Sultan el-Eşref Halil suikasta uğrayınca yerine çocuk yaştaki kardeşi el-Nâsır Muhammed geçirilmişti. Ancak çocuk sultanın otoritesi yoktu; devlet aslında naip Zeynüddin Ketboğa ve Alemüddin eş-Şücaî gibi güçlü emirlerin elindeydi. Ketboğa, önce rakibi Şücaî'yi ortadan kaldırdı, ardından el-Nâsır Muhammed'in "yaşının küçüklüğünü" bahane ederek onu tahttan indirdi ve Kerek Kalesi'ne gönderdi. Böylece Memlûk tarihinde ilk kez, hanedan dışından biri (Moğol asıllı Ketboğa) sultanlık makamına oturdu.
"Bu tedbiri alıp duruma hâkim olduktan sonra 694 yılının Muharrem ayının dördünde Ketboğa’yı tahta oturttular. Tahta oturmakla melik olacağını sanıyordu. Sonunun yaklaştığının, talihinin bittiğinin farkında değildi. Onun tahta oturması bir talihsizlikti."
Ömer yatımda şu babadır, şu evlattır diye torpil yoktu. Bir gün Mısır’da evimdeyim; baktım biri kapı çaldı. Açınca gördüm ki Ukbe b. Haris ile halife Ömer’in oğlu Abdurrahman. Bunlar içeri girmek istiyorlardı. Ben buyurun gelin dedim ve yanıma geldiler. Baktım ki boyunlarını bükmüşler, üzerlerinde suçluluk görüntüsü var. Anlatmaya başladılar. “Biz ikimiz dün içtik ve sarhoş olduk. Dinen cezası neyse uygula” dediler. Ancak ben ceza vermek istemeyince halife Ömer’in oğlu Abdurrahman bana, uygulamazsan görevini yerine getirmediğini babama anlatacağım dedi. Bu durumda mecbur kaldım. Halife Ömer’in diğer oğlu Abdullah onların başını tıraş etti. Çünkü o zaman bu cezaya çarptırılan kişilerin önce başları tıraş ediliyordu. Ondan sonra her ikisine de gerekli cezayı verdim/uyguladım ve konu orada kapandı. Bir gün baktım Ömer’den bana bir mektup gelmiş, “Hemen oğlum Abdurrahman’ı acilen yanıma Medine’ye gönder” diye emir
vermişti; ben de gönderdim, ayrıca bir mektup da yazdım, cezanın uygulandığına ilişkin onu bilgilendirmek istedim. Oğlu onun yanma varınca Ömer mektubumu göz önüne almıyor ve oğluna bir daha ceza veriyor. O sırada oğlu feryat edip baba hastayım, katilim olacaksın dediği halde Ömer dinlemiyor. Ceza uyguladıktan sonra bir de onu hapsediyor ve adam bundan dolayı vefat ediyor. Evet; Mısır valisi Amr b. As’ın açıklamaları böyle.Bunu İbni Sad (h.230.ö), İbni Kuteybe (h.276.ö), İbni Abdilberr (h.463.ö), İbni Asakir (h.571.ö), İbni-1 Cevzi (h.597.ö), Muhübiddin Taberi (h.694.ö), Hindi (h.975.ö) gibi bir çok İslam düşünürü işlemişlerdir. Hatta İbni Abdilberr bununla ilgili üst üste dört ayrı hadis aktarmıştır. (365)
365. a) Hindi, Kenzii-1 Ummal, cilt 12/662-665, no: 36013
b) Hindi bunu İbni Sad’ın(h.230.ö) Tabakat’ından aktarıyor
c) İbni Asakir, Tarih-ü