C. bir yaşındayken hayatın ilk talihsizliğiyle karşılaşır, annesini kaybeder lakin teyzesinin şefkatli kollarında büyüyerek tutunur hayata, sarar yarasını. C. nin babası ise oğlunun içindeki tüm boşluk bir yana yalnızca cebini doldurmakla yetinir. Babasının tüm sevgi ve ilgisi kadınlaradır, evdeki hizmetçilere ve diğer kadınlara. C. için bu ilk zamanlar çok yaralayıcı değildir, babasının bıyıklarını burup evdeki kadınlara uyguladığı taciz güçlü bir nefret uyandırsa da bununla başa çıkabiliyordur. Teyzesi vardır, onun güzel gözleri ve sıcacık kolları. Bıyıksız olacaktır büyüyünce kadınların bacaklarına ise asla bakmayacaktır. Teyzesi vardır, bir tutamağı. Sonra o ikinci talihsiz gün gelir, teyzesinin babasının metresi olduğunu öğrendiği gün. Bir anne sembolünün de öldüğü gündür o gün , işte şimdi yapayalnız kalmıştır hayatta, tutamaksız. İşte tüm bu yaşananlar cepleri dolu lakin içerisinde ki kocaman boşlukla sokaklara salar C. yi. Aramaya. Bir kadını, gerçek sevgiyi aradığını söyler. Oysa aradığı bir annedir, bir teyzedir ve belki de babası gibi dokunmak istediği bir çift bacaktır... Belki de dediği gibi yalnızca ''sevgi''dir.
Hangisidir, bu C. nin sorusu, sorunu.
Peki biz ne arayarak geçiriyoruz ömrümüzü, yoksa oldukça gülünç tutamaklara tutunup içimizde ki boşluklara sırtımızı mı dönüyoruz? Bu da bizim sorumuz, sorunumuz.
''Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez. Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
Çoğunuzun bildiği bir gemi: Titanic
Çoğunuzun bildiği bir kitap: Ömer Hayyam- Rubaiyat
Ve şimdi bir kitap daha: Amin Maalouf-Semerkant
Ne mi anlatmaya çalışıyorum! Semerkant, Amin Maalouf'un tarihi bir takım gerçeklerle doğunun o büyülü sıcaklığını kaynaştırıp yazdığı bu değerli eserin nasıl doğduğunu!
Kimilerine göre İran, 3 büyük adam yetiştirdi. Dünyayı gözlemleyen Ömer Hayyam, zamanın efsane veziri Nizamülmülk ve dünyanın kendisinden korktuğu Hasan Sabbah( Haşhaşin Tarikatı Lideri). Semerkant bu üç büyük adamın hikayeleriyle neredeyse bin yıl sonrasında Ömer Hayyam'ın el yazması kitabının peşine düşen onu bulup ve Titanic' de tekrar yitiren Lesage'nin hikayesi. İki farklı zamanın çevresinde oluşturulmuş bir roman. Bin yıl öncesiyle sonrası arasında ise değişen çok şey var, o güneşin baktığı en güzel yüz olan şehir, şehirlerin şahı, Semerkant çok değişti. Oysa değişmeyen şeyler de var elbet, asla eskimeyen şeyler: aşk. Ömer hayyam ve Cihan. Bin yıl sonra ise Benjamin O. Lesage ve Şirin.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 200174,8bin okunma