Batı ikiyüzlüdür. Türklere daha dün yapılan katliamlar dünyaya duyurulmaz iken soykırım olmadığı halde asıl haydutlar dünyada mazlum rollerini oynuyorlar. Sadece Hocalı mı? Kıbrıs Türklerinin Rumlar tarafından katliamı, Telafer ve Felluce katliamları, Balkanlarda Bosna ve Kosova, lrak'da Türkmenlerin katledilmesi, Kırım Türklerinin 1 945 'de Sibirya'ya sürülmesi
Sayfa 72 - Hocalı Katliamı·Kitabı okuyor
Alıntı
Muhterem Kâri, Kadın dediğimiz o cins-i latîf, cismi naif ve kendi afif abide-i hüsn; ben diyeyim erkek cinsi sakalını tıraş ettiği gün, siz deyin İngiliz gâvurunun basması, çарutu memleket hudutlarına duhûl ettiği gün yeryüzünden silindi, âdeta gaip oldu. Bazı aklıevveller "Üstadım, erkeğin sakalını tıraş etmekliğiyle ne münasebeti ola ki?" deyebilir. A gafiller, erkeğin tavizi daha neler nelere sebep oldu! "Pekiy efendim, İngiliz basması ne alaka?" Onu da bendeniz değil, Türk milleti cevaplasın: "Derenin gıyısında/ Ham teyek asmaları / Gızları yosma eden/ İngiliz basmaları" (bk. Ahmet Caferoğlu, 945 senesi, Ordu - Pınarçukuru Köyü). İngiliz gâvurunun memleketi kendi pazarına çevirdiği iktisat tavizleri, gâvur takvimine göre 1838 senesine yani Tanzimat Fermanı deye mektep kitaplarında belletilen melanetten bir sene evveline tekaddüm eder. Daha söze lüzum yokdur. Ehl-i irfân, ârife tarif gerek değildir, demişdir.
Sayfa 36·Kitabı okuyor
Edebiyat
Reklam
Onun tereddüt etmesine bile layık değil miyim?İçinde ukte de mi kalmayacak?
ÇALIŞ!
945. Efendi, kölesinin eline bir bel verdiği vakit, ona murâd zebansız ma‘lûm oldu. Bir efendi kölesinin eline bir bahçe beli verdiği vakit, “Al bunu da bahçeyi belle!” diye lafzan emir vermesine hâcet kalmaksızın, efendinin murâdı köleye ma‘lûm olur. 946. El, bel gibi O’nun işâretleridir; son düşüncülük onun ibâreleridir. Hak Teâlâ’nın insana el ve ayak vermesi “Çalış!” demesine işârettir. Ve kezâ insana uzakları gören akıl ve her işin sonunu düşünen fikir vermesi, hakîkatte çalış ve kazan diye sarîh bir ibâre ile emir vermesi demektir. Zîrâ bu akıl ve fikirden, senin bâtınında ale’t-tevâlî konuşmalar hâsıl olur. Ya‘ni sen kendi kendine, aklın ve fikrin vâsıtasıyla içinden konuşursun.
1000Kitap
Rasim Adasal da Avrupa'dan yeni gelmiş genç sinir ruh hekimlerinin "çekici" derslerini, laboratuar tatbiklerini izlemenin kendisi için ne kadar önemli olduğunu anlatırken eski bir tıbbiyeli olarak hocaları ile aynı heyecanı paylaşıyordu. Raşid Tahsin \'e Mazhar Osman gibi iki önemli ismin uzmanlık eğitim ve çalışmaları için Almanya'yı seçmelerinin Türk psikiyatrisinin Alman Oku­lu ve Kraepelin'in etkisi altında gelişmesine sebep olduğu kabul edilir. Bu çerçevede Koptagel-İlal, gerek hastalıkların sınıflandırılması, gerekse tanı ve değerlendirme yöntemlerinin uzun süre aynı paralelde ilerlediği ve Anglo­ Sakson etkisinin ağırlık kazanması için 1 945 'te, mezuniyet sonrası eğitimi için Amerika Birleşik Devletleri'ne giden hekimlerin dönerek eğitime ka­ tılmaya başlamasını beklemek gerekeceğini ileri sürer. Kraepelin'in Türk psikiyatrisindeki lükimiyetini sorgulayan isim olarak sadece İzzeddin Şadan 'ı tanıyoruz. O Türk psikiyatrisinin tek taraflı tam olarak anlaşılamayan bir Alman etkisi altında biçimlendirilmesine duyduğu tepkiyi dile ge­tirir:
Sayfa 50 - Tarih vakfı yurt yayınları 2015
Araştırma-İnceleme Tarih
Vladimir Kiev şehrini yönetirken, on iki oğlunu Kiev Rus'un on iki büyük şehrinin prensleri olarak yer­leştirmişti. Vladimir sırf kendisine tabi birleşik bir ulusal ordu da kurmamıştı. Onun yerine, herhangi bir ortak tehlike belirdiğinde komşu prensler elle­rindeki güçleri birleştiriyordu. Rus kaynakları, Hris­tiyan Vareglerin 944 yılında Kiev' de kendi kiliseleri olduğunu teyit etmektedir. 945 ila 957 yılları arasın­da bir tarihte, İgor'un karısı Prenses Olga (890-969) Hristiyan olmuştur, ama Kiev Rus'unu kitlesel olarak Hristiyanlığı kabule zorlayan, Olga'nın torunu Vladi­mirdi. Konstantinopolis'teki Ortodoks Patrik Kieve bir Metropoliten başpiskopos atıyor, o da Rus toprak­larındaki her knezliğe birer piskopos tayin ediyordu. Knezlikler birer piskoposluk bölgesi haline geliyor ve piskoposlar da bu bölgelerdeki rahipleri, kiliseleri ve dini işleri denetliyordu.
Reklam
Reklam