Temmuz'un son haftası içinde Kuveyt sınırına yığılmış olan, uçaklar ve zırhlı tümenlerle desteklenen Irak kuvvetleri, 1 Ağustos 1990 sabahından itibaren, Kuveyt topraklarını işgale başladı. Emir es-Sabah ve oğlu Suudi Arabistan'a sığınarak buradan direniş çağrısında bulundu. Devreye giren Batılı güçler Irak'in çekilmesini sağlayamadılar. Bunun üzerine BM Genel Kurulu Irak'a karşı kuvvet kullanımını düzenleyen 678 no'lu kararını aldı. Irak'a müdahale eden ekibin başında ABD vardı. Ayrıca İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan, Suriye, Mısır gibi 28 devletin askeri de bu koalisyona katılmıştı.
Sayfa 133
gururla umumi helaların duvarına 678 defa ''yazı yazdım eşkeler gülsün diye'' yazabilirim
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Baybars El Mansuri'yi Özgürlüğüne Kavuşturan Sultan Kalavun
Meliklerin Babası, Dünya Ve Dinin Kılıcı, El-Melik El-Mansûr Es-Sâlihî El-Mahdûm Kalavun'un -Allah Ondan Razı Olsun, Cennetine Koysun, Yaptığı İyiliklerden Dolayı Ödüllendirsin, Evinin Direklerini Sabitleştirip Sağlamlaştırsın, Yardımcısının Direklerini Güçlendirip Yüceltsin- Saltanatının Zikri ​Tahta geçmesi 678 yılının Recep ayının yirmi ikisinde Pazar günü oldu. ​Tarihçi şöyle der: Emîrler yüreklerin huzur bulması, sesin uzak ve yakın dört bucaktan duyulması için yönetimi bizzat üstlenmesini kendisinden isteyip bu konuda ileri gelenler de kendisine ricada bulununca o da sözlerine ve kararlarına uydu. Çünkü emîrlerin ve ileri gelenlerin grubu arasındaki tercihli görüş bu yöndeydi. Bunun üzerine Kalavun, meliklik minberine ve tahtına oturdu. Yönetimi eline aldı. Adı geçen tarihte / kendisi adına minberlerde hutbeler okundu. Sultan, el-Melik el-Mansûr lâkabını aldı. Bütün ülkelere yeni melik olduğunu ve İslâm memlûklerinin kendisinin yolunda düzen aldıklarını bildirdi. Her yana müjdeler verildi. Uzakta ve yakında bulunan herkes kendisine itaat etti. Minberlerde adına hutbeler okundu. Köyde ve kentte geniş çaplı kutlamalar oldu. Paralar yüce adıyla şereflendi. Bayraklara ve sancaklara onun adı altın işlemelerle nakışlarla süslendi. Ruhlar saltanatına tanıklık ediyor, onu o makama yakıştırıyordu. ez-Zâhir onun bu makama geçeceğinden emindi. Çünkü Kalavun’un onunla ilişkisi ve akrabalık bağı vardı. Nitekim daha önce söz ettiğimiz gibi eş-Şeyh es-Sâlih Ali el-Bekâ kendisini saltanatla müjdelemişti. Daha sonra muhafızlarından birisi düşünde sanki birisinin kulağına “Bu Kalavun, Halavun’u darmadağın edecek”. diye fısıldadığını görmüştü. hakkındaki bu düş kendisine anlatılınca “Bunlar karmakarışık düşler.” demişti. Ancak durum mukadderdi ve düş de müjdeciydi. Bu düş hâdisesi
Sayfa 82·Kitabı okudu
Alıntı
Friedrich Nietzsche
Aristoteles, Politeiai 4, 3: “Demagoglar dağıtabilmek için mülklere sahip olmaya ihtiyaç duyarlar.” Plutarkhos, Quaestiones Graecae, 18: “Yoksullar şiddetle ve hınçla her şeyi ele geçirdi. Borç verenlerin topladıkları faizleri iade ettiği bir sistem tesis ettiler.” Plutarkhos, Quaestiones Graecae, 18: “İtidal sahibiydiler. Demagogların onlara katıksız özgürlük içeceğini dökmesiyle son derece yozlaştılar.” Theognis, 46: “Kâr ve güç uğruna yaparlar... ” Theognis, 50: “Kâr kamusal utancı da beraberinde getirdi.” Theognis, 677: “İhtiyaç duyduklarına zorla el koydular. Düzen yok edildi.” Theognis, 678: “Ganimetler eşit pay edilemedi.” Theognis, 41, 42: “Yurttaşların ılımlılığa alışkın olmasına rağmen liderleri dipsiz bir kötülüğe düşerek dönüştü.”
Felsefe
"Hayatın sunabileceği en büyük mutluluk, kişinin sevdiği kadının eliyle ilk temasıdır." Stendhal
Sayfa 23 - YKY
Aşk
Halifeliği eline geçiren Muâviye 42 (662) yılından itibaren Bizans hâkimiyetindeki Anadolu ve Ermenistan üzerine yeniden seferler düzenlemeye başladı. Geleneksel hale getirilen bu seferler yaz ve kış aylarında olmak üzere her yıl iki defa düzenleniyordu. Muâviye döneminde Bizans üzerine düzenlenen seferlerin en önemlisi şüphesiz ki ilk İstanbul kuşatmasıdır. Bu seferde oğlu Yezîd’in kumanda ettiği İslâm ordusu 49 (669) yılında kara ve deniz yoluyla Bizans’ın başşehrine ulaşmayı başardı. Başta Ebû Eyyûb el-Ensârî olmak üzere pek çok müslümanın şehit düştüğü İslâmî dönemdeki ilk İstanbul kuşatmasını gerçekleştirdi. Başarısızlıkla sonuçlanan bu kuşatmadan bir yıl sonra, Kyzikos (Kapıdağ) yarımadası fethedildi ve buradan başlatılan akınlarla İstanbul tekrar dört yıl süreyle muhasara altına alındı (54-58/674-678). Müslümanlar bu arada Rodos’u ve diğer bazı adaları da fethetmişlerdi. Bizans tarihçisi Ostrogorsky, Emevî donanmasının 52 (672) yılında İzmir’i de ele geçirdiğini zikreder. Bu adalara ve Kapıdağ yarımadasına yerleştirilen kuvvetler Muâviye’nin ölümünden sonra Boğaziçi ve Ege sularından çekildiler.