Uzun zamandır çok özlediğim biri var. Hisleri çok kuvvetli bir dost ile konuşurken başka biriyle bir
şeyler yaşamış olabileceği hakkında bir şeyler söyledi bana.Çok üzüldüm, kafa dağıtmak için daldım kitaplara.İşte tam da o gece bitirdim Melanie Klein,Melanie Klein’i. Bu tesadüf olamaz, evrenin elbet bir mesajıydı bana. Son akşam yemeklerinde konuştukları bana kendi hikayemi hatırlattı: İnsanlar başkalarıyla birlikte olsalar da bazı ruhlar çifttir ve bu değişmez.Herkes bakar ama göremez,fark edemez.Gün sonunda yine kadersel bağı olan insanların yolları kesişir.
Gülseren BudayıcıoğluMadalyonun İçi
Topluma karışıyoruz. Etrafımızdan geçen sayısız insan. Kimlerin ne dertleri var, nelerle boğuşuyor her biri? Bazen insanlar hakkında çok şey bildiğimizi sanıyoruz ama aslında hiçbir şey bilmiyoruz. Kimlerin hangi savaşları verdiğini, nasıl yollardan geçtiğini…Birçok duygu durumu, kayıplar, kazançlar, sevinçler, hüzünler. Bunların hepsi bizi biz yapan duygular ve hayatın bir parçası. Bu kitabın her bölümünde birçok duyguyu hissetme, empati kurma, bambaşka hikayelere tanıklık etme fırsatı yakaladım. İşte bu yüzden Gülseren Budayıcıoğlunu ve eserlerini seviyorum.
Çok değer verdiğim ve saygı duyduğum Doçent Doktor Müge Bekman hocamın doktora tezinin revize edilerek kitaplaştırılmış halidir.
Akademik bir dil kullanılmakta olup 4 ana başlık üzerinde durulmuştur
1-Dijital Meyda
2-İnternet ve Medya Bağımlılığı
3-Gelişmeleri kaçırma korkusu(Fear of missing out)
4- Kompülsif Çevrim İçi Satın Alma
Geçmiş zamanlardan bugüne kadar meydana gelen teknolojik gelişmelerin kişiler üzerindeki ve medya üzerindeki etkilerinden, tarihsel sürecinden bahsedilmiş. Bu gelişmelerin insan üzerindeki etkileri yer almakta. Oldukça geniş bir kaynakçaya sahip olup bilimsel atıflar ile zenginleştirilmiş.
Okurken çok zevk aldığım ve bilgi sahibi olduğum bir kitaptı.
Bazı biyolojik yeni terimlerle karşı karşıya kaldığım, harika tavsiyelerin bulunduğu, ara ara küçük öykülerin de eklenmiş olduğu bir kitaptı.
Beyinin ne kadar kusursuz olduğunu ve sadece onu hakkıyla keşfedip en iyi şekilde kullanılması gerektiğini birkez daha hatırlattı!
Hafızamızı iyi bir şekilde kullanabilmek için hayal gücünün önemi üzerine oldukça durulmuş ve şifreleme yöntemleri ile bazı tüyolar verilmiş. Kimisi çok mantıklı gelirken kimisini okurken de "Bunu yapacağıma direk saf bilgiyi öğrenmek çok daha mantıklı değil mi, şifreleme de bir yere kadar!" diye düşünmedim değil. Yanılıyor olabilirim tabi, kendi düşüncelerim.
Genel anlamda beğendim ama...
Kitap belli bir kişiyi ele almamakta. Her bölümde farklı bir kadın ve hikayesi anlatılmaktadır.
Her kadının okuması gereken bir kitap ki kendi hemcinslerinin neler yaşadığını görsün ya da kişi kendi benzer şeyleri yaşıyorsa yalnız olmadığı öğrensin, dersler çıkarsın.
Her erkeğin okuması gereken bir kitap ki, kişi kadın ruhundan bi haber olmasın. Kadını, kadının düşünce yapısını anlayabilsin.
Gülseren Budayıcıoğlu'nu tanıdığımda insanların ikiye bölündüğü şu soru ile karşılaşmıştım: "Seanslarda geçen diologların, kimlik saklanıyor olmasına karşın böyle paylaşılması ne kadar etik?" Açıkçası psikoloji eğitimine sahip değilim, dolayısıyla bu konuda yorum yapacak bir statüye sahip değilim. Ancak düz bir vatandaş/okur olarak fikrim şudur ki, birçok insanın yaşadığı problemleri gözler önüne serip insanları bilinçlendirmek üzere kaleme dökülmüş bu kitaplar ya da dizi haline gelmiş eserleri benim için bir başarıdır. Çünkü nesilden nesile aktarılmış bazı yanlışlar, eksikler gözler önüne serilmeli, okunmalı ki bu yanlışlar düzelsin ve insanlar bilinçlensin.
İnsanlara iyice bakın. Derinlerde herkesin bir yarası var. Herkes kendi yolunda yürürken belli savaşlar veriyor. Bu noktada insanı daha iyi anlayıp tanıyabilmek için bu tarz psikoloji kitaplarını okumayı, incelemeyi seviyorum.