"Fakat nereye? Dünyada yalnız yaşanır mı? Ama insan ahbap bulur! Kimi? Ben nereden ahbap bulurum? ... Acaba ben kendim mi tuhaf bir insanım? Belki beni de etrafımdakiler manasız bulurlar. Hatta sıkıcı. Ama Ömer böyle bulmuyor. Ya günün birinde o da benden sıkılmaya başlarsa? Eyvah..."
Sol elini çaresizlik ifade eden bir hareketle ağzına götürüyor ve kendi kendine "Sus! Sus!" der gibi avcunun içiyle dudaklarını bastırıyordu.
Ömer ise, Macide'den sıkılmak şöyle dursun, diğer taraflarda bunaldıkça ona gidip derdini dökmeyi, ona yanaklarını okşatmayı düşünerek kuvvet bulmaya ve daha birçok şeye tahammüle çalışıyordu.
“her seferinde
tam ortasına
dalıyorum bu belanın
her seferinde bırakıyorum
söylesin ne güzel olduğumu
yarı kanıyorum
her seferinde atlayıp
tam düşecekken
beni yakalayacak sanıyorum
umutsuz bir aşığım
bir hayalperest
ölümüm bu yüzden olacak”