75- Midye, karides gibi deniz ürünlerinin haramlaştırılması
76- At, eşek, vahşi hayvan etlerinin haramlaştırılması
77- Böbrek gibi bazı organların mekruh sınıfına sokulup, yenmesinin çirkin gösterilmesi
Kur'an'da "miskin" kelimesi birçok yerde geçmektedir; anlamı yalnızca maddi yoksunluğu değil, güçsüzlüğün en derin hâlini ifade eder. Kimi zaman denizin ortasında fırtınaya kapılmış, çaresizliğin sınırına itilmiş yolcuları haber verir (18/79); kimi zaman evine ekmek götüremeyenleri, toplumun merhametine muhtaç bırakılanları anlatır (2/184; 2/215); kimi zaman da himayesiz bırakılmış, kendini savunacak gücü kalmamış insanları işaret eder (4/36; 17/26). Başka bir yerde, toprağa yapışmış hâlde hayata tutunmaya çalışan kimselerin hâlini tasvir ederken (90/16) başka bir yerde ise yalnız açlık değil, kimsesizlik ve korunmasızlık hâliyle birlikte anıldığı da görülür (76/8).
Miskin kavramı, bütün bu ayetlerde ortak bir özellik taşır: Hayatın yükü altında hareket edemeyecek kadar güçten düşmüş insan. Mâûn Suresi'ndeki vurgu da tam buradadır: Miskinin yemeğe, rızka, yardıma ihtiyacı olduğu kadar; görülmeye ve fark edilmeye de ihtiyacı vardır. Bu bağlamda "taâmi'l-miskîn" yalnızca aç bir insanı doyurmak değildir; düşmüş birini kaldırmak, çöküş hâlindeki bir ruhu fark etmek, desteğe ihtiyacı olana omuz vermektir. Çünkü miskin, çoğu zaman yardım isteyemeyecek kadar güçsüzdür.
Mehmed Ali Osmanlı sultanı tarafından sadık Mısır valisi olarak tayin edilmiş olmasına rağmen, 1831'de efendisine düşman olacak ve oğlu İbrahim'e Suriye'ye Batı tarzında eğitilmiş bir orduyla girmesi için emir verecekti. Bölgenin bazı tarihçileri "modern çağın" başlangıcını bu yıl olarak görürler. Filistinli tarihçi Adel Manna Filistin toplumu esasen Tanzimat reformları (1839-76) dönemine kadar değişmeden kaldığı için Mısır işgalinin modernleşmenin başlangıcı olarak görülmesini yanlış bulur. 1831 yılı ayrıca Osmanlıların Bağdat'ta Memlûk rejimini alaşağı ettiği yıldır. İronik olarak, başkente uzaklığına bakılırsa Bağdat İstanbul'dan dayatılan merkezi rejime yönelik girişimleri tecrübe eden ilk Arap eyaletiydi. Bu, giderek artan biçimlerde vergilendirmenin ve asker vasıtasıyla dayatılan daha etkin bir düzenin eşlik ettiği daha güçlü bir merkezi kontrolün siyasi modernizme eşit olup olmadığı sorusunu doğuruyor.