Silent

Silent
@733678_

Silent

, bir kitap okudu
Puan vermedi·144 syf.··
2020 2. kitabı
Rasim Özdenören
8/10 · 21,6bin okunma
Reklam
7/10
·471 syf.··
2019 4. kitabı
Gog, parası derya deniz olan bir abimiz. Fakat huzuru da bir o kadar kıt. Hayata dair cevaplanmamış soruları ve hiç bilmediği konulara karşı merakı da çok. O yüzden, işi gücü bırakıp oradan oraya gitmeye başlar tabi siz de peşinden. Farklı ülkelerde, bambaşka şehirlerde, farklı alanlarda isim yapmış veya hiç bilinmeyen yüzlerce insan. Dolanıp durduk. Öyle farklı fikirler duyduk ki şaşırdık kaldık. Yok yok pek kaldık sayılmaz, toparlandık başka yere gittik yeniden. Yeniden, yeniden. Örnek mi istersin, vereyim. Freud'a gittik. Einstein'a, Salvador Dali'ye, Lenin'e, Ford'a. Bilmediğim siyasiler, sanatçılar, politikacılar, kimler kimler... Ne mi öğrendik, ah sen de canım! Bilirsin uzun uğraşlar hep mütevazı bir kapıya çıkar, bilenen bir cevaptır aranan aslında. İşte ona İnancını güçlendirmek için gezinir durursun. Okur, öğrenirsin. Aslında en başından beri bildiğin o amaç için. Ne mi o? tabi ki de söylemeyeceğim şuna bak, ben boşuna mı okudum 470 sayfalık kitabı. Haha, inanmadın değil mi, şaka yapıyoruz şurada :D Gog, bunca uzun yoldan, sınırsız isteklerden, bilimlerden, bilgiçlerden, parası için peşinde dolaşan ucubelerden sıkılır. Bunca zenginlikte mutlu olamadım, onca adamla tanışıp konuştum biri bile yüreğime bir parça huzur katamadı der, sinirlenir ve kendini sefalete, yokluğa verir. Günlerce aç ve bitap gezindikten sonra küçük bir kızın ona ekmeğini verdiği an oturur taşlar, o ne güzel kızdır, o ne güzel ekmek!
GogGiovanni Papini · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,412 okunma

Silent

, bir kitap okudu
Puan vermedi·170 syf.·
2020 1. kitabı
Viktor E. Frankl
8.2/10 · 51,4bin okunma
Hem zaten geleceği kuran, geçmişe dönük özlemlerimiz değil de nedir?
Sayfa 36
Puan vermedi
Karnı tokların açlığı, içi sevinçle dolu olanın acıyı küçümsemesi kabul edilir değildi. Doktor Adrey'in ise düştüğü hata buydu. O dışarıdaydı, her ne kadar akıl hastanesinin doktoru olsa da akşamları votkasını yudumlayıp saatlerce kitap okuyabiliyordu. Ama okuduklarından öğrenemediği bir şeyler vardı, yaşayarak öğreneceği bir şeyler. Doktor umarsız bir aydındı(!) hastanede hastalarının iyileşip daha rahat koşullarda yaşaması adına kılını dahi kıpırdatmıyordu. Çünkü bunun bir önemi yoktu. Akıl hastaneleri ve hapisaneler varsa elbette içerisinde insanlar da olmalıydı kimin olduğu da boş bir tesadüften ibaretti. Önemli olan içine yönelmekti. Diyojen fıçının içinde yaşıyordu ama krallardan daha mutluydu, diye düşünüyordu doktor. Oysa Ivan(akıl hastanesindeki hasta) bunun tam tersini söylüyordu. O acının ne demek olduğunu biliyordu ve akıl hastanesinde çürüyen de oydu. Doktor kasabadaki kimseyi beğenmezdi, bu beğenmezlikse ona oldukça pahalıya patlamıştı. Çünkü kasaba da bulamadığını altıncı koğuşta buldu. Bu durum da ileride kendine dair şu teşhisi koyamasını sebep olacaktı, kendime bir arkadaş buldum ama o da deliydi. Ivan'la sürekli konuşmaları ve diğer hastalarla ilgilenmemesi sebebiyle doktorunda artık hasta olduğu düşünüp iyileşmesi için hastaneye yatırırdılar daha doğrusu hapsettiler. Artık doktor ve Ivan aynı yerden bakıyordu hayata, doktor şimdi Ivan'a anlattığı gibi acı nın da sevincin de bir önemi yok mudur diyecek, ha içerisi ha dışarısı önemli olan kendi içimiz mi diyecek,  kralların tahtı ya da diyojenin fıçısı önemli olan hakikate ermek mi diyecek bunu da 68 sayfalık kitabı okuyup sonunda sizin öğrenmenizi istiyorum. İyi okumalar :)
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,3bin okunma
Reklam