Puan vermedi·647 syf.·
2026 6. kitabı
Kırmızı ve Siyah hakkında düşününce, aslında bunun klasik bir aşk ya da yükselme hikâyesi olmadığını fark ediyorum. Stendhal bu romanda doğrudan Napolyon sonrası Fransa’daki sınıf sistemini ve insanların bu sistem içinde nasıl rol yapmak zorunda kaldığını anlatıyor. Zaten kitabın alt başlığının “Bir XIX. yüzyıl kroniği” olması da bunu açıkça gösteriyor. Hikâyenin arkasında gerçek bir olayın, yani Antoine Berthet vakasının olması da romanı daha etkileyici kılıyor çünkü anlatılan şeyler tamamen hayal ürünü gibi durmuyor. Julien Sorel karakteri bana göre klasik bir kahraman değil, hatta çoğu zaman kendisiyle çelişen biri. Çok zeki, insanları iyi analiz edebiliyor ama konu duygular olunca sürekli hata yapıyor. En dikkat çekici tarafı ise sürekli bir rol içinde olması. Özellikle dindarlığı tamamen bir araç olarak kullanması, aslında o dönemde yükselmenin ne kadar yapay yollarla mümkün olduğunu gösteriyor. İçten içe gururlu ama aynı zamanda aşağılanma korkusuyla hareket ediyor ve bu da onu sürekli yanlış tercihlere itiyor. Kitabın isminde geçen kırmızı ve siyah da bence sadece iki meslek seçeneğini değil, Julien’in içinde bulunduğu çıkmazı anlatıyor. Kırmızı, yani askerlik ve Napolyon dönemi aslında onun hayal ettiği ama artık mümkün olmayan bir yol. Siyah ise kilise üzerinden yükselmek, yani mecbur kaldığı yol. Bu yüzden Julien bir seçim yapmıyor, daha çok zamanın şartlarına uyum sağlamaya çalışıyor. Kadın karakterler de bu açıdan çok anlamlı. Madame de Rênal daha saf ve duygusal bir karakter, Julien’in gerçekten bağ kurabildiği tek kişi gibi. Ama onunla olan ilişkisi bile tamamen temiz değil çünkü içinde sınıf atlama motivasyonu da var. Mathilde ise tam tersi; daha aristokrat, daha soğuk ve biraz da yapay bir karakter. Julien’i gerçekten sevip sevmediği bile bazen
Alıntı
Kırmızı ve SiyahStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202212,7bin okunma
Kayıp kiracı
Puan vermedi·678 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
Kayıp Kiracı ; bu devasa (tam 678 sayfa!) kitabı sonunda bitirdim. Hikaye öyle bir yerden giriyor ki "bu kadar sayfa nasıl bitecek?" derken bir bakmışsınız sonundasınız. İşte kitabın net röntgeni "Soysuz bir acıyı, asil bir kadın sessizce çeker..." Bu cümle kitabın özeti. Her şey, staj için İstanbul’a gelen Berna’nın, halasının evine yerleşmesiyle başlıyor. Berna, evi bir kadınla paylaşacağını sanırken kapıyı açtığında karşısında İrlandalı, gizemli ve karizmatik Felix’i buluyor! Berna: Hindoloji öğrencisi, biraz ürkek ama ayakları yere basmaya çalışan o tanıdık bizden biri. Felix: Gizemli, soğuk ama bir o kadar çekici İrlandalı kiracımız.Sadece bir "kiracı" değil; o evde kendi karanlığıyla yaşayan, geçmişinden kaçan gizemli bir adam. Bedir: Bedir'in olaylara dahil oluşuyla beraber, masum bir ev arkadaşlığı hikayesi; yerini entrikaya, tehlikeye ve sarsıcı bir psikolojik gerilime bırakıyor. "Aynı evde iki yabancı" klişesi gibi başlasa da olaylar hiç de öyle pembe dizi tadında ilerlemiyor. İşin içine sırlar, geçmişten gelen travmalar ve trajikomik çatışmalar giriyor. Yazarlar felsefi sorgulamalarla (varoluş, kimlik, kaybolmuşluk) romantizmi harmanlamışki yer yer "valla doğru" diyerek altını çiziyorsunuz. Kitap öyle bir final yapıyor ki; "Yaratıcı buna izin vermeyecek, yara veren her şeyi sök!" cümlesi kafanızda yankılanıyor. Bazı karakterlerin dönüşümü sizi "yok artık, bu kadar da olmaz" dedirtip inandırıcılık sınırlarını zorlasa da, o acının ve sessizliğin ağırlığını iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Not düşeyim; Bazı sahnelerin dozu biraz yüksek (+18 kısımlar ve sert diyaloglar var, muhafazakar bir beklentiyle açanlar şaşırabilir), ama gerçekçilik katmış.
Kayıp KiracıŞehnaz Haşimoğlu · Lapis Yayıncılık · 2025147 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·604 syf.·
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Selahattin Demirtaş’ın savunmasını okumak uzun zamandır aklımdaydı ancak bir türlü fırsat bulamamıştım. Tam da Demirtaş’ın serbest bırakılması tartışmalarının yeniden gündeme geldiği bir dönemde bu kitabı artık okumam gerektiğine karar verdim. Başlangıçta bu kitap hakkında bir inceleme yazısı yazmayı düşünmüyordum. Fakat kitabı okurken insanların bu konuyla ilgili bazı şeyleri bilmesi gerektiğini düşündüm. En azından dikkat çekmek, bazı ön yargıların sorgulanmasına katkı sunmak ve insanların karşısında yer aldığı bir fikirle bile olsa temas kurabilmesi gerektiğine inanıyorum. Bu düşünceyle bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Türkiye’de milyonlarca oyu olan bir partiyi, onun seçmenini ve seçilmiş temsilcilerini gündelik siyasetin popülist tartışmalarına indirgemek yerine anlamaya çalışmanın çok daha akılcı bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum. Bir siyasi hareketi anlamak, ona katılmak anlamına gelmez; fakat anlamadan yürütülen tartışmaların sağlıklı sonuçlar üretmesi de mümkün değildir. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki DEM çizgisine ve Demirtaş’ın siyasi tezlerine katılmadığım noktalar da var. Özellikle bugüne dair çözüm önerileri, Cumhuriyet’in kuruluş dinamikleri ve tarihsel bazı olayların yorumlanışı konusunda farklı düşündüğüm yerler mevcut. Ancak Demirtaş’ın savunmasında da bu görüş ayrılıklarının varlığı inkâr edilmiyor; aksine bu farklılıkların farkında olan bir yaklaşım görülüyor. Kitabın genelinde Demirtaş’ın izlediği rota oldukça belirgin. Savunma, öncelikle yargılamanın gerçekleştiği siyasi atmosferi ve bu davaya giden süreci kronolojik biçimde ortaya koymaya çalışıyor. Demirtaş bu yargılamanın hukuki değil siyasi bir dava olduğunu savunuyor ve metnin büyük bölümü de bu iddiayı temellendirme çabasına dayanıyor. Savunmanın ilk bölümünde Kürt sorununun
Duygu ve Düşünce
Onurlu Yaşam DavasıSelahattin Demirtaş · Dipnot Yayınevi · 2024133 okunma
Yorumm
10/10
·678 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 20:50
KAYIP KİRACI Yazar: Şehnaz&Gülşen Yayınevi: Lapis Sayfa Sayısı: 678 Merhaba. Seri olmayan ama sayfa sayısı da güzel olan bir kitap ile geldim. Yoruma geçelim. Berna Önder, annesinin katili olarak ölen babasını bilen halasının himayesinde büyümüş genç bir kadındır. Babaannesine karşı içinde olumsuz duygularların oluşmasını sağlayan bu yaşlı kadın yüzünden yaz stajını İstanbul'da yapacak olması onu mutlu etmiştir. Prestij sahibi bir şirkette üç ay boyunca stajyerlik yaparken halasının ayarladığı evde ortak bir kiracı ile kalacaktır. İrlanda Merkez Bankası'nın Başkanı olduğunu öğrendiği kiracı halasının onayından geçmiş bir kadındır. Evde gördüğü yirmilerinin sonunda olduğunu düşündüğü yakışıklı adam ile kısa bir baygınlık yaşar. Felix Harold karşısında bayılan kadın ile şaşırırken sekreterinin yaptığı hata ile yüzleşir. Ortak kiracısı olduğu bu evde kendisini bir kadın olarak bekleyen ev arkadaşı ona gerçekleri anlatırken aralarında geçen tatlı savaşlar çok hoştu. Özellikle, Berna'nın sitedekilere yakalanmamak için Felix ve abisini teknik servis diye tanıtması. Tabii ki de olaylara yabancı kalmayan bir sima vardı. Bedir Aslan Akgün, Berna'nın çocukluk arkadaşı. Herkülü, küçüklüğünün kahramanı Aslan! Bedir, Felix ile Berna'nın aynı evde kalmasını onaylamadığı için Felix'i kendi evinde ağırlar. Felix ise Berna'ya olan duyguları yüzünden ilk başlarda bir kaç pürüz yaşatır. Sonrasında Berna'yla başladığı bu yolda gün geçtikçe öğrendikleri ile Müslüman olma düşüncesi ile sarılır. Bedir'in ve oğlu Zeyd'in davranışlarını incelerken medresede bulunduğunda hissettiği duygular ona ağır basar. Berna'ya karşı hissettiği duygular ile genç kadının hayatındaki her detayı bilmek ister. Annesinin ölümünü araştırırken öğrendikleri ile Berna için endişelenir ve soluğu Bedir Aslan'da
1000k
Kayıp KiracıŞehnaz Haşimoğlu · Lapis Yayıncılık · 2025147 okunma
Mina De Vanghel İnceleme
Puan vermedi·56 syf.··
2026 2. kitabı
Her imkana sahip olabilirsin, hele de öyle bir dönemde bir kadın olarak aileden zengin ve bağımsızlığının olması lütuftur. Ancak bu imkanlar ne mutluluğa ne de içindeki o boşluğa hizmet etmedikçe ne kadar şanslı bir aileye doğmuş olmanın hiçbir mantığı kalmıyormuş. Almanya’da babasının vefatından sonra evlilik baskısı altında kalmamak için annesiyle Paris’e gitmiş olan Mina partide görmüş olduğu evli bir erkeğe aşık olmasıyla yokuş aşağı bir serüvene sürüklenmesi başlamış oldu. Annesinin vefatından sonra da tamamiyle boşlukta kalan Mina aşkının cesareti ile en olmadık fikirle bir maceraya atılır. Aşık olduğu adamın evine kılık değiştirerek yardımcı olarak çalışmaya başlar. Günler geçtikçe adamda ona kapılmaya başlar. Bu öyle bir saplantıdır ki Anikenin onu görmesi onu incelemesi bile mutlu olmasına yetmektedir. En büyük hatası Madam de Larçay için komplo kurarak hatta Mösyö de Ruppertı da işin içine katıp iffetsizlikle suçlaması ve planlar kurması Alfredin şahit olmasına ve düelloya kadar işin uzaması olmuştur. (Sanki Alfred karısını aldatmamış gibi düelloya girişmesi aşırı komik) Karısını terk ederek Minaya(Anike) tamamen gitmiş olması bu olaylar zinciriyle gerçekleşmiştir. Nitekim Alfredin kafasını kemiren, onu rahatsız eden sorular vardır. En sonunda o malum soruyu sorar ve Mina her şeyi itiraf eder. Alfred Minayı terk eder ve Minada hayatına son verir. 8 aylık süren mutluluğuyla birlikte hikayeside son bulmuştur. Yüce ruhların payına bunlar düşer işte fakat çareleri tükenmez. Mina de Vanghel Stendhal
1000Kitap
Mina de VanghelStendhal · Can Yayınları · 2024220 okunma
ihya-i Ulumiddin'den Seçme Hadisler
10/10
··
Beğendi
Fakirlik Allah’a fakir olarak kavuş, zengin olarak kavuş-ma! (İhya C.4 S. 358) 675. 676. Allahü Teâlâ âilesi kalabalık, iffet sâhibi fakiri sever. (İhya C.4 S. 358) 677. Ümmetimin yoksulları, zenginlerden 500 yıl evvel cennete girer. (Diğer rivâyette kırk yıl evvel) denilmekte-dir.) (İhya C.4 S. 358) 678. Bu ümmetin hayırlısı fakirleri ve en süratli cen-nete girip yerleşenleri de zayıflarıdır. (İhya C.4 S. 359) 679. Ey Cebrâil! Bu dünya evi olmayanların evi, malı olmayanların malıdır. (Dünyalığı) ancak aklı olmayanlar toplar. (İhya C.4 S. 360) 680. Fakirlik, Mü'min için atın yanağındaki dizgin ve alnındaki çakaldan daha sevimlidir. (İhya C.4 S. 362) 681. Mü'min’in dünyadaki hediyesi yoksulluktur. (İhya C.4 S. 362) 682. Allahü Teâlâ bir kulunu severse, onu bela ile ipti-lâ eder. Sevgisi son haddine varınca, âile, mal ve evlât diye kendisinde bir şey bırakmaz. (İhya C.4 S. 362)
İhyâ-u Ulumi'd-Din (4 Cilt Takım)İmam Gazali · Huzur Yayınevi · 20121,813 okunma