Thales, Lidyalılar ile Persler arasında uzun süren bir savaş sırasında, 28 Mayıs 585 tarihinde, Güneş’in tutulacağını önceden bildirmiş ve bundan etkilenen iki kral savaşa son vermiş. Anlatıya göre Thales bunu Mısır’a yaptığı seyahatte öğrenmişti. Hatta 603 yılındaki Güneş tutulmasına ya şahit olmuştu ya da Mısırlılardan dinlemişti.
Nobel Akademik·Kitabı okudu
Alıntı
Semanın müzeyyen tavanına, güneş gibi ışık verici, ısındırıcı bir lâmbayı takmak; gece gündüz hatlarıyla, kış yaz sahifelerinde mektubat-ı Samedaniyeyi yazmasına bir nur hokkası hükmüne getirmek ve yüksek minare ve kulelerdeki büyük saatların parlayan akrebleri misillü, kubbe-i semada Kameri, zamanın saat-i kübrasına bir akreb yapmak; mütefavit çok hilâller suretinde her geceye güya ayrı bir hilâl bırakıp, sonra dönüp kendine toplamak, menzillerinde kemal-i mizanla, dakik hesabla hareket ettirmek ve kubbe-i semada parlayan, tebessüm eden yıldızlarla, göğün güzel yüzünü yaldızlamak, elbette nihayetsiz bir saltanat-ı rububiyetin şeairidir. Zîşuura, onu iş'ar eden muhteşem bir uluhiyetin işaratıdır. Ehl-i fikri, imana ve tevhide davet eder. Sözler - 603
Reklam
600 yılında Tardu ile Çinililer arasında meydana gelen bir savaşta, Ch'ang Sun-sheng şeytani bir iş yaparak su kuyularına zehir akıttı ve Göktürk ordusunu perişan etti. Tardu, 602 yılında Su-li Erkin komutasında bir orduyu K'i­ min Kagan üzerine gönderdi; ancak Çinliler'in yardıma gelmesi üzerine Göktürkler mağlup oldu. Kısa süre de olsa Göktürler'i birleştiren Tardu, 603 yılında Töles boylarının isyanı sonucunda zor durumda kalarak Tu-yü-hunlara sığındı. Bu tarihten sonra kaynaklarda Tardu ile ilgili bilgi bulunmamaktadır. Yaşı ilerlemiş olan Tardu muhtemelen ölmüştür.
Türk Tarihi
Aslında Uygurlar, Töles boylarının arasında hatta daha öncesinde Kao-ch'e boylarının arasında bir kabile olarak görünmektedirler. 603 yılını takiben Gök Türklere karşı isyan eden Töles boylarının arasında adlarından ilk kez bahsedilir.
Türk Tarihi
İslâm dünyası; 13. yüzyılda ardı ardına gerçekleşen haçlı saldırılarıyla boğuşurken, birdenbire doğudan batıya doğru hızla yayılan Moğol istîlâlarıyla da karşı karşıya kaldı. Göçebe Moğol ve Tatar boyları, 1206/603 yıllarından itibaren Cengiz Han (1227/624) idaresinde güçlü ve acımasız bir birlik kurdular. Müslümanların hâkimiyeti altındaki Horasan ve Ortadoğu bölgelerine girdiler. Bu bölgelerde 1221-1222/618-619 yıllarında Cengiz’in seçme komutanları Cebe (1225/622) ve Subutay(1248/646) komutasında şehirleri yerle bir eden amansız saldırılar başlattılar. İbnü’l Esîr (1233/630), Moğol vahşetini kitabına şu cümlelerle kaydetmiştir: “Cenâb-ı Allah’tan temennimiz, bu dünya ayakta durduğu müddetçe, kıyâmet kopuncaya kadar, belki Ye’cüc ve Me’cüc olayı hariç, inşallah bir daha böyle büyük bir musibet ve dehşet verici bir felâketin insanların başına gelmemesidir.”
Sayfa 22 - Kabalcı Yayınları, 2025
Allah Teâlâ ile cem' makamına ulaşmış nice kimseler vardı ki tek bir nefes onlara ayrılık getirmiştir. Allah'a itaat hâlinde geceleyen nice kimseler vardı ki henüz güneş doğmadan ayrılığa düşerler. Kalp, göz mesabesindedir. Gözün ise tamamıyla görülmez, bilakis gözün mercimek tanesi kadar olan kısmıyla (göz merceğiyle) görülür. Aynı şekilde kalp de böyledir. Kalpten maksat, et parçası değildir, bilakis Allah'ın o et parçasına yerleştirdiği idrak kabiliyetidir. Cenâb-ı Hak, kalbi bedenin sol tarafında asılı bir kova gibi yaratmıştır. Benzer rivayet için bk. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 6/4; Taberânî, el-Mu'cemü'l-Kebîr, 20/255 (nr. 603); Hâkim, el-Müstedrek, 2/289.
Sayfa 58 - Serhend·Kitabı okudu
Reklam
Reklam