu? Böyle paralel evren, geçiş olayları olan serilerde arada kalıyorum acaba nasıl finale bağlanacak diye. Hangisi daha kabul edilebilir erkek, onu da bilemiyorum. 1.kitap baya giriş kitap, çünkü her şey