El-Nâsır Muhammed’in Tahttan İndirilmesi
Sultan el-Eşref Halil suikasta uğrayınca yerine çocuk yaştaki kardeşi el-Nâsır Muhammed geçirilmişti. Ancak çocuk sultanın otoritesi yoktu; devlet aslında naip Zeynüddin Ketboğa ve Alemüddin eş-Şücaî gibi güçlü emirlerin elindeydi. Ketboğa, önce rakibi Şücaî'yi ortadan kaldırdı, ardından el-Nâsır Muhammed'in "yaşının küçüklüğünü" bahane ederek onu tahttan indirdi ve Kerek Kalesi'ne gönderdi. Böylece Memlûk tarihinde ilk kez, hanedan dışından biri (Moğol asıllı Ketboğa) sultanlık makamına oturdu. "Bu tedbiri alıp duruma hâkim olduktan sonra 694 yılının Muharrem ayının dördünde Ketboğa’yı tahta oturttular. Tahta oturmakla melik olacağını sanıyordu. Sonunun yaklaştığının, talihinin bittiğinin farkında değildi. Onun tahta oturması bir talihsizlikti."
Sayfa 134·Kitabı okudu
Alıntı
"Birisi tarafından sevildiğini hissetmek dünyayı daha da güzel kılıyordu." Stefan Zweig
Sayfa 56 - İndigo Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Halife Ömer îki Oğlunu Katlediyor
Ömer yatımda şu babadır, şu evlattır diye torpil yoktu. Bir gün Mısır’da evimde­yim; baktım biri kapı çaldı. Açınca gördüm ki Ukbe b. Haris ile halife Ömer’in oğlu Abdurrahman. Bunlar içeri girmek istiyor­lardı. Ben buyurun gelin dedim ve yanıma geldiler. Baktım ki boyunlarını bükmüşler, üzerlerinde suçluluk görüntüsü var. An­latmaya başladılar. “Biz ikimiz dün içtik ve sarhoş olduk. Di­nen cezası neyse uygula” dediler. Ancak ben ceza vermek iste­meyince halife Ömer’in oğlu Abdurrahman bana, uygulamazsan görevini yerine getirmediğini babama anlatacağım dedi. Bu du­rumda mecbur kaldım. Halife Ömer’in diğer oğlu Abdullah on­ların başını tıraş etti. Çünkü o zaman bu cezaya çarptırılan kişi­lerin önce başları tıraş ediliyordu. Ondan sonra her ikisine de ge­rekli cezayı verdim/uyguladım ve konu orada kapandı. Bir gün baktım Ömer’den bana bir mektup gelmiş, “Hemen oğlum Abdurrahman’ı acilen yanıma Medine’ye gönder” diye emir vermişti; ben de gönderdim, ayrıca bir mektup da yazdım, ceza­nın uygulandığına ilişkin onu bilgilendirmek istedim. Oğlu onun yanma varınca Ömer mektubumu göz önüne almıyor ve oğluna bir daha ceza veriyor. O sırada oğlu feryat edip baba hastayım, katilim olacaksın dediği halde Ömer dinlemiyor. Ceza uygula­dıktan sonra bir de onu hapsediyor ve adam bundan dolayı vefat ediyor. Evet; Mısır valisi Amr b. As’ın açıklamaları böyle.Bunu İbni Sad (h.230.ö), İbni Kuteybe (h.276.ö), İbni Abdilberr (h.463.ö), İbni Asakir (h.571.ö), İbni-1 Cevzi (h.597.ö), Muhübiddin Taberi (h.694.ö), Hindi (h.975.ö) gibi bir­ çok İslam düşünürü işlemişlerdir. Hatta İbni Abdilberr bununla ilgili üst üste dört ayrı hadis aktarmıştır. (365) 365. a) Hindi, Kenzii-1 Ummal, cilt 12/662-665, no: 36013 b) Hindi bunu İbni Sad’ın(h.230.ö) Tabakat’ından aktarıyor c) İbni Asakir, Tarih-ü
Sayfa 175 - Berfin·Kitabı okudu
Araştırma inceleme din islam
Yeryüzünde beni sorgulamayan, bana işkence yapmayan insan var mıydı gerçekten? -Stefan Zweig
Sayfa 42 - - Stefan Zweig |
"Tanrım, beni dostlartmdan koru; düşmanlarımın icabına ben bakabilirim." Voltaire, 1 694-1778
"Gece başladığında Fouquet dünyanın zirvesindeydi. Sona erdiğindeyse en dibe batmıştı." Voltaire, 1 694-1 778
Reklam
Reklam