Gün 65
Puan vermedi·576 syf.··
2025 289. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2025 13:09
80 günə 100 kitab Gün 65. Kitab 85. “Başsız atlı” Mayn Ridin ən məşhur macəra romanlarından biridir. Əsər XIX əsr Texasında cərəyan edir və sirr, sevgi, ədalətsizlik mövzularını bir araya gətirir. Gecələr ortaya çıxan başsız atlı obrazı qorxu yaratsa da, romanın əsas gücü bu qorxunun arxasında duran insani səbəblərin üzə çıxarılmasındadır. Moris Ceraldın haqsız yerə günahlandırılması, cəmiyyətin ön mühakiməsi və şayiələrin gücü oxucuya düşündürücü mesaj verir. Luiza Poindexterlə olan münasibət isə əsərə romantik xətt qatır. Mayn Rid macəra ilə detektiv elementləri ustalıqla birləşdirərək oxucunu sona qədər maraqda saxlayır. “Başsız atlı” yalnız sirli hadisələrdən ibarət deyil, eyni zamanda ədalətin gec də olsa qalib gələcəyinə inananlar üçün təsirli və yadda qalan bir əsərdir.
Başsız AtlıVsadnik Bez Qolovı · 20213 okunma
Gilə
Puan vermedi·128 syf.··
2025 119. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2025 17:27
Vətən həsrəti ilə 85 il yaşayan Əşrəfin öz üreyindəki dərdi Əliyə danışdıqdan 3 gün sonra ölmesi, çox təsirli idi. İnsan bəzən öz dilini bilen birini axtarır dərdləşmək üçün, bəzən də ağlamaq üçün...
1000Kitap
GiləƏli Əkbər · Qanun Nəşriyyatı · 202061 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Hey gidi üstat hey!
Puan vermedi·512 syf.·
2025 35. kitabı
Merhabalardan bir demet. Spoi ve Gilleri bulunmamaktadır. Bir okurdan da görüp uyguladığım gibi önce yazarı araştırır, okur, tanıyabildiğim kadar tanırım... - Biz şairi biliyoruz sen kitaba geç. Baaalım ne kadar tanıyorsun. Çay kahve al istersen, biraz uzun. Dikkat et çenen çıkmasın, çünkü çok şaşıracaksın. Ööle şaşıracaksın yani. Eğitim, Öğrenim Hayatı Necip Fazıl, 26 Mayıs 1904'te Çemberlitaş'ta doğmuştur (O kadar da uzun değil şimdi abartmamak lazım). Asıl adı Ahmet Necip'dir. Varlıklı bir ailenin çocuğudur. Ahmet Necip eğitimine mahalle mektebinde başlamıştır. 1912'de Gedikpaşa'daki Fransız Frerler Okulu'na geçmiştir. Bir süre sonra bu okuldan ayrılıp Amerikan Koleji'ne devam etmiştir. Bu okulu sevmiş, ancak "haylazlık" yüzünden kovulmuştur. Ardından Büyükdere'de Emin Efendi Mahalle Mektebi'ne geçmiş ama orada da uzun süre kalamamıştır. Daha sonra sırasıyla İstanbul Büyük Reşit Paşa Numune Mektebi ve Vaniköy'deki Rehber-i İttihat Okulu'na devam etmiştir. Sonra da ailevi nedenlerle Heybeliada Bahriye Okulu'na girmiştir. Ahmet Necip olan adı bu okulda Necip Fazıl'a dönüşmüştür. O günlerde hasta yatağındaki annesi Necip Fazıl'ı şiire yönlendirmiştir. Bu okulda Batı kültürüyle, Batılı bilim sanat insanlarının yazdıklarıyla tanışmıştır. Necip Fazıl 1921 yılında Darülfünun Felsefe bölümüne girmiş, orada Ahmet Haşim, Faruk Nafiz, Yakup Kadri, Nâzım Hikmet, Ahmet Kutsi, Ahmet Hamdi, Peyami Sefa gibi dönemin ünlü edebiyatçıları ile tanışmıştır. İlk şiirlerini de o yıl yayımlamış ve daha sonra O ve Ben adlı eserinde belirteceği gibi, "kendisini artık dünyada tanımayan tek kişinin kalmadığını, kahvede, sokaklarda, salonlarda hep ondan konuştuklarını" sanmaya başlamıştır. Daha sonra hükümet bursuyla Paris'te Sorbonne Üniversitesi'ne girmiştir. Burada ünlü filozof Henri
ÇileNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202325,2bin okunma
Spoiler içerir
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2023 17. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2023 02:59
Hikaye; Filby, Ruhbilimci, İl Başkanı, Hekim, Delikanlı, hikayeyi kaleme alan kişi ve Zaman Gezgini’nin bulunduğu bir odada Zaman Gezgini’nin zamanın 4.boyut olduğunu ve zamanda hareketin –tıpkı diğer boyutlarda hareket gözlemlendiği gibi- mümkün olduğunu açıklamasıyla başlar. ‘’herhangi bir gerçek cismin dört yönde uzantısı olmalıdır: Uzunluğu, Genişliği, Kalınlığı ve Sürekliliği olmalıdır. Ama insan doğasının birazdan açıklayacağım bir zaafı yüzünden görmezden gelmeye yatkınızdır. Aslında dört boyut vardır, bunların üçüne Uzay’ın üç düzlemi diyoruz, dördüncü ise Zaman’dır. Ama ilk üç boyut ile dördüncü boyut arasında gerçek dışı bir ayrım yapma eğilimindeyizdir, bunun nedeni bilincimizin hayatımızın başından sonuna kadar bu dördüncü boyut boyunca kesik kesik ilerliyor olmasıdır.’’ –sayfa 4 Zaman makinesinin maketinin Zaman Gezgini tarafından sergilenmesi ve inanmaz bakışlar altında zamanda yolculuğa gönderilmesiyle devam eden hikaye, günler sonra Zaman Gezgini’nin ünlü bir gazetenin Yayın yönetmeni, Hekim, Psikolog, Gazeteci, hikayeyi kaleme alan kişi ve Ruhbilimci’nin oturduğu yemek masasına üstü başı toza bulanmış, topallayarak gelmesiyle sürüyor. Zaman Gezgini kısa bir izin isteyerek temizlenip masaya geri geliyor ve yaptığı zaman yolculuğundan bahsediyor. Sekiz Yüz İki Bin Yedi Yüz Bir yılına gerçekleştirilen yolculukta, toplumun iki sınıfa ayrıldığı anlatılmaktadır. Geleceğin dünyası ayrılacılıklı insanların; güzel, narin ve tembel Eloi’ların rahat ve kaygısız yaşam sürdükleri yer üstünden ve yer altında yaşayan Morlock’lardan oluşmaktadır. İnsanlar arasındaki sınıf ayrımını net bir şekilde belirten ve gelecekte bu sınıf ayrımının yaratacağı sorunları ustalıkla işleyen yazar sayfa 63’te bu noktaya gelirken geçirilen süreci şöyle anlatmaktadır: ‘’Bir zamanlar
Zaman MakinesiH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202437,2bin okunma
7/10
·344 syf.··
2021 7. kitabı
İlk öncə deməliyəm ki,kitabı oxumağımın iki səbəbi var idi. İlk 85%-lik səbəb kitabın adı; ikinci 15%-lik səbəb çox insanın dilində olması idi. Lakin kitab gözlədiyim qədər böyük bir təəssürat yaratmadı. Bendy Vuenin yalnızlıqdan şizofren olduğunu deməzdim, uşaqlıqdan problemli olan biri imiş və özü qarışıq bir neçə insanın da həyatını puç etdi. Əsərin ilk başları çox cansıxıcı, daha doğrusu əttökənliklə başlasa da sonda azda olsa, müəyyən qədər kədər hissi oyada bilmişdi. Ya əsərin adından,ya da bilmirəm niyə Enovarın orataya çıxdığı andan şizofreniyanın başladığını sezmişdim. İnarə Vahidin öldüyünün( bir dəqiqə öldürdüyünün) fərqinə vardıqdan sonra çox,amma çox istərdim ki, Enovarın da fərqinə özü varsın ki,əsərdə bunu Rafael və Bendinin başına beton salandan sonra arzu dalınca qaçdığı sonra da Bendiyə həyat hekayəsini yazdırdan Elzanın axtarışı ilə sona çatır. Sonluq nə gözlənilməz deyildi, Bendy Vuenin dili ilə desək "apar cəhənnəmə qoy gəl".
Düşünce
Yalnızlıqdan ŞizofreniyayaOar · Qanun Neşriyat · 2017624 okunma
ATATÜRK ATEİST MİYDİ
10/10
·393 syf.··
Beğendi
·
2020 174. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2020 19:02
Bir insanın kendine karşı en büyük ödevi hakikati keşfetmektir. (#73093133) __________ En hoşlanmadığım hususların başında aklımla dalga geçildiği hissi yaşamak veya başka bir ifadeyle aldatılmışlık hissi yaşamak gelir. Bu hissi en çok yaşadığım hususların başındaysa Atatürk’ün şahsının ve onun icraatlerinin din ve laiklikle ilgili kısımlarının gizem bulutu arkasına saklanması veya kasıtlı/kasıtsız çarpıtılarak aktarılması gelir. Çünkü onun bu konudaki sözlerinin, yaptığı işlerin geçtiği ilk elden kaynaklara ulaşmak deveye hendek atlatmaktan daha zor olabiliyor. Eğer internet olmasa katiyen bu kaynaklara ulaşamayız. Böyle olunca onu sevenler başka sevmeyenler başka iddialarda bulunuyor ve her iki tarafta aslında gerçeği değil de kendi gerçeklerini yaratmaya çalışıyorlar. Örneğin, bir tarihçi defalarca basılan kitabında ve çıktığı televizyon programlarında Atatürk’ün, ordusuyla Filistin’e inerim dediği iddiasını ballandıra ballandıra dile getirebiliyor. Bu iddianın kaynağı olarak verdiği Hakimiyeti Milliye gazetesiyse iddianın geçtiği 1937 yılında yok! Sanırım üç yıl önce Ulus adını alıyor ancak bu gazetenin de o sene içinde hiçbir yayınında yine bu iddia yok. Ayrıca bu konu hakkında İçişleri bakanı Şükrü Kaya’nın falanca tarihinde Cumhurbaşkanına durumu haber ettiğini söylüyor lakin yine verdiği belgeye göre falanca tarihte değil, ondan birkaç ay öncesinde haber ettiği geçiyor ama Cumhurbaşkanına değil, Başbakanlığa haber ettiği görülüyor. Son olarak Atatürk’ün içinde tüm Hristiyan dünyasına adeta “adam ol, akıllı ol” tarzında verdiği bir demeci de yok. Olduğu rivayet edilmiş ve bu haber ta Hindistan’da bir gazetede de çıkmış. Bu tarz ortalıkta bir sürü haber, iddia dolaşır. Bunu Atatürkçü isimler çok yapıyor, bence amaçları halkın
Tarih
Din ve AllahDoğu Perinçek · Kaynak Yayınları · 201465 okunma