Tekrar odamdaki yatağıma döndüğümde tek istediğim, içimden gelen bir ses duymaktı. Sadece bir ses. Ne olursa! Mide gurultusundan bir şiire kadar. Hepsi kabulümdü. Kendimi dinlemeye, duymaya çalıştım saatlerce. Elimden geleni yaptım. Ama hiçbir şey. Tek bir ses, tek bir fısıltı bile gelmedi kulaklarıma. Ne yapmak istediğini bilmemek kadar acı verici bir şey daha yoktur. Ne istediğini bilememek insana verilmiş en yırtıcı işkence türlerindendir...
İster acıklı, ister mutlu; ister uzun, ister kısa... Film bitiyor bir gün. Olması gereken, olması gerektiği 'zaman'da oluyor... O 'an' 'ışık'lar yanıyor. Perdedeki görüntüler son'a eriyor. Seyrettiklerimiz hayal oluveriyor.
'Işık' ve 'ışıklar' var, artık.