Dünyanın sesini kıstı, sustu,
Ağaçlar köklerinden koptu gözünde.
Gecenin içinde bir taş gibi durdu,
Karanlık bir suyun dibinde.
Onu unutsun yollar,adını bilmesin rüzgar,
Kimse hatırlamasın geçtiği yerleri.
Bir daha doğmayacak bir güneş gibi,
Sönmek istedi usulca, iz bırakmadan.
Ey uzak şehirlerin solgun kandilleri,
Ey yağmura eğilmiş minareler,
Artık size değil,
Sessizliğe sığınan bir duaya benzer.
Zaman denen rüzgar savurdu onu,
Bir duvar gibi sustu yıllarca.
Şimdi kim anlar bu yarım kalmışlığı,
Bu dünyaya yanlış doğmuş adamı?
Ölüm bir kapıysa vurmadı,
Aralamadı pervazını bile.
Zambaklar ve gölgeler içinde,
Kendi eliyle çizdi sonunu.
Ve bir sabah,
Kimse bilmeden, kimse sormadan,
Bir pencerenin ardından seyretti
Yükselen bir bedenin boşluğa karışmasını.