Kâdı, fakîh, feylesof, allâme, tarihçi, sosyoloji üstâdı Abdurrahmân b. Muhammed b. Haldûn (d. 732/ ö. 808) “Mukaddime"sinde³⁶ şöyle demektedir:
“İlim öğrenmek için yolculuğa çıkmak ve hocalarla görüşmek öğrenmeyi ziyâdesiyle kemâle erdirir. Bunun sebeplerinden biri, insanın görüştüğü hocaların bilgilerini, ahlâklarını, ortaya koydukları anlayışlarını ve faziletlerini elde etmiş olmasıdır. Diğeri ise bir yandan bilgi edinirken diğer yandan da âlimlerle görüşerek onların öğretim usullerini kazanması ve doğrudan kendilerini model alarak öğrenmesidir. Şu da var ki, doğrudan ve bizzat hocayı örnek alarak ilimde meleke kazanmak ilmin çok daha iyi bir şekilde yerleşmesi ve kökleşmesini sağlar. Hocaların çokluğu nispetinde ilimde meleke ve derinlik kazanılır.
Aynı şekilde ilim ıstılahlar öğrenim sırasında, talebeye karışık gelebilir. Hatta talebelerden pek çoğu ıstılahların ilmin bir parçası olduğunu zannetmektedir. Oysaki talebedeki bu yanlış algılamayı ancak hocaların takip ettiği farklı yöntemlerle doğrudan teması giderebilir.
İlim ehli ile buluşmak ve birden fazla hocaya sahip olmak, öğretimde metot farklılıklarını görmesi sebebiyle talebeye, ıstılahları birbirinden ayırt etmede fayda sağlar. Böylece hem ilmi ıstılahlardan ayırır ve hem de ıstılahların, öğretimi muhafaza eden birer koruyucu olduğunu ve ilmî meseleler arasında ilgi kurabilmenin de birer usulünün bulunduğunu bilir. Meleke kazanma gücü derinlemesine ve sapasağlam artar.
Yine talebe değişik ve birden fazla hocadan doğrudan ilim alarak melekesini güçlendirmekle beraber kendi bilgilerini de tashih eder ve onları diğerlerinden ayırır. Bütün bunlar, Allah'ın ilim ve hidâyet yollarını kendisine kolaylaştırdığı kimse içindir.
Hâsılı hocalarla görüşerek, ilim adamlarından yüz yüze ilim alarak değişik faydalar elde